ABD'de aşırı sağcı düşünce kuruluşu Orta Doğu Forumu'nun (MEF), 20 yılı aşkın süredir binlerce Müslüman Amerikalıyı sistematik olarak fişlediği ortaya çıktı. Huffington Post'un haberine göre, 1994 yılında kurulan MEF, kimlik bilgileri, sosyal medya hesapları, vergi bilgileri ile camiler, okullar ve diğer kuruluşlara ait 4 milyondan fazla kaydı topladı. Bu verilerin, Müslüman toplumunu hedef alan bir gözetim ağı oluşturmak için kullanıldığı iddia ediliyor.
MEF'in veri toplama yöntemleri ve kapsamı
Huffington Post'un incelediği belgelere göre MEF, yalnızca kamuya açık kaynaklardan değil, aynı zamanda sızıntılar ve gizli yöntemlerle de bilgi topladı. Örgütün veri tabanında, bireylerin isimleri, adresleri, telefon numaraları, e-posta adresleri, sosyal medya profilleri ve hatta vergi kayıtları yer alıyor. Ayrıca camiler, İslami okullar, sivil toplum kuruluşları ve işletmeler hakkında da detaylı bilgiler depolandı. Toplamda 4 milyondan fazla kaydın bulunduğu tahmin ediliyor.
MEF'in bu verileri nasıl elde ettiği tam olarak bilinmiyor ancak eski çalışanlar ve sızdırılan belgeler, örgütün FBI ve diğer güvenlik birimleriyle yakın ilişkiler içinde olduğunu gösteriyor. Bazı durumlarda MEF'in, hükümet adına istihbarat topladığı ve bu bilgileri yetkililere aktardığı öne sürülüyor. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında MEF'in faaliyetlerinin arttığı ve Müslüman toplumunu hedef alan geniş çaplı bir gözetim programının parçası haline geldiği belirtiliyor.
Huffington Post'a konuşan eski bir MEF çalışanı, "Amacımız Müslümanları izlemek ve potansiyel tehditleri tespit etmekti. Ancak zamanla bu iş, masum insanların hayatlarını didik didik etmeye dönüştü" dedi. İsminin açıklanmasını istemeyen çalışan, veri tabanının sürekli güncellendiğini ve binlerce kişinin hiçbir suçlama olmaksızın yıllarca takip edildiğini söyledi.
Müslüman toplumu üzerindeki etkiler ve tepkiler
MEF'in fişleme faaliyetleri, ABD'deki Müslüman toplumu üzerinde derin bir korku ve güvensizlik yarattı. Sivil haklar örgütleri, bu tür gözetimlerin anayasal hakları ihlal ettiğini ve toplumun damgalanmasına yol açtığını belirtiyor. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) gibi kuruluşlar, MEF'in veri toplama yöntemlerinin yasa dışı olabileceğini ve acilen soruşturulması gerektiğini savunuyor.
CAIR sözcüsü, "Bu, Amerikalı Müslümanlara yönelik sistematik bir baskıdır. İnsanlar sırf inançları yüzünden yıllarca izlendi, fişlendi ve potansiyel suçlu gibi muamele gördü. Bu kabul edilemez" açıklamasını yaptı. Öte yandan MEF yönetimi, suçlamaları reddederek yalnızca kamuya açık bilgileri topladıklarını ve yasalara uygun hareket ettiklerini öne sürüyor. Ancak Huffington Post'un elindeki belgeler, örgütün sınırları aştığını gösteriyor.
Haberin ortaya çıkması, ABD'de gözetim ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Bazı kongre üyeleri, MEF'in faaliyetlerinin araştırılması için çağrıda bulundu. İnsan hakları savunucuları, benzer gözetim programlarının diğer azınlık gruplara karşı da yürütülebileceği uyarısında bulunuyor.
MEF'in 20 yıllık fişleme faaliyeti, ABD'nin "terörle mücadele" adı altında yürüttüğü politikaların Müslüman toplumu üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu tür uygulamalar, sadece bireysel hakları ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal dokuyu da zedeliyor. Gözetim devletinin sınır tanımazlığı, demokrasinin temel ilkeleriyle çelişiyor. ABD'nin kendi yasalarına ve uluslararası insan hakları normlarına uygun hareket etmesi, tüm vatandaşlarının güvenliği ve özgürlüğü için elzemdir. MEF örneği, benzer yapıların denetlenmesi ve şeffaflık sağlanması gerektiğini gösteriyor.