Türk siyasi tarihine damga vuran Demokrat Parti (DP) lideri ve eski Başbakan Adnan Menderes, 1960 askeri darbesinin ardından 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 65 yıl geçti. Türkçe ezan dayatmasını kaldırarak halkın büyük desteğini kazanan Menderes, Yassıada'da yargılandıktan sonra Başbakanlığı döneminde görev yaptığı dönemdeki icraatları nedeniyle suçlu bulunarak asıldı. İdamı, Türkiye'de derin izler bıraktı ve yıllarca tartışıldı.
Demokrat Parti'nin yükselişi ve Menderes'in icraatları
1946'da kurulan Demokrat Parti, 1950 seçimlerini kazanarak iktidara geldi. Adnan Menderes, Başbakan olarak görev yaptığı 1950-1960 yılları arasında ekonomi, tarım ve altyapı alanında önemli adımlar attı. Marshall Planı kapsamında alınan yardımlarla tarımda makineleşme hızlandı, yollar ve barajlar inşa edildi. Ancak en çok konuşulan icraatı, 1950'de Arapça ezan yasağını kaldırması oldu. 1932'den itibaren Türkçe ezan zorunluluğu getirilmişti; Menderes hükümeti bu uygulamayı sonlandırarak ezanın orijinal diliyle okunmasını sağladı. Bu karar, muhafazakâr kesimde büyük memnuniyetle karşılandı ve Menderes'in halk nezdindeki itibarını artırdı.
Ekonomik büyüme ve kalkınma hamleleri, DP'nin 1954 ve 1957 seçimlerini de kazanmasını sağladı. Ancak 1950'lerin sonunda artan enflasyon, döviz sıkıntısı ve siyasi gerilim ortamı, hükümeti zor durumda bıraktı. Muhalefetle ilişkiler gerginleşti; basına yönelik kısıtlamalar ve üniversitelerdeki olaylar arttı.
27 Mayıs 1960 darbesi ve Yassıada süreci
27 Mayıs 1960'ta Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup subay, yönetime el koydu. Darbe bildirisi, Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından radyodan okundu. Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan ve birçok DP'li tutuklandı. Yassıada'da kurulan askeri mahkeme, darbe yönetiminin talimatıyla yargılamaları başlattı. Menderes ve arkadaşları, anayasayı ihlal etmek, kamu malını kötüye kullanmak gibi suçlamalarla karşılaştı. Yargılamalar sırasında savunma hakkı kısıtlandı; uluslararası gözlemciler süreci adil bulmadı.
15 Eylül 1961'de Yassıada Mahkemesi, Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan hakkında idam kararı verdi. Karar, Milli Birlik Komitesi tarafından onaylandı. 16 Eylül 1961'de Zorlu ve Polatkan, 17 Eylül 1961'de ise Menderes İmralı Adası'nda asılarak idam edildi. Menderes'in son sözleri "Hayatımı milletime vakfettim" oldu. İdamlar, Türkiye'de büyük bir travma yarattı; yıllarca unutulmadı.
12 Eylül 1980 darbesinin ardından 1987'de Menderes, Zorlu ve Polatkan'ın itibarları iade edildi. 1990'da ise naaşları İstanbul'daki Topkapı Anıt Mezarı'na nakledildi. Bugün hâlâ her yıl 17 Eylül'de anma törenleri düzenleniyor. Menderes'in idamı, demokrasi ve millet iradesi tartışmalarında önemli bir referans noktası olmayı sürdürüyor.
Menderes'in mirası ve günümüz siyasetine etkileri
Adnan Menderes, Türk sağ siyasetinde önemli bir figür olarak kabul ediliyor. Adalet Partisi ve ardından gelen merkez sağ partiler, kendilerini DP'nin mirasçısı olarak gördü. 2000'li yıllarda iktidara gelen AK Parti de sık sık Menderes'i anıyor ve icraatlarına atıfta bulunuyor. Menderes'in ezan konusundaki kararı, dindar kesimin hafızasında derin bir yer edinmiş durumda. Ayrıca idamı, askeri darbelerin demokrasiye müdahalesinin simgesi haline geldi.
65 yıl sonra bile Menderes'in idamı, Türkiye'nin demokrasi serüvenindeki kırılma noktalarından biri olarak anılıyor. Milletin iradesinin darağacına gitmesi olarak yorumlanan bu olay, her yıl çeşitli etkinliklerle yâd ediliyor. Menderes'in hayatı ve siyasi mücadelesi, akademik çalışmalara ve belgesellere konu olmaya devam ediyor. Türkiye'nin yakın siyasi tarihini anlamak için Menderes dönemi ve sonrası kritik bir eşik olarak görülüyor.