Washington - Reuters ve Ipsos tarafından yapılan son kamuoyu araştırması, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarına verilen desteğin, çatışmaların başlangıcından bu yana en düşük seviyeye gerilediğini ortaya koydu. Ankete katılan her üç Amerikalıdan yalnızca biri (yüzde 31) Başkan Donald Trump'ın İran politikasını onaylarken, yüzde 69'luk kesim, başkanın askeri müdahalenin amaçlarını açık bir şekilde kamuoyuna anlatamadığını düşünüyor. Bu sonuçlar, artan gerilim ve belirsizliğin ortasında Beyaz Saray'ın iletişim stratejisini sorgulatıyor.
Anketin Çarpıcı Detayları
23-25 Mart tarihleri arasında 1.000'den fazla yetişkinle çevrimiçi olarak gerçekleştirilen ankette, katılımcıların sadece yüzde 31'i askeri operasyonları desteklediğini belirtti. Bu oran, Ocak ayında yapılan benzer bir ankette kaydedilen yüzde 40'lık desteğin belirgin şekilde altında. Öte yandan, Amerikalıların yüzde 69'u Başkan Trump'ın savaşa ilişkin net hedefler ortaya koyamadığını ifade etti. Dikkat çekici bir bulgu olarak, bağımsız seçmenler arasında destek yalnızca yüzde 22'ye kadar düşerken, Cumhuriyetçi seçmenlerde bile bu oranın yüzde 51'de kaldığı gözlendi.
Reuters'ın aktardığına göre, anketin hata payı artı/eksi 3,6 puan. Bu veriler, İran'la yaşanan son krizde hükümetin izlediği politikaların halk nezdinde giderek daha fazla sorgulandığına işaret ediyor. Uzmanlar, bu düşüşte Orta Doğu'da tırmanan çatışmaların ve artan askeri harcamaların ekonomik yükünün etkili olduğunu belirtiyor.
Askeri Müdahaleye Tepkiler
ABD'nin İran'a yönelik son saldırıları, özellikle Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik tehditler sonrasında başlamıştı. Beyaz Saray, operasyonların amacını 'ulusal güvenliği korumak ve petrol yollarının açık tutulmasını sağlamak' olarak açıklasa da, kamuoyundaki bu açıklama yeterli görülmüyor. Ankete katılanların önemli bir bölümü, ABD'nin askeri güç kullanmadan önce diplomatik yolları tüketmediğini ve bu durumun uluslararası itibarı zedelediğini dile getiriyor.
Öte yandan, Kongre'de bazı üyeler, Başkan'ın savaş yetkilerini kötüye kullandığı eleştirilerini yineliyor. Demokrat Senatör Mark Warner, 'ABD halkı, çıkarlarımız için neyin tehlike altında olduğunu bilmeden savaşa sürüklenmemeli. Bu belirsizlik demokrasimize zarar veriyor' ifadelerini kullandı. Cumhuriyetçi kanattan ise operasyonları savunanlar, ulusal güvenliğin öncelikli olduğunu ve anketlerin, savaş zamanlarında hükümete güvenin azalmasının doğal olduğunu savunuyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Etkiler
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, uluslararası toplumda da yankı buldu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan acil toplantıda, Rusya ve Çin, ABD'yi tek taraflı eylemlerle bölgesel istikrarı bozmakla suçladı. Avrupa Birliği ise tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunarak, diplomatik çözüm için arabuluculuk teklifini yineledi. İran tarafı ise yaptığı açıklamada, 'ABD'nin bu saldırganlığının karşılıksız kalmayacağını' belirterek, bölgedeki gerilimin daha da artabileceği sinyalini verdi.
Bölge ülkeleri, özellikle Körfez ülkeleri, olası bir geniş çaplı çatışmadan duydukları endişeyi dile getiriyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, diplomatik çözümden yana olduklarını ancak ulusal güvenlikleri için gerekli adımları atacaklarını ifade ettiler. Petrol fiyatlarındaki dalgalanma da bu belirsizliğin bir başka göstergesi olarak öne çıkıyor.
Savaş Yankıları ve Gelecek Senaryoları
Uzmanlar, ABD'nin 2003 Irak işgalinden bu yana en geniş kapsamlı askeri harekâtı olarak nitelendirilebilecek bu operasyonun, Başkan Trump'ın yeniden seçim kampanyasını nasıl etkileyeceği konusunda farklı senaryolar üzerinde duruyor. Bazı analistler, dış politikadaki bu sert tutumun başkanın tabanındaki güçlü duruşunu pekiştirebileceğini öne sürerken, genel kamuoyundaki destek düşüşünün seçimler öncesinde hanesine eksi olarak yansıyabileceği belirtiliyor. Anketler, Amerikalıların büyük çoğunluğunun askeri harcamalar yerine iç sorunlara öncelik verilmesi gerektiğini düşündüğünü de gösteriyor.
Sonuç olarak, İran'a yönelik artan askeri müdahale, ABD kamuoyunda derin bir kafa karışıklığı yaratırken, Başkan Trump'ın stratejisi hem iç politikada hem de uluslararası alanda giderek daha fazla sorgulanıyor. Bu durum, Orta Doğu'da yeni bir çatışma sarmalının eşiğinde olan dünyayı, daha da tehlikeli bir belirsizliğe sürüklüyor. Tarihçiler, yakın geçmişte yaşanan Vietnam ve Irak savaşlarının, halk desteği eridiğinde hükümetlerin politikalarını gözden geçirme gereği duyduklarını hatırlatıyor. Şimdi gözler, Başkan Trump'ın bu desteği geri kazanmak için nasıl bir yol izleyeceğine çevrilmiş durumda.