Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde bulunan Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın dördüncü ünitesiyle ilgili devam eden davada hazırlanan bilirkişi raporu, tesisin neden olduğu hava kirliliğinin insan sağlığı, tarımsal üretim, su kaynakları ve ekosistem üzerinde “ciddi ve sürekli risk” oluşturduğunu belirledi. Raporda, santralin çevreye yaydığı zararlı maddelerin uzun vadede geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceği vurgulandı.
Bilirkişi raporunun detayları
Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın dördüncü ünitesine yönelik açılan davada mahkemece atanan bilirkişi heyeti, santralin faaliyetleri sonucu ortaya çıkan hava kirliliğinin boyutlarını inceledi. Raporda, tesisten salınan partikül madde, kükürt dioksit ve azot oksit gibi kirleticilerin, çevre köy ve ilçelerde yaşayan insanlarda solunum yolu hastalıkları, kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser riskini artırdığı ifade edildi. Ayrıca, kirliliğin tarım alanlarını olumsuz etkilediği, ürün verimini düşürdüğü ve su kaynaklarını tehdit ettiği kaydedildi. Bilirkişiler, mevcut durumun sürekli iyileştirme önlemleri alınmadığı takdirde daha da kötüleşeceği uyarısında bulundu.
Yerel halkın tepkisi ve hukuki süreç
Afşin-Elbistan A Termik Santralı’nın çevreye verdiği zarar yıllardır tartışma konusu. Bölge halkı, santralin faaliyete geçtiği günden bu yana hava kirliliğine bağlı sağlık sorunları yaşadıklarını dile getiriyor. Çevre aktivistleri ve sivil toplum kuruluşları, santralin kapatılması veya en azından filtre sistemlerinin güncellenmesi için uzun süredir mücadele veriyor. Yeni bilirkişi raporu, bu mücadelede önemli bir delil olarak değerlendiriliyor. Davanın seyri, hem çevre hukuku açısından emsal teşkil etmesi hem de bölgedeki diğer termik santrallere yönelik davaları etkilemesi nedeniyle yakından takip ediliyor.
Santralin enerji politikasındaki yeri
Afşin-Elbistan A Termik Santralı, Türkiye’nin en büyük linyit yatakları üzerinde kurulu olup, ülkenin enerji arzında önemli bir rol oynamaktadır. Ancak çevresel maliyetleri nedeniyle sık sık eleştirilmektedir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, santralin modernizasyonu ve çevre standartlarına uyum sağlaması için çalışmalar yürüttüğünü belirtirken, çevre örgütleri bu çabaların yetersiz olduğunu savunuyor. Raporun mahkeme tarafından nasıl değerlendirileceği, enerji-çevre dengesi konusunda yeni bir dönüm noktası olabilir.
Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve hava kalitesini iyileştirme hedefleri kapsamında, bu tür raporların bağlayıcı kararlara dönüşmesi bekleniyor. Ancak ekonomik kaygılar ve enerji talebi, çevre koruma önlemlerinin önünde engel olarak duruyor. Afşin-Elbistan örneği, fosil yakıt bağımlılığından yenilenebilir enerjiye geçişin ne kadar karmaşık ve zorlu bir süreç olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.