ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri operasyon için İngiltere'deki RAF Fairford Üssü'nde konuşlandırdığı B-1 Lancer bombardıman uçaklarını geri çekme kararı, Washington ile Londra arasındaki savunma ittifakında beklenmedik bir gerilim yarattı. 7 Ekim'de New York Times ve Wall Street Journal'da eş zamanlı yayımlanan iki ayrı analiz, bu geri çekilmenin sadece bir lojistik hamle olmadığını, aynı zamanda İngiltere'nin ABD'nin İran stratejisindeki rolünü sorgulayan bir dönüm noktasına işaret ettiğini öne sürdü.
Stratejik Üsdeki Beklenmedik Boşalma
RAF Fairford, Soğuk Savaş yıllarından bu yana ABD Hava Kuvvetleri'nin Avrupa'daki en kritik ağır bombardıman üslerinden biri olarak biliniyor. Nisan 2018'de ABD, Suriye'ye düzenlediği füze saldırılarında B-1'leri bu üsten kaldırmıştı. Benzer şekilde, İran'a karşı yürütülen psikolojik harekat ve caydırıcılık kapsamında Fairford'a konuşlandırılan B-1'ler, bölgedeki ABD varlığının sembolü haline gelmişti. Ancak Eylül sonunda başlayan geri çekilme süreci, uçakların ABD'deki üslerine dönmesiyle sonuçlandı.
New York Times'a konuşan üst düzey bir savunma yetkilisi, kararın arkasında "operasyonel gereklilikler" olduğunu belirtirken, Wall Street Journal ise geri çekilmenin İngiltere'nin İran'a yönelik olası bir ABD saldırısına hava sahasını açma konusundaki isteksizliğinden kaynaklandığını yazdı. İki gazetenin analizleri, İngiliz hükümetinin özellikle Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin (RAF) doğrudan muharebe görevlerine dahil edilmesi konusunda çekinceli olduğunu ortaya koydu.
İngiltere'nin İkilemi: Sadakat mi, Egemenlik mi?
Londra'nın tutumu, İngiltere'nin İran konusundaki geleneksel pozisyonuyla da örtüşüyor. İngiltere, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) korunması için Avrupa'daki diğer imzacılarla birlikte çaba sarf etmiş, 2018'de ABD'nin anlaşmadan çekilmesini eleştirmişti. Ancak İngiltere aynı zamanda ABD'nin en yakın müttefiki olarak biliniyor ve istihbarat paylaşımı, nükleer işbirliği gibi konularda Washington'a bağımlı.
Bu ikilem, İngiliz basınında da geniş yankı buldu. The Guardian, "İngiltere, ABD'nin İran politikasında piyon olmayı reddediyor" başlıklı bir yorum yayımlarken, The Telegraph ise geri çekilmenin "Transatlantik ittifakta soğuk rüzgarlar estirdiğini" yazdı. İngiltere Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise kararın "rutin bir rotasyon" olduğu savunuldu, ancak askeri uzmanlar bu açıklamanın tatmin edici olmadığını belirtiyor.
İsrail Faktörü ve Bölgesel Dengeler
Analizlerin ortak noktası, İsrail'in bu denklemdeki kritik rolü. İsrail, İran'ın nükleer programını kendisi için varoluşsal bir tehdit olarak görüyor ve ABD'nin askeri kapasitesini İran'a karşı kullanması için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. İsrail Başbakanı'nın Eylül ayında Washington'a yaptığı ziyarette, B-1'lerin Fairford'dan çekilmesinin gündeme geldiği ve İsrail tarafının bu karardan duyduğu rahatsızlığı ilettiği iddia edildi.
Wall Street Journal, İsrail'in ABD'den B-1'lerin bölgede kalmasını talep ettiğini, ancak İngiltere'nin bu talebe sıcak bakmadığını yazdı. İsrail basınında çıkan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi alternatif olarak ABD'nin Diego Garcia üssündeki bombardıman uçaklarını kullanmasını önerdi. Ancak bu seçenek, İran'a yönelik bir saldırıda uçuş süresini ve yakıt ikmali ihtiyacını artırarak operasyonel riski yükseltiyor.
İttifakın Geleceği ve Türkiye'ye Yansımaları
ABD-İngiltere ittifakındaki bu çatlak, NATO içindeki dengeler açısından da önem taşıyor. İngiltere'nin ABD'nin İran politikasına mesafeli durması, diğer Avrupalı müttefiklerin de benzer bir tutum almasına yol açabilir. Fransa ve Almanya'nın da İran'a yönelik askeri bir operasyona sıcak bakmadığı biliniyor.
Türkiye açısından ise gelişme, bölgesel güvenlik dengeleri bakımından yakından izleniyor. Türkiye, İran ile komşu olması ve bölgede artan gerilimden doğrudan etkilenme potansiyeli nedeniyle, ABD-İngiltere hattındaki her türlü kırılmayı dikkatle takip ediyor. Ankara, hem NATO müttefiki ABD ile hem de komşusu İran ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışırken, olası bir İran savaşının mülteci akını, enerji fiyatları ve Kürt meselesi gibi alanlarda Türkiye'yi olumsuz etkileyeceği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, ABD'nin B-1 bombardıman uçaklarını RAF Fairford'dan çekmesi, yalnızca askeri bir karar değil; aynı zamanda İngiltere'nin ABD'nin İran stratejisindeki rolünü, İsrail'in beklentilerini ve Avrupa'nın bölgesel güvenlik yaklaşımını yeniden tanımlayan bir adım olarak okunmalı. Bu geri çekilme, "özel ilişki" olarak adlandırılan ABD-İngiltere ittifakının sınırlarını ve İngiltere'nin kendi ulusal çıkarları doğrultusunda ne kadar bağımsız hareket edebileceğini gözler önüne seriyor. İran'a yönelik bir askeri müdahale durumunda İngiltere'nin hava sahasını ve üslerini ne ölçüde açacağı, önümüzdeki dönemde Transatlantik ilişkilerin en kritik sınavlarından biri olacak.