ABD'de tüketicilerin gelecek 12 aya ilişkin enflasyon beklentisi, haziran ayında belirgin bir artış göstererek Eylül 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. New York Fed tarafından yayımlanan Tüketici Beklentileri Anketi'ne göre, medyan bir yıllık enflasyon beklentisi mayısta yüzde 3,2 iken haziranda yüzde 3,7'ye yükseldi. Bu artış, son dokuz ayın en yüksek değeri olarak kaydedilirken, piyasalarda Fed'in faiz politikasına ilişkin belirsizlikleri de beraberinde getirdi.
Beklentilerdeki yükselişin arka planı
Anket sonuçlarına göre, tüketicilerin enflasyon beklentilerindeki bu sıçrama, özellikle gıda, benzin ve kira gibi temel harcama kalemlerindeki fiyat artışlarının etkisiyle gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 40'ı, önümüzdeki yıl benzin fiyatlarının yükseleceğini öngörürken, gıda fiyatlarında da benzer bir beklenti hakim. Üç yıllık enflasyon beklentisi ise yüzde 2,9 ile nispeten sabit kaldı; beş yıllık beklenti ise yüzde 2,8'e yükseldi. Bu durum, kısa vadeli enflasyon endişelerinin uzun vadeli beklentilere henüz tam olarak yansımadığını gösteriyor.
Anket ayrıca, tüketicilerin iş piyasasına ilişkin görüşlerinde de bir iyileşme olduğunu ortaya koydu. Bir sonraki yıl işsizlik oranının düşeceğini bekleyenlerin oranı yüzde 35,6 ile son üç ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Ancak, hane halkı gelir beklentileri aynı dönemde yüzde 3,1'e gerileyerek dört ayın en düşük seviyesini gördü. Gelir artış beklentilerindeki bu yavaşlama, tüketicilerin satın alma gücüne ilişkin endişelerini artırıyor.
Fed'in politikalarına etkisi
Enflasyon beklentilerindeki bu yükseliş, Fed'in faiz indirimi konusunda daha temkinli olmasına neden olabilir. Fed Başkanı Jerome Powell, son açıklamalarında enflasyonun yüzde 2 hedefine doğru ilerlediğine dair daha fazla güven kazanmaları gerektiğini vurgulamıştı. Ancak tüketici beklentilerindeki bozulma, bu güvenin henüz tam olarak oluşmadığını gösteriyor. Piyasalar, eylül ayından önce bir faiz indirimi olasılığını yaklaşık yüzde 72 olarak fiyatlarken, yıl sonuna kadar iki indirim beklentisi devam ediyor. Bununla birlikte, enflasyon beklentilerindeki yukarı yönlü hareket, Fed'in faizleri daha uzun süre yüksek tutma riskini artırıyor.
Uzmanlar, enflasyon beklentilerinin reel ekonomik kararlar üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekiyor. Tüketicilerin fiyatların daha hızlı artacağını düşünmeleri, ücret taleplerini artırabilir ve bu da enflasyonun kalıcı hale gelmesine yol açabilir. Bu nedenle Fed, anket verilerini yakından izliyor ve enflasyon beklentilerinin kontrol altında tutulması için elindeki tüm araçları kullanmaya hazır olduğunu belirtiyor.
Önümüzdeki dönemde, ABD'de açıklanacak TÜFE ve ÜFE verileri ile Fed'in tercih ettiği çekirdek PCE enflasyonu, piyasaların yönü üzerinde belirleyici olacak. Ayrıca, konut piyasasındaki fiyat artışları ve işgücü piyasasındaki sıkı koşullar da enflasyon görünümüne ilişkin sinyaller verecek.
Bağımsız bir değerlendirme yapmak gerekirse, ABD'de enflasyon beklentilerindeki bu yükseliş, ekonominin hala tam olarak normale dönmediğini ve tüketicilerin fiyat baskıları konusunda hassas olduğunu ortaya koyuyor. Fed'in faiz indirimi konusundaki temkinli duruşu, bu belirsizlik ortamında mantıklı görünse de, eğer enflasyon beklentileri daha da kötüleşirse, politika yapıcıların ek sıkılaştırma adımları atması gerekebilir. Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler açısından da ABD faizlerinin yüksek seyretmesi, sermaye akımları ve döviz kurları üzerinde baskı yaratmaya devam edecektir.