Ağrı'da 3 yaşındaki Leyla Aydemir'in cansız bedeninin dere kenarında bulunmasıyla ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. Mahkeme, küçük kızın amcası Yusuf Aydemir'i 'canavarca hisle ve çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Gerekçeli kararda, Leyla'nın öldürüldükten sonra dere kenarına bırakıldığı belirtildi.
Gerekçeli kararda çarpıcı detaylar
Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi'nin hazırladığı gerekçeli kararda, sanık Yusuf Aydemir'in olay günü küçük Leyla'yı kaçırdığı, ardından boğarak öldürdüğü ve cesedini dere kenarına attığı ifade edildi. Kararda, otopsi raporuna da atıfta bulunularak, çocuğun boğulma sonucu hayatını kaybettiği ve vücudunda herhangi bir su alımına rastlanmadığı, dolayısıyla öldürüldükten sonra suya bırakıldığı kaydedildi. Mahkeme heyeti, sanığın eyleminin 'canavarca hisle' işlendiğine ve çocuğun savunmasızlığını kullandığına hükmetti.
Olayın geçmişi ve toplumsal yankıları
Leyla Aydemir, 2023 yılının Ağustos ayında Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde oyun oynarken kaybolmuş, ailesi ve köylüler tarafından aranan çocuğun cansız bedeni iki gün sonra dere kenarında bulunmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturmada amca Yusuf Aydemir gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Dava sürecinde ailenin ve kamuoyunun yakın takibi altında gerçekleşen yargılama, Türkiye'de çocuklara yönelik şiddet olaylarına karşı duyarlılığı bir kez daha gündeme getirdi. Leyla'nın ölümü, sosyal medyada büyük tepki çekmiş ve adalet çağrıları yapılmıştı. Mahkemenin verdiği ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, birçok kişi tarafından caydırıcılık açısından önemli bir karar olarak değerlendirildi.
Hukuki süreç ve cezanın anlamı
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu'nda en ağır cezalardan biri olarak kabul ediliyor. Bu ceza, infaz rejimine göre koşullu salıverilme imkanı bulunmayan, hükümlünün ölene kadar cezaevinde kalmasını öngören bir yaptırım. Mahkemenin bu kararı, çocuk cinayetlerinde toplumun adalet beklentisini karşılamaya yönelik bir adım olarak nitelendirilebilir. Ancak hukukçular, bireysel olayların yanı sıra çocuk koruma sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Leyla'nın acı hikayesi, çocukların ihmal ve istismardan korunması için daha etkili politikaların geliştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.