Tam 107 gün boyunca tüm dünya Orta Doğu'ya odaklandı. ABD ve İsrail öncülüğündeki askeri operasyonlar, İran'ın balistik füzeler ve kamikaze dronlarla verdiği yanıtlarla bölge adeta bir savaş alanına döndü. Ekonomiler sarsıldı, stratejik dengeler değişti. Peki bu krizin gerçek kazananı ve kaybedeni kim oldu?
Krizin ekonomik boyutu: Trilyonlarca dolarlık fatura
Uluslararası para fonu verilerine göre, İran ekonomisi kriz nedeniyle yaklaşık 150 milyar dolar kaybetti. Ham petrol ihracatı yüzde 40 düşerken, enflasyon yüzde 50'yi aştı. ABD tarafında ise savunma harcamaları 30 milyar dolar artarken, küresel petrol fiyatları varil başına 120 doları gördü. Körfez ülkeleri ise tam tersine enerji fiyatlarından rekor gelir elde etti.
Stratejik kazanımlar: Kim ne elde etti?
ABD, İran'ın nükleer programını geriletmeyi başaramasa da, askeri varlığını bölgede pekiştirdi. İsrail, İran'ın Suriye'deki milis güçlerine ağır darbeler vurdu ancak Hizbullah'ın tepkisiyle kuzey sınırında gerginlik tırmandı. İran ise yeni nesil füzelerini ve dronlarını sahada test ederek caydırıcılığını artırdı. En kritik kayıp ise Yemen'deki Husiler oldu: İran desteği kesilince darbe yediler.
Bölgesel dengeler: Türkiye'nin rolü
Türkiye, kriz boyunca arabulucu rolü üstlendi. Diplomatik girişimler sayesinde İran ve Suudi Arabistan arasında dolaylı görüşmeler başladı. Ancak İdlib'deki rejim saldırıları ve göç dalgası, Türkiye'nin yükünü artırdı. Enerji hatlarının güvenliği konusunda ise Ankara, hem Rusya hem de ABD ile iş birliğini sürdürdü.
Değerlendirme: Savaşın kazananı yok
Kriz sonucunda ne ABD ne İran toprak kazandı, ne de nükleer program tamamen durdurulabildi. Ancak bölgesel güç dengesi Suudi Arabistan ve BAE lehine değişti. Bu ülkeler, savaşın lojistik üsleri olarak savunma sanayilerini geliştirdi ve ABD'den yeni silah alımları yaptı. Gerçek kaybeden, yüz binlerce sivil ve çöken altyapı oldu. Orta Doğu'nun yeniden inşası için on yıllar gerekebilir.