Norveç merkezli bağımsız enerji araştırma kuruluşu Rystad Energy, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonları nedeniyle küresel petrol piyasalarında şimdiye kadar yaklaşık 1 milyar varil ham petrol arzı kaybı yaşandığını duyurdu. Kuruluş, bu kaybın yıl sonuna kadar en az 2 milyar varile yükselebileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların başladığı Ekim 2023'ten bu yana geçen sürede, İran'ın petrol üretim ve ihracat altyapısına yönelik saldırılar, küresel arzı ciddi şekilde etkiledi.
Petrol piyasalarındaki etki ve fiyat dalgalanmaları
Rystad Energy analistleri, kaybın büyük kısmının İran'ın günlük 2.5 milyon varil olan ham petrol üretiminin durma noktasına gelmesinden kaynaklandığını belirtiyor. İsrail ve ABD'nin İran'ın petrol tesislerine, rafinerilerine ve ihracat terminallerine düzenlediği hava saldırıları, üretimin yüzde 80'inden fazlasını devre dışı bıraktı. Ayrıca Basra Körfezi'ndeki mayınlama ve tanker geçişlerindeki kısıtlamalar, bölgeden yapılan sevkiyatları da yavaşlattı.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, şu ana kadar kaybedilen 1 milyar varil, küresel günlük talebin yaklaşık 10 günlük karşılığına denk geliyor. Bu durum, Brent petrol fiyatlarında yüzde 40'a varan artışlara neden oldu. Fiyatlar Ekim 2023'te 85 dolar seviyesindeyken, Nisan 2025 itibarıyla 120 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, arz kaybının devam etmesi halinde fiyatların 150 doları aşabileceğini öngörüyor.
Jeopolitik riskler ve alternatif arz arayışları
Petrol kaybının telafisi için OPEC+ ülkeleri üretim kotalarını artırmaya başlasa da, mevcut boşluk kapasitesi sınırlı. Suudi Arabistan, BAE ve Irak gibi ülkeler günlük 1.5 milyon varil ek üretim yapabilirken, bu miktar İran kaybının ancak bir kısmını karşılayabiliyor. ABD yönetimi, Stratejik Petrol Rezervi'nden (SPR) yaklaşık 150 milyon varil piyasaya sürdü ancak bu stokun tükenmeye başladığı belirtiliyor.
Diğer yandan, Rusya ve Venezuela'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle bu ülkelerden ek arz sağlanması zor görünüyor. Afrika'daki Nijerya ve Angola gibi üreticiler ise altyapı sorunları nedeniyle üretimlerini artıramıyor. Bu tablo, küresel petrol piyasasının önümüzdeki aylarda daha da daralacağına işaret ediyor.
Ekonomik yansımalar ve ülkeler arası etkileşim
Artan petrol fiyatları, başta ABD ve Avrupa olmak üzere birçok gelişmiş ekonomide enflasyonist baskıları körüklüyor. ABD Merkez Bankası (Fed), faiz indirimlerini ertelemek zorunda kalırken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) resesyon riskiyle karşı karşıya. Gelişmekte olan ülkelerde ise enerji ithalat faturaları hızla yükseliyor; Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika gibi ülkeler cari açıklarını kontrol altına almakta zorlanıyor.
İran'ın petrol gelirlerinin büyük ölçüde kesintiye uğraması, bölgesel jeopolitik dengeleri de değiştiriyor. Ekonomik krizle boğuşan İran yönetimi, nükleer müzakerelerde daha esnek bir tavır sergilemeye başlarken, Körfez ülkeleri İran'ın zayıflamasından memnuniyet duyuyor. Ancak uzun vadede bu durumun Orta Doğu'da yeni bir güç boşluğu yaratabileceği endişeleri de mevcut.
Bağımsız değerlendirme ve gelecek perspektifi
Petrol piyasalarındaki bu olağanüstü arz kaybı, küresel enerji güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Rystad Energy'nin hesaplamaları, çatışmaların sürmesi halinde kaybın 2 milyar varili aşacağına işaret ediyor. Bu senaryo, dünya ekonomisini 1973 petrol krizi benzeri bir şoka sürükleyebilir. Ancak dikkat çekici olan, yenilenebilir enerji yatırımlarının bu krize rağmen yavaşlamış olması. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, kısa vadede fosil yakıt bağımlılığını artırma riski taşıyor. Enerji dönüşümünün hızlandırılması, bu tür jeopolitik şoklara karşı en kalıcı çözüm olarak öne çıkıyor.