ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik yaptırım kararı alındığını duyurdu. Rubio, “Ya UCM tehditlerine son verecek ya da UCM'yi ortadan kaldıracağız” ifadelerini kullandı. Yaptırımların 6 ay sonra yürürlüğe gireceği belirtilirken, karar Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından tepkiyle karşılandı. ABD yönetimi, UCM'nin kendisine karşı yürüttüğü soruşturmaları ve tutuklama kararlarını gerekçe göstererek bu adımı attı.
Yaptırım kararının detayları
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, yaptırımlar UCM yetkililerinin mal varlıklarının dondurulmasını ve seyahat yasaklarını içeriyor. Ayrıca mahkemeye doğrudan veya dolaylı olarak mali destek sağlayan kişi ve kuruluşlar da yaptırım kapsamına alınacak. Bakan Rubio, yaptırımların hemen yürürlüğe girmeyeceğini, 6 aylık bir geçiş süreci tanındığını belirtti. Bu süre zarfında UCM'nin ABD askerleri ve müttefiklerine yönelik soruşturmalarını durdurması bekleniyor. Rubio, “UCM'nin siyasi bir araç haline geldiğini ve ABD'nin egemenliğini tehdit ettiğini” savundu.
UCM yetkilileri ise kararı “hukukun üstünlüğüne doğrudan bir saldırı” olarak nitelendirdi. Mahkeme sözcüsü, yaptırımların bağımsız yargı sürecini etkilemeyeceğini ve soruşturmaların süreceğini açıkladı. UCM, Roma Statüsü'ne taraf 123 ülke tarafından tanınıyor; ancak ABD, Çin ve Rusya gibi ülkeler mahkemeye taraf değil.
Uluslararası tepkiler
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, yaptırım kararını “kabul edilemez” olarak değerlendirdi. Borrell, “UCM, uluslararası hukukun temel taşıdır ve yaptırımlar bu düzeni zayıflatır” dedi. AB, üye ülkeleriyle birlikte ortak bir açıklama yaparak ABD'yi karardan dönmeye çağırdı.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres de endişelerini dile getirerek, yaptırımların uluslararası adaleti ve mağdurların hak arayışını olumsuz etkileyeceğini söyledi. BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, kararın “hesap verebilirlik ilkesine darbe vurduğunu” belirtti. Öte yandan, UCM'ye taraf bazı Afrika ülkeleri de yaptırımlara karşı çıkarak, mahkemenin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı.
ABD'nin bu hamlesi, daha önce de benzer yaptırım girişimlerinin yaşandığı bir dönemde geldi. 2020 yılında dönemin ABD Başkanı Donald Trump, UCM'nin Afganistan'daki ABD askerlerine ilişkin soruşturmasına yanıt olarak mahkeme yetkililerine yaptırım uygulamıştı. Ancak o dönemde yaptırımlar daha sınırlı kalmıştı. Şimdiki karar, UCM'nin İsrail ve Filistin topraklarındaki savaş suçlarına ilişkin soruşturmalarını da kapsadığı için daha geniş bir etki alanına sahip.
Arka plan ve olası sonuçlar
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırı suçları gibi ağır ihlalleri yargılama yetkisine sahip. ABD, mahkemeye taraf olmasa da, UCM'nin vatandaşları üzerinde yargı yetkisi iddia etmesini egemenlik ihlali olarak görüyor. UCM ise son yıllarda özellikle Ukrayna ve Orta Doğu'daki çatışmalarla ilgili soruşturmalarını derinleştirdi. Bu soruşturmalar, ABD'nin müttefiklerini de kapsayabileceği için Washington'ın tepkisini çekiyor.
Yaptırım kararının pratik etkileri konusunda uzmanlar bölünmüş durumda. Bazı uluslararası hukukçular, yaptırımların UCM'nin operasyonel kapasitesini sınırlayabileceğini, ancak mahkemenin meşruiyetini tamamen ortadan kaldıramayacağını belirtiyor. Diğerleri ise ABD'nin bu adımının diğer ülkeleri de benzer yaptırımlara teşvik edebileceği ve çok taraflı sistemde güven erozyonuna yol açabileceği uyarısında bulunuyor. 6 aylık süre sonunda yaptırımların fiilen uygulanmaya başlaması halinde, UCM yetkililerinin seyahat özgürlüklerinin kısıtlanması ve mali kaynaklarına erişiminin engellenmesi bekleniyor. Bu da mahkemenin soruşturma ve kovuşturma faaliyetlerini yavaşlatabilir.
Avrupa Birliği'nin yanı sıra, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi sivil toplum kuruluşları da kararı kınadı. Örgütler, yaptırımların mağdurların adalete erişimini engelleyeceğini ve küresel hesap verebilirlik sistemine zarar vereceğini savundu. ABD yönetimi ise eleştirilere rağmen kararın geri adım atmayacağını gösterdi. Rubio'nun açıklamaları, Biden yönetiminin UCM'ye karşı daha önceki ılımlı tutumundan belirgin bir sapma olarak yorumlanıyor. Bu gelişme, ABD'nin uluslararası kurumlarla ilişkilerinde yeni bir gerilim döneminin habercisi olabilir.