ABD yönetimi, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve üst düzey Filistinli yetkililerden oluşan heyetin, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantısına katılmak üzere New York'a girişine vize engeli getirdi. Filistin makamlarından yapılan açıklamaya göre, ABD'nin bu kararı, Filistin liderliğinin uluslararası platformda sesini duyurmasını engellemeye yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor. Vize engeli, BM Genel Kurulu'nun 79. oturumu öncesinde geldi ve Filistin'in BM nezdindeki temsil yetkisini doğrudan etkiliyor.
Vize Engelinin Ayrıntıları ve Filistin'in Tepkisi
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşma için New York'a gitmesi planlanıyordu. Ancak ABD'nin vize başvurularını reddetmesi üzerine heyetin seyahati iptal edildi. Filistin Dışişleri Bakanlığı, kararı "uluslararası hukuka aykırı" olarak nitelendirdi ve ABD'yi BM Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nı ihlal etmekle suçladı. Filistin yönetimi, konuyu BM Genel Sekreterliği'ne taşıyacaklarını duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise kararın gerekçesini açıklamadı. Ancak ABD'li yetkililer, vize başvurularının her ülke için aynı prosedürlere tabi olduğunu ve güvenlik değerlendirmelerinin öncelikli olduğunu belirtti. Filistin tarafı ise bunun bir "siyasi intikam" olduğunu savunuyor. Abbas'ın daha önce de benzer şekilde ABD'ye girişinin engellendiği biliniyor. 2019'da da Abbas'a vize verilmemiş, Filistin lideri BM Genel Kurulu'na katılamamıştı.
Uluslararası Hukuk ve BM Ev Sahibi Ülke Anlaşması
BM ile ABD arasında 1947'de imzalanan Ev Sahibi Ülke Anlaşması, ABD'nin BM Genel Merkezi'ne erişim için diplomatlara ve devlet yetkililerine vize verme yükümlülüğünü düzenliyor. Anlaşmaya göre, ABD, BM toplantılarına katılacak resmi heyetlere vize vermeyi reddedemez. Ancak ABD, ulusal güvenlik gerekçeleriyle bazı başvuruları reddetme hakkını saklı tutuyor. Filistin, bu hakkın keyfi kullanıldığını ve anlaşmanın ihlal edildiğini öne sürüyor.
Uluslararası hukuk uzmanları, ABD'nin tutumunun BM'nin ev sahibi ülke olarak tarafsızlığına gölge düşürdüğünü belirtiyor. Daha önce de İran, Rusya ve diğer ülkelerin diplomatlarına yönelik vize kısıtlamaları tartışma yaratmıştı. Filistin'in BM'de daimi gözlemci statüsü bulunuyor ve Genel Kurul'da söz hakkı var. Ancak vize engeli, bu hakkın fiilen kullanılamaması anlamına geliyor.
ABD-Filistin İlişkilerinde Son Durum
ABD ile Filistin arasındaki ilişkiler, 2017'de Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımasıyla gerilmişti. Ardından ABD, Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Washington ofisini kapatmış ve Filistin'e yapılan yardımları kesmişti. Joe Biden yönetimi döneminde ilişkilerde kısmi bir yumuşama yaşansa da vize engeli gibi adımlar, sorunların devam ettiğini gösteriyor. Filistin, BM'de tam üyelik başvurusunu da sürdürüyor; ancak ABD, Güvenlik Konseyi'nde veto hakkını kullanarak bu başvuruyu engelliyor.
Son gelişme, Filistin'in uluslararası alanda tanınma çabalarına darbe vurdu. Filistin yönetimi, BM Genel Kurulu'nda yapacağı konuşmada İsrail'in Gazze'deki saldırılarını ve Filistin halkının yaşadığı insani krizi gündeme getirmeyi planlıyordu. Vize engeli, bu mesajların doğrudan iletilmesini engelledi. Filistin, konuşmayı video konferans yoluyla yapmayı değerlendiriyor; ancak BM prosedürleri buna henüz izin vermiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Karar, Arap dünyası ve İslam ülkeleri tarafından tepkiyle karşılandı. Türkiye, kararı "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve BM'yi göreve çağırdı. Avrupa Birliği'nden ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. İsrail, kararı memnuniyetle karşıladığını açıklamadı; ancak İsrail basını, ABD'nin bu adımını "İsrail'in güvenlik çıkarlarına uygun" buldu.
Uzmanlar, ABD'nin vize engelinin BM'nin itibarını zedeleyebileceğini ve diğer ülkelerin de benzer şekilde misilleme yapabileceğini belirtiyor. Önümüzdeki günlerde BM Genel Sekreteri'nin konuyla ilgili açıklama yapması bekleniyor. Filistin, konuyu Uluslararası Adalet Divanı'na taşımayı da gündeminde tutuyor.
Değerlendirme
ABD'nin Filistin heyetine vize vermemesi, BM'nin ev sahibi ülke tarafsızlığı ilkesine gölge düşürüyor. Bu tür engeller, çok taraflı diplomasiyi zayıflatırken, Filistin'in sesini duyurmasını kısıtlıyor. Uluslararası toplumun, BM'nin işleyişini ve üye ülkelerin haklarını koruma konusunda daha etkin bir tutum alması gerekiyor. Aksi halde, benzer vize engelleri gelecekte başka ülkeler için de emsal oluşturabilir.