Ağrı Dağı'nın eteklerindeki Durupınar Formasyonu'nda yürütülen ve yıllardır tartışmalara konu olan Nuh'un Gemisi kazı çalışmalarının 2026 yılı sezonu tamamlandı. Kazı heyetinin başkanı Prof. Dr. Cenker Atila, sosyal medyada dolaşan iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu. Atila, buluntuların henüz geminin varlığını kanıtlamadığını ancak alanın jeolojik ve arkeolojik açıdan önemini koruduğunu söyledi.
2026 Kazı Sezonunda Neler Yapıldı?
Prof. Dr. Cenker Atila başkanlığındaki ekip, 2026 yaz aylarında Durupınar Formasyonu'nda yaklaşık iki ay süren kazı ve inceleme çalışmaları gerçekleştirdi. Ekip, formasyonun çevresinde jeoradar, manyetik ve sismik yöntemlerle yeraltı taramaları yaptı. Atila, "Bu sezon özellikle formasyonun kuzey ve batı kesimlerinde yoğunlaştık. Elde ettiğimiz veriler, alanın jeolojik yapısının daha iyi anlaşılmasını sağladı" dedi. Kazıda çıkarılan toprak ve kaya örnekleri, laboratuvar analizleri için üniversitelere gönderildi.
Nuh'un Gemisi Bulundu mu?
Prof. Dr. Atila, basın mensuplarının "Nuh'un Gemisi bulundu mu?" sorusuna net bir yanıt verdi: "Şu ana kadar elde edilen bulgular, burada bir gemi olduğunu kanıtlamaya yetmiyor. Ancak Durupınar Formasyonu, şekli ve boyutlarıyla uzun yıllardır dikkat çekiyor. Bilimsel çalışmalar devam ediyor." Atila, sosyal medyada "gemi bulundu" şeklinde yayılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı. "Kazı sezonunun tamamlanması, bir keşif yapıldığı anlamına gelmiyor. Bilimsel süreç sabır gerektirir" ifadelerini kullandı.
Durupınar Formasyonu Nedir?
Ağrı Dağı'nın yaklaşık 25 kilometre güneybatısında yer alan Durupınar Formasyonu, ilk olarak 1959 yılında İlhan Durupınar tarafından havadan çekilen fotoğraflarla fark edildi. 1980'lerden itibaren çeşitli ekipler tarafından incelenen alan, zaman zaman "Nuh'un Gemisi'nin kalıntısı" olarak lanse edildi. Ancak jeologlar, yapının doğal bir jeolojik oluşum olduğunu savunuyor. Prof. Dr. Atila da "Formasyonun doğal süreçlerle mi yoksa insan eliyle mi oluştuğu hâlâ tartışılıyor. Bizim görevimiz, bilimsel verilerle bu soruya cevap aramak" diye konuştu.
Kazı Çalışmalarının Tarihçesi
Durupınar'da ilk resmi kazı izni 1987 yılında verildi. O günden bu yana aralıklarla süren çalışmalara Türk ve yabancı bilim insanları katıldı. 2014 yılında Çinli ve Türk araştırmacıların ortak çalışması, alanda "petrifiye ahşap" olduğu iddia edilen örneklerin bulunmasıyla gündeme geldi. Ancak daha sonra yapılan analizler, bu örneklerin jeolojik oluşumlar olduğunu ortaya koydu. 2020'de pandemi nedeniyle ara verilen kazılar, 2021'de yeniden başladı. 2026 sezonu, Prof. Dr. Cenker Atila'nın başkanlığında yürütülen üçüncü sezon oldu.
Bilim Dünyasında Tartışmalar Sürüyor
Nuh'un Gemisi'nin varlığı, yalnızca arkeolojik değil aynı zamanda teolojik bir tartışma konusu. Kutsal kitaplarda anlatılan tufan hikâyesi, birçok kültürde farklı versiyonlarla yer alıyor. Bilim insanları, böyle bir geminin kalıntılarının bugüne ulaşmasının son derece düşük bir ihtimal olduğunu belirtiyor. Öte yandan, bazı araştırmacılar Ağrı Dağı'nın eteklerindeki jeolojik yapıların bu hikâyeyle ilişkilendirilmesinin, bölgenin kültürel mirası açısından önem taşıdığını savunuyor. Prof. Dr. Atila, "Bizim işimiz inanç değil, bilim. Bulgular neyi gösteriyorsa onu söyleriz" dedi.
Gelecek Sezon Planları
Kazı heyeti, 2027 sezonunda Durupınar'ın yanı sıra Ağrı Dağı'nın farklı noktalarında da incelemeler yapmayı planlıyor. Atila, "Özellikle formasyonun güneyindeki sedimanter yapılar ilgimizi çekiyor. Ayrıca bölgedeki diğer arkeolojik alanlarla karşılaştırmalı çalışmalar yürüteceğiz" diye konuştu. Elde edilen verilerin uluslararası hakemli dergilerde yayımlanması hedefleniyor. Atila, "Bilimsel sonuçları kamuoyuyla paylaşmadan önce titiz bir değerlendirme sürecinden geçiriyoruz. Bu yüzden kesin bir şey söylemek için erken" ifadelerini kullandı.
Bağımsız Değerlendirme
Nuh'un Gemisi tartışması, bilimsel merak ile popüler kültürün kesiştiği nadir alanlardan biri. Her yaz döneminde olduğu gibi bu yıl da kazı sezonunun sona ermesi, sosyal medyada spekülasyonları beraberinde getirdi. Oysa arkeoloji, sabır ve kanıt temelli bir disiplin. Prof. Dr. Cenker Atila'nın açıklamaları, bu dengeyi koruma çabası olarak okunmalı. Ağrı Dağı'nın eteklerindeki gizem belki de hiç çözülemeyecek; ancak bilimsel çalışmalar, bölgenin tarihine ve jeolojisine dair değerli bilgiler sunmaya devam ediyor. Önemli olan, inanç ve bilim arasındaki sınırı doğru çizmek ve her iki alanın kendi yöntemleriyle ilerlemesine saygı duymak.