ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın sunduğu 7 günlük planı geri çevirdiğini açıklamasının ardından, Tahran ile Washington arasında New York'ta Katar arabuluculuğunda yeni bir görüşme trafiği başladı. Diplomatik kaynaklara göre, görüşmeler Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında yapılıyor ve taraflar arasında dolaylı temaslar sürüyor. İran heyeti, planın reddedilmesine rağmen müzakere kapısının açık olduğunu ve yeni bir çerçeve üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Katar arabuluculuğu devrede
Katar'ın başkenti Doha'da yürütülen ön görüşmelerin ardından sürecin New York'a taşındığı belirtiliyor. Katar Dışişleri yetkilileri, taraflar arasında güven inşa edici adımlar atılması için çaba harcıyor. New York'taki temaslarda İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve bölgesel güvenlik başlıkları öne çıkıyor. ABD tarafı, İran'ın 7 günlük planını yetersiz bulduğunu yinelerken, Katar'ın yeni bir formül üzerinde çalıştığı ifade ediliyor.
Diplomatik çevreler, İran'ın planında uranyum zenginleştirme faaliyetlerine ilişkin belirsizlikler bulunduğunu ve ABD'nin bu nedenle planı reddettiğini aktarıyor. İran ise planın kapsamlı olduğunu ve uygulanması halinde gerilimin düşeceğini savunuyor. Katar'ın, tarafların pozisyonlarını yakınlaştırmak için teknik düzeyde görüşmeler yaptığı öğrenildi.
İran'dan yumuşama sinyali
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptığı açıklamada, "Müzakerelerden kaçmıyoruz, ancak egemenlik haklarımızdan da taviz vermeyiz" ifadelerini kullandı. Sözcü, ABD'nin planı reddetmesine rağmen, diplomatik kanalların açık tutulmasının önemine işaret etti. İran basınında yer alan haberlere göre, Tahran yönetimi, yaptırımların kademeli olarak kaldırılması karşılığında nükleer faaliyetlerini sınırlamayı öngören bir yol haritası üzerinde duruyor.
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, "Diyaloğa hazırız, ancak baskı altında değil" mesajı vermişti. Pezeşkiyan'ın ekibinin, New York'taki temaslarda esnek bir tutum sergileyebileceği ancak kırmızı çizgilerin korunacağı belirtiliyor.
ABD yönetimi ise İran'ın planını "yetersiz" olarak nitelendirmekle birlikte, tamamen kapıyı kapatmadı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, "İran'ın somut adımlar atması halinde görüşmelere devam edilebilir" denildi. ABD'nin, İran'ın bölgesel faaliyetlerini de masaya getirmek istediği, ancak İran'ın bu konuda isteksiz olduğu biliniyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Uzmanlar, ABD-İran arasındaki müzakere trafiğinin sadece iki ülkeyi değil, tüm Orta Doğu'yu etkileyeceğini vurguluyor. Katar'ın arabuluculuk rolü, Doha'nın bölgesel bir diplomatik merkez olma iddiasını güçlendiriyor. New York'taki görüşmelerin olumlu sonuçlanması halinde, petrol fiyatlarında dalgalanma yaşanabileceği, olumsuz sonuçlanması halinde ise gerilimin artacağı öngörülüyor.
İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) denetimleriyle yakından ilgili. UAEA, İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesinin yüzde 60'a ulaştığını bildirmişti. Bu durum, Batılı ülkelerin endişelerini artırıyor. ABD, İran'ın yüzde 60 zenginleştirmeyi durdurmasını ve tesislere tam erişim sağlamasını talep ediyor.
İran ise yaptırımların kaldırılması halinde nükleer programını sınırlayabileceğini, ancak bunun adım adım ve karşılıklı olması gerektiğini belirtiyor. Tahran, ABD'nin 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmesini ve yeniden yaptırım uygulamasını hatırlatarak, güven sorununa dikkat çekiyor.
New York'taki temaslarda, Katar'ın yanı sıra Umman ve İsviçre'nin de dolaylı roller üstlendiği konuşuluyor. İsviçre, İran'ın ABD'deki çıkarlarını koruyan bir kanal olarak biliniyor. Umman ise geçmişte İran ile ABD arasında gizli görüşmelere ev sahipliği yapmıştı. Bu ülkelerin devreye girmesi, müzakere trafiğinin çok katmanlı bir hal aldığını gösteriyor.
ABD-İran ilişkilerinde kalıcı bir çözüm için tarafların karşılıklı adımlar atması gerekiyor. İran'ın nükleer programı, bölgesel nüfuzu ve yaptırımların kaldırılması gibi konular, müzakerelerin ana eksenini oluşturuyor. New York'taki görüşmelerin ne kadar süreceği ve somut bir sonuç çıkıp çıkmayacağı belirsizliğini koruyor. Ancak diplomatik kanalların açık olması, tarafların en azından savaş istemediğini gösteriyor.
Sonuç olarak, ABD-İran arasındaki müzakere trafiği, Katar'ın arabuluculuğuyla New York'ta devam ediyor. İran'ın 7 günlük planının reddedilmesi süreci durdurmadı; aksine yeni bir diplomatik hareketliliğe yol açtı. Tarafların pozisyonları arasındaki farklar derin olsa da, görüşmelerin sürmesi bölge için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalar, sürecin seyrini belirleyecek.