Washington’un en güçlü lobi örgütlerinden biri olarak bilinen Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC), bugün tarihinin en zorlu sınavıyla karşı karşıya. Onlarca yıldır ABD Kongresi’nde İsrail yanlısı politikaların şekillenmesinde başrol oynayan örgüt, hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti içinde artan bölünmeler ve değişen kamuoyu nedeniyle eski gücünü kaybediyor. Özellikle son dönemde Amerikan siyasetinde İsrail’e koşulsuz destek konusunun tartışılmaya başlanması, AIPAC’ın itibarını ve etkisini derinden sarsıyor.
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar Arasında Sıkışan Lobinin Yeni Gerçeği
AIPAC, uzun yıllar boyunca ABD’nin iki büyük partisi arasında köprü görevi gördü. Hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat kanatta güçlü bağlantılar kurarak, İsrail’e yönelik askeri ve diplomatik desteğin sürekliliğini sağladı. Ancak bu strateji, özellikle Barack Obama’nın başkanlık yaptığı dönemde çatlamaya başladı. Obama yönetiminin İran nükleer anlaşması olarak bilinen JCPOA’ya imza atması, İsrail hükümeti ve AIPAC tarafından sert bir şekilde eleştirilmişti. Bu gelişme, Demokratların önemli bir kesiminin İsrail politikalarına mesafeli yaklaşmaya başlamasının ilk sinyali oldu.
Ardından 2016’da Donald Trump’ın başkan seçilmesi, İsrail yanlısı politikaların Cumhuriyetçi Parti içinde daha da belirginleşmesine yol açtı. Kudüs’ün resmi olarak İsrail’in başkenti tanınması ve Golan Tepeleri’nin ilhakının onaylanması gibi adımlar, AIPAC’ın Cumhuriyetçilerle olan ittifakını güçlendirdi ancak Demokratlar arasında derin bir hoşnutsuzluk yarattı. Bugün gelinen noktada, örgütün iki partililik ilkesi neredeyse çökmüş durumda; zira İsrail politikaları, Amerikan siyasetinde partizan bir mesele haline geldi.
Değişen Amerikan Kamuoyu ve Yeni Nesil Politikacılar
AIPAC’ın karşılaştığı sorunlar yalnızca siyasi kutuplaşmayla sınırlı değil. Amerikan toplumunda, özellikle genç seçmenler arasında Filistin haklarına yönelik duyarlılık her geçen gün artıyor. 2024 yılı itibarıyla yapılan anketlere göre, Demokrat seçmenlerin önemli bir bölümü İsrail’in Filistin topraklarındaki politikalarını eleştiriyor ve ABD’nin daha dengeli bir yaklaşım benimsemesini istiyor. Bu değişim, Kongre’ye giren genç ve ilerici milletvekillerinin sayısındaki artışla da kendini gösteriyor. Örneğin, Somali asıllı Amerikalı Ilhan Omar ve Filistin asıllı Rashida Tlaib gibi isimler, AIPAC’ın etkisine açıkça meydan okuyor ve İsrail’e koşulsuz desteği sorguluyor.
AIPAC, bu yeni nesil politikacılara karşı hem siyasi hem de finansal olarak mücadele ediyor. Ancak örgütün sert muhalefeti, aslında kendi kısır döngüsünü besliyor. Özellikle 2024 Kongre seçimlerinde AIPAC’ın ilerici adaylara karşı Cumhuriyetçi adaylara finansal destek vermesi, Demokrat Parti içinde büyük bir infial yarattı. Bu durum, örgütün ‘iki partili’ kimliğine daha fazla gölge düşürdü ve geleneksel destekçilerini bile rahatsız etti.
Etkinliğin Sorgulanması ve Geleceğe Dönük Kaygılar
AIPAC’ın yaşadığı kriz, yalnızca siyasi etkisinin azalmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda örgütün finansal kaynaklarında da bir kırılma görülüyor. Büyük bağışçılar, örgütün izlediği agresif stratejilerden çekinerek desteklerini kesmeye başladı. Özellikle 2024 yılında AIPAC’ın bağış toplama faaliyetlerinin bir önceki döneme göre yüzde 20 azaldığı ifade ediliyor. Bu tablo, örgütün uzun vadede etkisini sürdürebilme kapasitesine dair ciddi soru işaretleri oluşturuyor.
Uzmanlar, AIPAC’ın bu krizden çıkabilmesi için yenilikçi bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguluyor. Geleneksel yöntemlerle, yani yalnızca para gücü ve lobi faaliyetleriyle bu tür bir kutuplaşmada etkili olmanın neredeyse imkânsız olduğu belirtiliyor. Örgütün, genç kuşaklara ulaşabilecek yeni bir dil geliştirmesi ve Filistin meselesinde daha dengeli bir söylem benimsemesi gerektiği ifade ediliyor. Aksi takdirde, AIPAC’ın Amerikan siyasetindeki ayrıcalıklı konumunu kaybederek tarih sahnesinden silinebileceği öngörülüyor.
Sonuç olarak, AIPAC’ın yaşadığı bu kriz, sadece bir örgütün değil, aynı zamanda ABD’deki İsrail lobisinin geleceğini de etkileyecek bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Demokrat Parti içindeki ilerici kanadın yükselişi ve kamuoyunun Filistin meselesine bakışındaki değişim, önümüzdeki yıllarda Washington’ın Ortadoğu politikalarında daha köklü değişiklikleri beraberinde getirebilir. Bu süreçte AIPAC’ın nasıl bir yol izleyeceği ise yalnızca örgütün değil, Amerikan siyasetinin dengelerini de derinden etkileyecek bir faktör olarak öne çıkıyor.