ABD ile İran arasında olası bir anlaşmanın yakın olduğu ifade edilirken, Washington'da savaşın çıkmaza girdiği fikri giderek daha fazla ağırlık kazanıyor. Son haftalarda Körfez'de yaşanan gerilim, tarafları yeniden müzakere masasına çekmeye başladı. Beyaz Saray kaynakları, Tahran ile yürütülen gizli görüşmelerde ilerleme sağlandığını ancak henüz resmi bir açıklamanın yapılmadığını aktarıyor.
Müzakere sinyalleri
Uzmanlara göre ABD, İran'a yönelik yaptırımların ve askeri tehdidin sonuç vermediğini görüyor. Özellikle İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinin artması ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla etkinliğini koruması, Washington'u alternatif arayışına itiyor. Bu çerçevede, nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ve yaptırımların hafifletilmesi karşılığında Tahran'ın bazı taahhütlerde bulunması masada.
Son dönemde Umman ve Katar'ın arabulucuğunda yürütülen ön görüşmelerde, tarafların karşılıklı güven artırıcı adımlar üzerinde durduğu belirtiliyor. İranlı yetkililer, ABD'nin önceki yönetim dönemindeki tek taraflı çıkışın yarattığı güvensizliği aşması gerektiğini vurguluyor. Ancak her iki taraf da 'müzakere masasında iyimser olduğunu ancak zamanın daraldığını' ifade ediyor.
İç cephede artan baskı
Amerikan kamuoyunda savaş yorgunluğu belirtilerinin artması, başkanlık seçimleri öncesinde yönetimin elini zorlaştırıyor. Anketlere göre, Amerikalıların büyük çoğunluğu tekrar geniş çaplı bir askeri çatışma istemiyor. Ekonomik belirsizlikler ve iç siyasetteki kutuplaşma, Beyaz Saray'ın dış politikada manevra alanını daraltıyor. Bu durum, İran konusunda diplomatik çözümü ön plana çıkarıyor.
Ayrıca, İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir saldırı ihtimali, bölgede daha geniş bir savaş riskini beraberinde getiriyor. ABD'li yetkililer, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sert tutumunun Washington'u zor durumda bıraktığını kabul ediyor. Bazı analistlere göre ABD, İsrail'i dizginlemek ve Tahran ile anlaşmaya varmak için yoğun bir diplomatik mesai harcıyor.
Tarihsel arka plan
2015'te imzalanan ve 2018'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı olarak çekilmesiyle rafa kalkan nükleer anlaşma, Ortadoğu dengelerini alt üst etmişti. Anlaşmanın yeniden canlandırılması için Viyana'da yürütülen müzakereler defalarca kesintiye uğramış, taraflar bir türlü uzlaşamamıştı. Biden yönetiminin ilk yıllarındaki çabalar, İran'ın yeni yönetiminin katı tutumu ve Batı'nın protestolara verdiği destek nedeniyle akamete uğramıştı. Ancak son aylarda bölgesel güçlerin devreye girmesi, tabloyu değiştirmeye başladı.
Öte yandan İran'ın Rusya ile askeri işbirliğini güçlendirmesi, ABD'nin endişelerini artıran bir diğer faktör. Moskova'nın Tahran'a sağladığı askeri destek, Batı'nın yaptırım şemsiyesini delmeye yarıyor. Bu nedenle ABD, İran'ı Rusya'dan uzaklaştırmak için nükleer anlaşmaya ek yeni bir güvenlik çerçevesi önermeye hazırlanıyor. Böylece hem İran'ın nükleer programı sınırlandırılmış olacak hem de Rusya'nın bölgedeki nüfuzu zayıflatılacak.
Sonuç: Belirsizlik sürüyor
Ortadoğu'daki çatışma tarihine bakıldığında, ABD'nin İran ile anlaşma zemini bulması, bölgedeki tüm güç dengelerini etkileyebilir. Ancak iki ülke arasındaki derin güvensizlik, bir anlaşmanın kolayca uygulanmasını zora sokuyor. İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesi ve ABD'nin yaptırım politikası, masadaki en kritik başlıklar. Tarafların 'son şans' olarak nitelendirdiği bu süreç, önümüzdeki haftalarda netlik kazanacak. Savaşın çıkmazı, her iki tarafı da müzakereye itse de, başarı garanti değil. Bu nedenle diplomatik çözüm umutlarıyla birlikte gerilimde tırmanma ihtimali de hâlâ masada.