Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturmada, derneğin banka hesabındaki 44 milyon liranın önce 1 milyon dolara, ardından fiziki altına çevrilmesine ilişkin yönetim kurulu kararları mercek altına alındı. Savcılığın talebi üzerine bankadaki kiralık kasa açıldığında, kasanın içinde beklenen altınlar yerine ilaç ve kitaplarla karşılaşılması olayın boyutunu değiştirdi. Soruşturma kapsamında Haluk Levent’in yetkilendirildiği işlemlerde usulsüzlük olup olmadığı araştırılıyor.
Kiralık kasada altın yerine ilaç ve kitap çıktı
İddiaya göre, Ahbap Derneği’nin banka hesaplarındaki yüklü miktardaki para, yönetim kurulu kararıyla önce dolara, sonra da fiziki altına dönüştürülmüştü. Bu altınların saklanması için bankada kiralık bir kasa tutulduğu belirlendi. Ancak savcılığın kararıyla açılan kasada, Külçe altın yerine bir miktar ilaç ve bazı kitaplar bulundu. Bu durum, paranın gerçekte nereye harcandığı veya altınların başka bir yere taşınıp taşınmadığı sorularını gündeme getirdi.
Yetkililer, kasadaki ilaç ve kitapların ne amaçla konulduğunun ve bu eşyaların derneğin faaliyetleriyle ilgisi olup olmadığının araştırıldığını aktardı. Ayrıca, altınların kaybolup kaybolmadığı veya başka bir şekilde değerlendirilip değerlendirilmediği konusunda bilirkişi incelemesi başlatıldı.
Haluk Levent’in yetkileri inceleniyor
Soruşturma dosyasında, banka işlemlerinde Haluk Levent’in tek başına yetkilendirildiği yönünde kararların olduğu belirlendi. Bu yetkilendirmenin, dernek tüzüğüne ve ilgili mevzuata uygun olup olmadığı, ayrıca paraların amacı dışında kullanılıp kullanılmadığı sorgulanıyor. Levent’in ifadesine başvurulacağı ve bilgisayar ile telefon kayıtlarına el konulduğu öğrenildi.
Ahbap Derneği’nin özellikle deprem ve afet bölgelerinde yaptığı yardımlarla bilindiği, ancak kuruluşun mali işlemlerinin şeffaflığı konusunun daha önce de kamuoyunda tartışıldığı hatırlatılıyor. Bu soruşturmanın, Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının bağış toplama ve harcama süreçlerindeki denetim mekanizmalarını yeniden gündeme getirmesi bekleniyor.
Öte yandan, derneğe yapılan bağışların yoğun olduğu bilinen dönemlerde, bu paraların banka hesaplarında yüksek miktarlara ulaştığı, ancak yönetim kurulu kararlarıyla hızlıca farklı yatırım araçlarına çevrilmesinin dikkat çektiği belirtiliyor. Özellikle döviz kurlarında yaşanan dalgalanmaların fonun değer kaybetmemesi için alınan bu kararların, yasal zorunluluklar ve dernek amaçları doğrultusunda olup olmadığı, soruşturmanın kilit noktasını oluşturuyor.
Uzmanlar, sivil toplum kuruluşlarının bağış toplama ve harcama süreçlerinde daha şeffaf olması gerektiğini, aksi takdirde toplum güveninin sarsılacağını dile getiriyor. Türkiye’de son yıllarda birçok dernek ve vakfın mali tablolarının düzenli olarak yayınlanması yönünde çağrılar yapılıyor.
Hukukçular ise, dernek yöneticilerinin mali konulardaki sorumluluğuna dikkat çekerek, bu tür vakaların Türk Ceza Kanunu’ndaki güveni kötüye kullanma ve zimmet suçları kapsamında değerlendirilebileceğini ifade ediyor. Soruşturmanın genişletilerek, derneğin geçmiş yıllara ait tüm mali hareketlerinin incelenmesi istenebilir.
Elde edilen bulgular ışığında, savcılığın yakın zamanda yeni gözaltılar veya ifade çağrıları yapması olası görülüyor. Şimdilik soruşturma gizlilik kararıyla yürütülürken, kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından temkinli adımlar atılıyor.
Bu gelişmeler, Türkiye’de yardım kuruluşlarının mali işleyişine dair güven tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ahbap Derneği’nin ülke genelinde geniş bir gönüllü ağına sahip olması, bu soruşturmanın sonuçlarının toplumda nasıl karşılanacağını da belirleyecek.