İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Hürmüz Boğazı'nda ABD bandıralı bir ticari gemiyi seyir füzesiyle vurduğunu duyurdu. Saldırı, Basra Körfezi'ndeki gerilimin yeni bir boyuta taşındığına işaret ediyor. Henüz olayla ilgili ABD'den resmi bir açıklama gelmezken, bölgedeki deniz trafiğinin kesintiye uğradığı bildirildi.
Saldırının Detayları
DMO'nun resmi haber ajansı Sepah News'e göre, İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'ne bağlı birlikler, Hürmüz Boğazı'nı geçmeye çalışan bir ABD ticari gemisini seyir füzesiyle hedef aldı. Açıklamada, geminin İran karasularını ihlal ettiği iddia edildi. Saldırıda can kaybı olup olmadığına dair bilgi verilmezken, geminin ağır hasar aldığı ve sürüklenmeye başladığı belirtildi.
Bölgedeki yerel kaynaklar, saldırı sonrası Hürmüz Boğazı'nda yoğun bir askeri hareketlilik yaşandığını ve uluslararası deniz trafiğinin durma noktasına geldiğini aktardı. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'a ait tankerlerin bölgeden uzaklaştığı gözlemlendi.
Bölgedeki Gerilim Tırmanıyor
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. İran, daha önce de boğazı tehdit etmiş ve 2019'da bir İngiliz tankerine el koymuştu. ABD ile İran arasında nükleer program konusunda gerilim sürerken, son olayın iki ülke arasındaki gerginliği daha da artırması bekleniyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), bu tür bir saldırının küresel petrol fiyatlarında ani yükselişe yol açabileceği uyarısında bulundu. Uzmanlar, ABD'nin 5. Filosu'nun bölgede devriye gezdiğini ve olası bir misillemenin geniş çaplı bir çatışmayı tetikleyebileceğini belirtiyor.
Saldırının hemen ardından BAE ve Suudi Arabistan, acil güvenlik toplantıları düzenlerken; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu görüşmek üzere toplanabileceği ifade ediliyor. İran'ın bu hamlesinin, ülke içindeki ekonomik sıkıntılardan ve yurt dışındaki protestolardan dikkati başka yöne çekme amacı taşıdığı yorumları yapılıyor.
Yaşanan bu olay, bölgedeki istikrarsızlığın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Petrol piyasaları ve küresel güvenlik açısından riskler artarken, uluslararası toplumun tansiyonu düşürmek için acil adımlar atması bekleniyor.