Avrupa Birliği'nin (AB) en büyük altı ekonomisi, Almanya, Fransa, İtalya, İspanya, Hollanda ve Belçika, sermaye piyasalarında entegrasyonu hızlandırmak amacıyla ortak bir tutum üzerinde anlaştı. Brüksel'de gerçekleştirilen toplantıda, şirketlerin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve yatırımcılar için daha derin ve likit bir pazar oluşturmak hedefleniyor. Altı ülke, Avrupa Komisyonu'nun önümüzdeki dönemde sunacağı Sermaye Piyasaları Birliği (CMU) eylem planına yönelik ortak önceliklerini belirledi.
Ortak hedefler ve somut adımlar
Altı ülkenin mutabakat metninde, özellikle KOBİ'lerin borsaya kote olma süreçlerinin kolaylaştırılması, sınır ötesi yatırım engellerinin kaldırılması ve Avrupa genelinde tek bir gözetim otoritesinin oluşturulması gibi başlıklar öne çıkıyor. Mevcut durumda AB üyesi ülkeler arasında sermaye hareketleri önünde hâlâ birçok idari ve vergisel engel bulunuyor. Örneğin, bir Fransız şirketinin Alman yatırımcıya hisse senedi satması, ABD'deki benzer bir işleme kıyasla daha maliyetli ve karmaşık. Bu durum, Avrupa şirketlerinin finansman bulma kabiliyetini kısıtlıyor ve kıtanın küresel rekabet gücünü zayıflatıyor.
Toplantıya ev sahipliği yapan Almanya Maliye Bakanı Christian Lindner, yaptığı açıklamada, "Avrupa'nın küresel ölçekte rekabet edebilmesi için sermaye piyasalarımızı birleştirmekten başka seçeneğimiz yok. Mevcut parçalanmış yapı, yatırım ve büyüme potansiyelimizi sınırlıyor" ifadelerini kullandı. Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire ise, "Tek pazarımızın sadece mal ve hizmetlerde değil, sermayede de tam anlamıyla işlemesi gerekiyor" diye ekledi.
Uzun vadeli hedefler ve zorluklar
Sermaye Piyasaları Birliği fikri aslında ilk kez 2015 yılında Avrupa Komisyonu tarafından gündeme getirilmişti. Ancak üye ülkeler arasındaki farklı çıkarlar ve ulusal düzenlemeler nedeniyle proje yavaş ilerledi. Brexit sonrası Londra'nın Avrupa'nın finans merkezi olma rolünün sorgulanmaya başlaması, CMU'ya yeniden ivme kazandırdı. Altı büyük ekonominin ortak tutumu, diğer üye ülkeleri de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir.
Bununla birlikte, bazı ülkeler özellikle denetim yetkilerinin Brüksel'e devredilmesi konusunda çekimser. Daha küçük üye ülkeler, kendi borsalarının likiditesini kaybetme endişesi taşıyor. Ayrıca, iflas hukuku ve vergilendirme gibi alanlarda uyumlaştırma gerekiyor, ki bu siyasi açıdan hassas konular. Uzmanlar, tam bir sermaye piyasaları birliğinin yıllar alabileceğini, ancak altı büyük ülkenin öncülük etmesinin süreci hızlandırabileceğini belirtiyor.
Son olarak, bu girişim AB'nin Yeşil Mutabakat hedefleriyle de örtüşüyor. Ortak sermaye piyasaları, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir teknoloji şirketlerinin daha kolay fon bulmasını sağlayarak iklim hedeflerine katkıda bulunabilir. Önümüzdeki haftalarda Avrupa Komisyonu'nun konuyla ilgili kapsamlı bir yasa teklifi sunması bekleniyor. Altı ülkenin mutabakatı, bu süreçte önemli bir siyasi irade göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, bu hamle AB'nin küresel finansal arenada elini güçlendirebilir. Ancak başarı, üye ülkelerin ulusal çıkarlarını bir kenara bırakarak ortak bir vizyon etrafında birleşmelerine bağlı. Özellikle ABD ve Çin gibi rakipler karşısında, Avrupa'nın finansal entegrasyonu bir zorunluluk olarak görülüyor.