Almanya'da 6 Eylül'de yapılacak Saksonya-Anhalt eyalet seçimi, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin ilk kez bir eyalette hükümet kurup kuramayacağını belirleyecek. Anketler, AfD'nin oylarını artırdığını ve bu eyalette birinci parti konumuna yükseldiğini gösteriyor. Bu durum, Berlin'deki koalisyon hükümetini alarma geçirdi. Başkentte, AfD'nin olası iktidarına karşı istihbarat önlemlerinden mali kaynakların kısıtlanmasına kadar geniş bir yelpazede önlemler tartışılıyor.
Güvenlik duvarı çatırdıyor
AfD, kurulduğu 2013 yılından bu yana Almanya'da ana akım partiler tarafından bir "güvenlik duvarı" ile çevrilmiş durumda. Bu duvar, diğer partilerin AfD ile koalisyon kurmayı reddetmesi ve aşırı sağcı olarak nitelendirilen partinin hükümete katılmasını engellemeye dayanıyor. Ancak Saksonya-Anhalt'ta AfD'nin yükselişi ve Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ile Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) oy kaybı, bu duvarın aşılabileceği endişesini artırıyor. Eyaletteki anketlere göre AfD oyların yaklaşık %25'ini alırken, CDU %20'de kaldı. SPD ise %10'un altına geriledi. Bu tablo, AfD'nin diğer partilerin desteği olmadan tek başına iktidara gelebileceği senaryosunu güçlendiriyor.
Berlin'de önlem hazırlıkları
Federal hükümet, AfD'nin bir eyalette hükümet kurması durumunda ne yapılacağına dair senaryolar üzerinde çalışıyor. İstihbarat servislerinin AfD'ye yönelik gözetim faaliyetlerini artırması, partiye devlet destekli mali kaynakların kesilmesi ve anayasa mahkemesine başvuru seçenekleri masada. Anayasayı Koruma Teşkilatı, AfD'nin bazı kanatlarını aşırı sağcı olarak sınıflandırmış ve gözetim altına almış durumda. Ancak bu önlemlerin hukuki çerçevede nasıl uygulanacağı tartışılıyor. Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer, "AfD'nin Almanya'nın demokratik düzenine tehdit oluşturduğunu düşünüyoruz. Ancak yasal sınırlar içinde hareket etmek zorundayız" dedi. Öte yandan, AfD lideri Tino Chrupalla, partisinin "demokratik bir parti" olduğunu savunarak, kendilerine uygulanan "güvenlik duvarı"nın antidemokratik olduğunu söylüyor.
AfD'nin seçim stratejisi
AfD, Saksonya-Anhalt kampanyasında göçmen karşıtı söylemleri ve koronavirüs kısıtlamalarına yönelik eleştirileri öne çıkarıyor. Parti, eyaletteki ekonomik durgunluk ve işsizliğin yüksek olduğu bölgelerde destek buluyor. Ayrıca, Almanya'nın doğu eyaletlerindeki hoşnutsuzluk, AfD'nin oy tabanını genişletiyor. Parti, özellikle genç seçmenler arasında popülerlik kazanıyor. Sosyal medya hesapları üzerinden etkili bir kampanya yürüten AfD, geleneksel medyanın eleştirilerini "yalan haber" olarak nitelendiriyor.
Kamuoyu ne düşünüyor?
Almanya genelinde yapılan son anketler, halkın %70'inden fazlasının AfD'nin hükümete katılmasını istemediğini gösteriyor. Ancak doğu eyaletlerinde bu oran biraz daha düşük. Saksonya-Anhalt'ta yaşayan bazı seçmenler, mevcut partilere duydukları güvensizlik nedeniyle AfD'yi protesto oyu olarak değerlendirdiklerini ifade ediyor. Öğretmenlik yapan 45 yaşındaki Markus Weber, "CDU ve SPD yıllardır aynı politikaları sürdürüyor. AfD'ye oy vermek, onlara bir ders vermek istiyorum" diyor. Ancak Weber gibi düşünenlerin sayısı, AfD'nin sandıktan birinci çıkması durumunda koalisyon pazarlıklarının nasıl sonuçlanacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Uluslararası boyut
Almanya'daki bu gelişmeler, Avrupa genelinde de yankı buluyor. Fransa'daki Ulusal Birlik Partisi lideri Marine Le Pen, AfD'ye açık destek verirken, Polonya ve Macaristan'daki milliyetçi hükümetler AfD'nin başarısını "demokrasinin zaferi" olarak nitelendiriyor. Ancak Almanya'nın AB içindeki lider konumu göz önüne alındığında, AfD'nin bir eyalette iktidara gelmesi, Avrupa Birliği'nde göç ve bütçe politikalarında yeni tartışmalara yol açabilir. Brüksel'deki yetkililer, Almanya'nın federal yapısı nedeniyle bir eyaletteki iktidar değişikliğinin AB genelinde büyük bir etki yaratmayacağını, ancak sembolik açıdan önemli olduğunu belirtiyor.
Sonuç olarak, 6 Eylül'deki seçim, Almanya'nın siyasi geleceği açısından bir dönüm noktası olabilir. AfD'nin güvenlik duvarını aşıp aşamayacağı, sadece Saksonya-Anhalt'ı değil, tüm ülkeyi etkileyecek bir karar olacak. Bu durum, Almanya'nın aşırı sağla mücadelesinde yeni bir sayfa açılmasına neden olabilir. Ancak hiçbir şeyin kesin olmadığı bu süreçte, seçim sonuçlarının ne kadar belirleyici olacağını hep birlikte göreceğiz.