Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2006 yılında kimliği belirlenemeyen bir kadın cesedinin 20 yıl sonra DNA analiziyle Gülcan Yazıcı’ya ait olduğunun tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldığını duyurdu. Bakan Gürlek, DNA teknolojisinin faili meçhul dosyaların aydınlatılmasındaki kritik rolüne vurgu yaparak, adaletin tecellisi için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Gülcan Yazıcı’nın kayıp dosyası 20 yıl sonra kapandı
2006 yılında bulunan ve kimliği tespit edilemediği için kimsesizler mezarlığına defnedilen kadın cesedi, yıllar sonra ailesinin başvurusu üzerine yeniden incelendi. Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan DNA analizi, cesedin 2005’ten beri kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olduğunu kesinleştirdi. Yazıcı’nın ailesi, yıllardır kendisinden haber alamadıklarını ve kayıp başvurusu yaptıklarını ifade etmişti. Olayın aydınlatılmasıyla birlikte, savcılık 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi. Şüphelilerin ifadeleri ve deliller doğrultusunda soruşturma derinleştiriliyor.
Adalet Bakanı’ndan DNA teknolojisi vurgusu
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı açıklamada, “2006 yılından beri çözülemeyen bu dosya, DNA teknolojisi sayesinde aydınlatıldı. Devletimiz, faili meçhul dosyaların çözümünde bilimsel yöntemleri kararlılıkla kullanmaktadır. Ailemizin acısını bir nebze olsun dindirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi. Bakan Gürlek, adli tıp ve kriminal laboratuvarların kapasitesinin artırıldığını, benzer dosyaların da çözüme kavuşturulması için yoğun çaba harcandığını belirtti.
DNA analizi, özellikle uzun yıllar önce işlenmiş cinayetlerde ve kayıp vakalarında adliyenin en güçlü araçlarından biri haline geldi. Türkiye genelinde 2000’li yıllara ait birçok faili meçhul dosya, soğuk vaka ekipleri tarafından yeniden ele alınıyor. Gülcan Yazıcı davası da bu kapsamda çözülen dosyalardan biri oldu.
Yetkililer, soruşturmanın gizliliği nedeniyle şüphelilerin kimlikleri ve cinayetin işleniş şekli hakkında henüz detaylı bilgi paylaşmadı. Ancak gözaltı işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli makamların kamuoyunu bilgilendireceği öğrenildi.
Gülcan Yazıcı’nın ailesi, 20 yıl sonra da olsa adaletin tecelli edecek olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aile avukatı, sürecin takipçisi olacaklarını ve mümkün olan en ağır cezanın verilmesini talep edeceklerini söyledi.
Bu gelişme, Türkiye’de soğuk vaka dosyalarının çözümüne yönelik atılan adımların bir örneği olarak kayıtlara geçti. Benzer şekilde, yıllardır çözülemeyen birçok dosyanın DNA ve diğer adli bilimler sayesinde aydınlatılması bekleniyor.