Demokrat Parti'nin iktidarda olduğu 1950-1960 yılları arasında Başbakanlık yapan Adnan Menderes, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin ardından Yassıada'da yargılandı ve 17 Eylül 1961'de idam edildi. İdamının üzerinden 65 yıl geçmesine rağmen Menderes, Türk siyasi tarihinde milletin iradesinin sembolü olarak anılmaya devam ediyor. Özellikle Türkçe ezan dayatmasını kaldırarak halkın büyük desteğini kazanan Menderes, darbe yönetimi tarafından "milli iradeye isyan" suçlamasıyla darağacına gönderildi.
Türkçe ezan yasağının kaldırılması ve halkın desteği
1950 öncesi tek partili dönemde, 1932'den itibaren Arapça ezan okunması yasaklanmış, yerine Türkçe ezan uygulaması getirilmişti. Bu uygulama halk arasında büyük hoşnutsuzluk yaratmıştı. Demokrat Parti, 1950'de iktidara geldikten sonra bu yasağı kaldırarak ezanın yeniden Arapça okunmasını sağladı. Menderes, bu adımıyla dindar kesimin gönlünde taht kurdu. Ayrıca tarım reformları, köylüye toprak dağıtımı ve ekonomik kalkınma hamleleriyle geniş halk kitlelerinin desteğini kazandı. DP, 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanarak iktidarını sürdürdü.
27 Mayıs 1960 darbesi ve Yassıada süreci
27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subay, "milli iradeyi korumak" gerekçesiyle yönetime el koydu. Darbe bildirisinde, "Demokratik rejimin bozulduğu, milletin haklarının gasp edildiği" iddia edildi. Başbakan Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, TBMM Başkanı Refik Koraltan ve birçok DP'li tutuklandı. Yassıada'da kurulan olağanüstü mahkemede yargılandılar. Menderes ve iki bakanı (Fatin Rüştü Zorlu ile Hasan Polatkan) idam cezasına çarptırıldı. İdamlar 16-17 Eylül 1961'de infaz edildi. Menderes, idamdan önce yaptığı savunmada, "Ben milletin iradesine saygı duydum, bu yüzden buradayım" demişti.
İdamların ardından yaşananlar ve siyasi miras
Menderes'in idamı, Türk siyasetinde derin izler bıraktı. 1961 seçimlerinden sonra kurulan koalisyon hükümetleri döneminde, idam edilenlerin itibarı iade edildi. 1964'te çıkarılan bir kanunla Menderes ve arkadaşlarının naaşları, İstanbul'daki Topkapı Türbesi'ne defnedildi. 1980 darbesinden sonra da Menderes'in mirası sahiplenildi. Bugün hâlâ farklı siyasi partiler, Menderes'i "milli irade şehidi" olarak anıyor. Ailesi ve sevenleri her yıl 17 Eylül'de anma törenleri düzenliyor.
Tarihçilerin değerlendirmesi ve güncel yansımalar
Tarihçiler, 27 Mayıs darbesinin Türkiye'de demokrasiye vurulan ilk büyük darbe olduğunu vurguluyor. Menderes'in idamı, askeri vesayet rejiminin simgesi haline geldi. 65 yıl sonra bile bu olay, milletin iradesine yapılan müdahalenin acı bir hatırası olarak anılıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, Menderes'in ekonomik politikalarının ve halkla kurduğu bağın, bugünkü siyasi liderlere örnek teşkil ettiğini gösteriyor. Türkiye'de demokrasinin pekişmesi için darbe dönemlerinin doğru anlaşılması ve milletin iradesine saygı duyulması gerektiği sık sık dile getiriliyor. Menderes'in idamı, sadece bir siyasi liderin değil, aynı zamanda milli iradenin sembolik bir yenilgisi olarak tarihe geçti.