Adana'da bir üniversite hastanesinde meydana gelen skandal, sağlık sektöründe güvenlik açıklarını bir kez daha gündeme getirdi. Hastanenin eczane deposunda bulunan ve değeri 15 milyon lirayı bulan 19 bin ilacın kaybolduğu tespit edildi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında depo sorumlusu M.Ö. gözaltına alındı. Şüpheli, ifadesinde "Borcum vardı, beni tehdit ettiler. Bende o nedenle 2 milyonluk ilaç alıp sattım. Diğer ilaçlardan bilgim yok" dedi. Ancak yetkililer, kaybolan ilaçların miktarının çok daha fazla olduğunu ve soruşturmanın genişletilerek sürdüğünü belirtti.
Olayın Ayrıntıları
İddiaya göre, hastanenin depo sorumlusu M.Ö., görev yaptığı süre boyunca sistematik bir şekilde ilaçları zimmetine geçirdi. Kaybolan ilaçlar arasında onkoloji, kalp-damar ve diyabet gibi kritik hastalıkların tedavisinde kullanılan pahalı ilaçların yanı sıra çeşitli antibiyotik ve ağrı kesiciler de yer alıyor. Hastane yönetimi, yıllık envanter sayımı sırasında eksikleri fark etti ve derhal savcılığa suç duyurusunda bulundu. Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, yaptıkları çalışma sonucunda depo sorumlusunu gözaltına aldı. Şüphelinin adliyedeki işlemlerinin ardından tutuklanması beklenirken, ilaçların piyasaya sürülüp sürülmediği veya yurt dışına kaçırılıp kaçırılmadığı araştırılıyor.
Kayıp ilaçların bir kısmının soğuk zincir gerektiren biyolojik ürünler olması, bu ilaçların uygun koşullarda saklanmaması halinde etkisiz hale geleceği ve halk sağlığı için büyük bir risk oluşturacağı uzmanlar tarafından vurgulanıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan hastane başhekimi, "Olayın üzerine titizlikle gidiyoruz. Kaybolan ilaçların tespiti ve telafisi için gerekli tüm adımlar atılıyor. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için güvenlik önlemlerimizi artıracağız" dedi.
Sağlıkta İlaç Takip Sistemi ve Zafiyetler
Bu olay, Türkiye'de sağlık alanında uygulanan ilaç takip sisteminin (İTS) ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. 2010 yılında hayata geçirilen İTS, her kutu ilacın karekod ile barkodlanmasını ve üretimden tüketime kadar tüm sürecin dijital olarak izlenmesini sağlıyor. Ancak uygulamada yaşanan aksaklıklar ve insan faktörü nedeniyle bu tür suiistimallerin önüne tam olarak geçilemiyor. Depolarda görevli personelin yetkilerinin sınırlandırılması, düzenli denetimlerin yapılması ve kamera kayıtlarının sıkı şekilde incelenmesi gibi önlemler, bu tür olayların önlenmesinde kritik rol oynayabilir.
Sağlık Bakanlığı'nın konuyla ilgili olarak soruşturmayı yakından takip ettiği, ayrıca hastanede kapsamlı bir ön inceleme başlattığı öğrenildi. Bakanlık yetkilileri, "19 bin ilaç kaybolması ciddi bir güvenlik zaafiyetidir. Bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için hem idari hem de adli süreçler hassasiyetle yürütülmektedir" şeklinde konuştu.
Adana'daki bu vaka, Türkiye genelindeki hastanelerde benzer durumların yaşanabileceği endişesini doğurdu. Özellikle büyük şehirlerdeki üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinin depo yönetimlerinde daha sıkı kontrol mekanizmalarının oluşturulması gerektiği ifade ediliyor. İlaçların yüksek maliyetli olması ve hastaların tedavilerinde hayati önem taşıması, bu tür kayıpların hem mali hem de etik açıdan kabul edilemez olduğunu ortaya koyuyor.
Olayla ilgili soruşturma devam ederken, kayıp ilaçların bulunması için geniş çaplı bir araştırma başlatıldı. Emniyet güçleri, ilaçların satıldığı yerleri tespit etmek için eczaneler ve tıbbi malzeme satan firmalar üzerinde inceleme yapıyor. Ayrıca, şüphelinin bağlantılı olduğu kişilerin kimliğini belirlemek amacıyla telefon kayıtları ve banka hesapları mercek altına alındı.
Bu tür olaylar, hastanelerin iç denetim mekanizmalarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor. Depo sorumlularının uzun süre fark edilmeden bu kadar büyük miktarda ilaç zimmetine geçirmesi, yöneticilerin de görevini ihmal ettiğini düşündürüyor. Hastane yönetimleri, personel güvenilirliğini artırmak için periyodik olarak sarf ve stok kontrollerini bağımsız ekiplere yaptırmalı, ayrıca çalışanların mali durumlarıyla ilgili beyanları dikkate almalıdır.
Türkiye'de sağlık harcamalarının önemli bir kısmını ilaç giderleri oluşturuyor. Devletin bu giderleri karşılamak için büyük bütçeler ayırdığı düşünüldüğünde, bu tür kayıpların kamuoyunda infial yaratması kaçınılmaz. Yetkililerin, sağlıkta yaşanan bu güvenlik açığını kapatmak için acil adımlar atması bekleniyor. Aksi takdirde, benzer olayların farklı hastanelerde de yaşanması ve sağlık sistemine olan güvenin daha da sarsılması ihtimali güçleniyor.
Kayıp ilaçların bulunması ve sorumluların cezalandırılması, adaletin tecellisi açısından önem taşıyor. Ancak asıl kritik olan, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için köklü önlemlerin hayata geçirilmesidir. Sağlık Bakanlığı'nın konuya duyarlılığı ve hastanelerdeki denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, gelecekte yaşanabilecek mağduriyetleri önleyecektir. Bu bağlamda, hastane yönetimlerinin ve ilgili tüm tarafların üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi büyük önem arz ediyor.