ABD, dün itibarıyla Irak'taki tüm askeri varlığını sona erdirerek ülkeden tamamen çekildi. 2003'te başlayan ve yaklaşık 20 yıl süren askeri müdahale dönemi resmen kapandı. Çekilme, Irak'ın egemenliğini güçlendirme iddiası taşırken, bölgedeki güç boşluğunun nasıl doldurulacağı sorusunu gündeme getirdi. Washington yönetimi, çekilme kararını "stratejik önceliklerin yeniden düzenlenmesi" olarak açıklarken, bu adımın arkasında zorunlu bir yük paylaşımı stratejisinin yattığı belirtiliyor.
Çekilmenin Arka Planı ve Yük Paylaşımı
ABD'nin Irak'tan çekilme kararı, yıllardır süren tartışmaların sonucu olarak geldi. Irak Savaşı'nın ardından ülkede istikrar sağlanamadı; DEAŞ ile mücadele kapsamında 2014'te yeniden konuşlanan ABD güçleri, 2017'de DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasının ardından kademeli olarak azaltıldı. 2020'deki Süleymani suikastı sonrası Irak parlamentosu ABD güçlerinin çekilmesini talep etmişti. Son olarak, 2024 yılında yapılan anlaşma çerçevesinde ABD, askerlerini aşamalı olarak çekmeyi taahhüt etti ve dün bu süreç tamamlandı.
Çekilme, ABD'nin "yük paylaşımı" stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bu strateji, ABD'nin askeri yükünü müttefikleriyle paylaşması ve doğrudan müdahalelerden kaçınması anlamına geliyor. Irak'ta bu, Avrupa ülkeleri ve bölgesel aktörlerin daha fazla sorumluluk alması gerektiği anlamına geliyor. NATO çerçevesinde yapılan görüşmelerde, Irak'taki eğitim ve danışmanlık görevlerinin devamı için Avrupa ülkelerinden katkı istenmişti. Ancak şu ana kadar net bir taahhüt gelmedi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'nin çekilmesi, Orta Doğu'daki güç dengesini derinden etkileyecek. İran, Irak'taki nüfuzunu artırabilecek; Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri ise güvenlik endişelerini dile getiriyor. Irak hükümeti, egemenliğini güçlendireceğini açıklasa da, ülkedeki milis grupların ve siyasi istikrarsızlığın devam etmesi risk oluşturuyor. DEAŞ'ın yeniden canlanma ihtimali, uluslararası toplumun ortak mücadelesini gerektiriyor.
Küresel düzeyde ise ABD, askeri kaynaklarını Asya-Pasifik bölgesine kaydırmayı planlıyor. Çin'in yükselişi ve Tayvan gerilimi, Washington'un önceliklerini değiştirdi. Irak'tan çekilme, bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor. Ancak Avrupa müttefikleri, ABD'nin yük paylaşımı çağrısına ne kadar yanıt verecek? Almanya ve Fransa, savunma harcamalarını artırsa da, Irak gibi kriz bölgelerinde angajman konusunda isteksiz. Bu durum, transatlantik ilişkilerde yeni gerilimlere yol açabilir.
Türkiye açısından çekilme, sınır güvenliği ve PKK varlığı nedeniyle yakından takip ediliyor. Irak merkezi hükümeti ile yürütülen görüşmeler, Kerkük ve Musul gibi bölgelerdeki Türkmenlerin durumu, çekilme sonrası daha da önem kazandı. Türkiye, Irak'ın istikrarı için destek verdiğini yineliyor.
Yük Paylaşımının Geleceği ve Zorluklar
ABD'nin çekilmesi, "yük paylaşımı" kavramını somutlaştırıyor. Ancak bu stratejinin başarısı, müttefiklerin ne kadar sorumluluk alacağına bağlı. NATO'nun 2024 zirvesinde, savunma harcamalarının GSYİH'nın %2'sine çıkarılması kararı alınmıştı; fakat Irak özelinde somut bir plan yok. Avrupa Birliği, Irak'a yönelik sivil kapasite geliştirme misyonunu sürdürüyor ancak askeri boşluğu dolduramaz.
Bölgesel aktörler olarak İran, Suudi Arabistan ve Türkiye, Irak'ta nüfuz mücadelesini sürdürecek. İran, Şii milisler aracılığıyla etkisini korurken; Suudi Arabistan, Sünni aşiretlerle ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Türkiye ise Türkmenler ve Kürt gruplarla dengeli bir politika izliyor. Bu rekabet, Irak'ın iç istikrarını tehdit edebilir.
DEAŞ tehdidi ise ortak bir sorun olarak kalıyor. Örgütün Irak ve Suriye'deki hücreleri, çekilme sonrası artabilecek güvenlik boşluğundan faydalanabilir. Uluslararası koalisyon güçleri, Irak güvenlik güçlerini eğitmeye devam etse de, istihbarat ve hava desteği olmadan etkinlikleri sınırlı kalabilir. Bu nedenle, ABD'nin çekilmesi, diğer ülkelerin Irak'a yönelik angajmanını yeniden gözden geçirmesini gerektiriyor.
Ekonomik açıdan, Irak'ın petrol gelirleri ve yeniden inşa süreci, siyasi istikrara bağlı. Çekilme sonrası yatırımcı güveni sarsılabilir; ancak Irak hükümeti, yabancı yatırımı çekmek için reform vaat ediyor. Çin, Irak'ta ekonomik varlığını artırarak bu boşluğu doldurabilir. Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında yapılan anlaşmalar, Pekin'in bölgedeki etkisini gösteriyor. ABD'nin askeri çekilmesi, ekonomik rekabeti de beraberinde getirecek.
Sonuç olarak, ABD'nin Irak'tan çekilmesi, zorunlu bir yük paylaşımı stratejisinin ürünü. Bu strateji, ABD'nin küresel liderlik rolünü yeniden tanımlarken, müttefiklerine daha fazla sorumluluk yüklüyor. Ancak Irak'ta istikrarın sağlanması için sadece askeri değil, siyasi ve ekonomik adımlar da gerekli. Bölgesel aktörlerin işbirliği yapmaması halinde, çekilme yeni bir kaosun habercisi olabilir. Uluslararası toplum, Irak'ın egemenliğine saygı gösterirken, terörle mücadele ve yeniden inşa konusunda ortak hareket etmeli. Aksi takdirde, 20 yıllık müdahalenin ardından Irak, belirsizliklerle dolu bir geleceğe sürüklenebilir.