AHBAP Derneği'ne yönelik kapsamlı soruşturma kapsamında ikinci dalga operasyon düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, aralarında dernek çalışanları ve bağış toplama sürecinde görev alan kişilerin bulunduğu 14 şüpheli daha gözaltına alındı. İlk operasyonda dernek kurucusu Haluk Levent'in de aralarında olduğu 21 kişi gözaltına alınmıştı. Böylece toplam gözaltı sayısı 35'e yükseldi.
Bağış paralarının akışı mercek altında
Soruşturma kapsamında, AHBAP'a yapılan bağışların şeffaflığı ve kullanım amacı detaylıca inceleniyor. İddialara göre, bağış paraları önce Haluk Levent'in asistanının hesabına aktarıldı, ardından Berkant Acil adlı kişiye ait hesaplara yönlendirildi. Savcılık, bu paraların dernek amacı dışında kullanıldığını ve bir vurgun düzeni oluşturulduğunu değerlendiriyor. Soruşturma dosyasında, 2020 yılından bu yana toplanan bağışların önemli bir kısmının usulsüz şekilde aktarıldığına dair güçlü deliller bulunduğu belirtiliyor.
Haluk Levent ve diğer şüpheliler
İlk operasyonda gözaltına alınan Haluk Levent, emniyetteki ifadesinde suçlamaları reddetti. Levent, "Bağışların tamamı dernek amacına uygun kullanılmıştır. Asistanımın hesabına aktarılan paralar, operasyonel kolaylık sağlamak içindir" savunmasını yaptı. Ancak savcılık, Levent'in ifadesini yeterli bulmadı ve tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi. Diğer şüphelilerin sorguları devam ediyor.
Soruşturma kapsamında, AHBAP'ın bağış toplama kampanyalarında kullandığı SMS hatları, banka hesapları ve kripto para cüzdanları da inceleniyor. Derneğin 2020-2024 yılları arasında toplam 2 milyar lirayı aşkın bağış topladığı, ancak bu paraların yalnızca yüzde 30'unun yardım faaliyetlerinde kullanıldığı iddia ediliyor.
Toplumsal tepki ve güven bunalımı
AHBAP'a yönelik bu operasyonlar, Türkiye'de yardım kuruluşlarına olan güveni sorgulamaya açtı. Özellikle deprem bölgesinde yoğun çalışmalarıyla bilinen derneğe yönelik bu iddialar, bağışçılar arasında tedirginlik yarattı. Uzmanlar, derneklerin mali şeffaflığının artırılması gerektiğini vurguluyor. Bu skandal, sivil toplum kuruluşlarının denetimindeki boşlukları bir kez daha gündeme taşıdı. Kamuoyu, soruşturmanın adil ve şeffaf yürütülmesini bekliyor.