ABD'nin Wisconsin eyaletinde 30 yıldır yaşayan ve eyaletin en büyük camisi olan Milwaukee İslam Derneği'nde imamlık yapan Filistin kökenli Salah Sarsour hakkında, Filistin'e verdiği destek gerekçe gösterilerek sınır dışı kararı alındı. Karar, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi tarafından tebliğ edildi. Sarsour'un avukatları, kararın siyasi motivasyonlu olduğunu ve ifade özgürlüğü ile din özgürlüğünü ihlal ettiğini savunuyor. Olay, ABD'de Filistin yanlısı aktivistlere yönelik artan baskıların son örneği olarak değerlendiriliyor.
Sınır Dışı Kararının Ayrıntıları
Edinilen bilgilere göre, Salah Sarsour'a sınır dışı kararı, 2023 yılında Filistin'e yaptığı bir konuşma ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek verildi. ICE yetkilileri, Sarsour'un "yabancı bir terör örgütüne maddi destek sağladığı" iddiasını öne sürdü. Ancak Sarsour'un avukatı, müvekkilinin yalnızca insani yardım ve Filistin halkına destek amacıyla faaliyetlerde bulunduğunu, herhangi bir yasa dışı örgütle bağlantısı olmadığını belirtti. Karar sonrası Sarsour'a 30 gün içinde ülkeyi terk etmesi için süre tanındı. Sarsour, karara itiraz için temyiz başvurusu yapacağını açıkladı.
Camia ve Toplumdan Tepkiler
Milwaukee İslam Derneği yönetimi, kararı kınayan bir açıklama yayınladı. Açıklamada, Sarsour'un 30 yıldır bölgede dini ve sosyal hizmetlerde bulunduğu, Müslüman toplumunun saygın bir üyesi olduğu vurgulandı. Dernek başkanı, "İmam Sarsour, sadece bir din adamı değil, aynı zamanda barış ve diyalog elçisiydi. Bu karar, Wisconsin'deki Müslüman toplumunu derinden üzmüştür" dedi. Yerel sivil toplum kuruluşları ve bazı siyasetçiler de karara tepki gösterdi. Wisconsin Senatörü Tammy Baldwin, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Dini liderlere yönelik bu tür uygulamalar, Amerikan değerleriyle bağdaşmaz" ifadelerini kullandı.
ABD'de Filistin Yanlısı Aktivistlere Yönelik Baskılar
Salah Sarsour'un durumu, ABD'de son dönemde Filistin yanlısı aktivistlere yönelik artan gözaltı ve sınır dışı vakalarının bir parçası olarak görülüyor. 2023'ten bu yana, üniversite kampüslerinde Filistin'e destek gösterilerine katılan bazı öğrencilerin vize iptalleri yaşandığı, bazı akademisyenlerin ise ülkeye girişlerinin engellendiği rapor edildi. İnsan hakları örgütleri, bu uygulamaların ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve Arap/Müslüman toplumuna yönelik ayrımcılık içerdiğini savunuyor. Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), Sarsour davasını yakından takip edeceğini duyurdu.
Yasal Süreç ve Gelecek Adımlar
Sarsour'un avukatları, sınır dışı kararına karşı federal mahkemeye başvuruda bulundu. Dava dilekçesinde, kararın "Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi'nde güvence altına alınan ifade ve din özgürlüğünü ihlal ettiği" belirtildi. Ayrıca, Sarsour'un 30 yıllık ikamet süresi boyunca herhangi bir suç kaydı olmadığı, aksine topluma hizmet ödülleri aldığı vurgulandı. Göçmenlik mahkemesi, temyiz sürecini başlattı. Sarsour, karar kesinleşene kadar ülkede kalabilecek. Kararın temyizden dönmesi durumunda Sarsour'un sınırdışı edilme ihtimali bulunuyor.
Uluslararası Yansımalar ve Değerlendirme
Olay, uluslararası basında da geniş yankı uyandırdı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, kararı "siyasi bir sindirme girişimi" olarak nitelendirdi ve ABD yönetimine çağrıda bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) sözcüsü, "ABD'nin Filistin yanlısı sesleri susturma çabaları endişe vericidir. Bu tür uygulamalar, ülkenin kendi yasalarına ve uluslararası insan hakları standartlarına aykırıdır" dedi. Öte yandan, bazı ABD'li yetkililer, kararın yalnızca güvenlik gerekçeleriyle alındığını savunuyor. Sarsour'un avukatı ise müvekkilinin Filistin'e yaptığı bağışların tamamen yasal olduğunu ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla gerçekleştiğini belirtti. Dava, ABD'de ifade özgürlüğü ve göçmenlik politikaları arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme getirdi. Sonuç olarak, Salah Sarsour'un sınır dışı edilme süreci, ABD'de Filistin meselesine yönelik tutumun bir göstergesi olarak izlenmeye devam edecek.