ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın nükleer programı konusunda müzakerelere başlamayı kabul ettiğini açıkladı. Rubio, yaptığı yazılı açıklamada, Umman'ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı görüşmelerde İran heyetinin müzakere masasına oturmayı kabul ettiğini belirtti. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı'nda son dönemde yaşanan gerilimin ardından bölgesel istikrar açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Rubio, görüşmelerin ilk turunun önümüzdeki hafta Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılacağını duyurdu.
Müzakerelerin Kapsamı ve Beklentiler
ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, müzakerelerde İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri, nükleer tesislerin denetimi ve yaptırımların hafifletilmesi gibi konular ele alınacak. Rubio, İran'ın nükleer programının barışçıl olduğu yönündeki iddialarını kabul etmediklerini ancak diplomasiye şans vermek istediklerini ifade etti. Uzmanlar, görüşmelerin başarıya ulaşması halinde 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılabileceğine dikkat çekiyor. Ancak şu ana kadar taraflar arasında resmi bir anlaşma metni bulunmuyor.
Hürmüz Boğazı ve Bölgesel Etkileri
Rubio, İran'la süren görüşmelerin Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına yardımcı olabileceğini belirtti. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolu, son haftalarda İran'ın askeri tatbikatları ve gemilere yönelik tehditleri nedeniyle kısmen kapatılmıştı. ABD, bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için Körfez ülkeleriyle koordinasyon halinde olduğunu duyurdu. İran ise Boğaz'ın kontrolünün tamamen kendisinde olduğunu savunuyor. Analistler, nükleer müzakerelerde ilerleme sağlanması halinde İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki tutumunu yumuşatabileceğini düşünüyor.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, yaptığı basın açıklamasında, İran'ın müzakere masasına oturmasının ABD'nin yapıcı tutumu sayesinde gerçekleştiğini söyledi. Bekayi, 'Müzakereler İran'ın nükleer haklarını teslim edecek şekilde yürütülmelidir. Biz her zaman diplomasiye açık olduk' ifadelerini kullandı. Öte yandan İran'ın nükleer programı konusunda uluslararası toplumda ciddi endişeler bulunuyor. IAEA'nın son raporunda İran'ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum ürettiği ve bu oranın silah yapımına oldukça yakın olduğu belirtilmişti.
Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, başkanlık uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump'ın İran konusunda 'maksimum baskı' politikasını sürdürdüğünü ancak diplomasiye de şans verdiğini ifade etti. Jean-Pierre, 'Başkan, İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her türlü seçeneği masada tutuyor. Müzakerelerin samimi ve sonuç odaklı olmasını bekliyoruz' dedi. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, görüşmeleri memnuniyetle karşıladıklarını ve AB'nin arabuluculuk rolü oynamaya hazır olduğunu belirtti.
Son dönemde İran'ın nükleer programına yönelik diplomatik hareketlilik artmış durumda. Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaid, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada ülkesinin ABD ile İran arasında bir diyalog kanalı oluşturduğunu duyurmuştu. Ayrıca Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de benzer girişimlerde bulunmuş ancak bu çabalar şu ana kadar somut bir sonuca ulaşmamıştı.
İran'ın nükleer müzakerelere dönüşü, bölgedeki diğer aktörler tarafından da yakından takip ediliyor. Suudi Arabistan ve İsrail, İran'ın nükleer kapasitesinin sınırlandırılması konusunda ABD ile aynı görüşü paylaşıyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'la yapılacak herhangi bir anlaşmanın güvenilir olmadığını savunuyor. Böyle bir anlaşmanın İran'ın füze programını da kapsaması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye ise İran'ın nükleer programı konusunda daha ılımlı bir tutum sergiliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, daha önce yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer haklarının tanınması gerektiğini ancak bölgede nükleer silahlanmanın önlenmesi için uluslararası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etmişti.
Ekonomik cephede, İran'ın nükleer müzakerelere dönmesi petrolde arz artışı beklentilerini beraberinde getirdi. Brent petrol fiyatları haberin ardından yüzde 2 civarında geriledi. Analistler, müzakerelerin başarıya ulaşması halinde petrol fiyatlarının daha da düşebileceğini belirtiyor.
Öte yandan Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi, müzakerelerin teknik boyutuna destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Grossi, İran'ın nükleer tesislerinde denetimlerin yeniden başlatılması için görüşmelere başladıklarını duyurdu. İran, 2021 yılından bu yana IAEA denetçilerinin ülkedeki faaliyetlerini kısıtlamış ve bazı tesislerdeki kameraları kaldırmıştı.
Tüm bu gelişmeler ışığında, ABD-İran görüşmeleri uluslararası kamuoyunda büyük bir beklentiyle karşılanıyor. Taraflar arasında güven eksikliği ve birçok anlaşmazlık noktası bulunmasına rağmen, diyalog sürecinin başlaması dahi olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu hafta başlayacak müzakerelerin sonucu, sadece iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda tüm Orta Doğu'nun siyasi ve ekonomik istikrarını da etkileyecek.