Avrupa Birliği'nin (AB) 15 Temmuz'da yayımladığı ve Türkiye ile ilişkileri yeniden şekillendirmeyi amaçlayan 'Ortak Anlayış' belgesi, Ankara ile Brüksel arasında yeni bir gerilime yol açtı. Belgede, Türkiye'nin AB adaylık statüsünün yok sayılması, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında ise Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tezlerine ağırlık verilmesi, Dışişleri Bakanlığı tarafından sert bir dille eleştirildi.
Belgenin İçeriği ve Ankara'nın Tepkisi
AB tarafından hazırlanan 'Ortak Anlayış' belgesi, Türkiye ile ilişkilerde 'kademeli ve orantılı' bir yaklaşım benimsemeyi öngörüyor. Ancak belgede, Türkiye'nin AB'ye katılım müzakereleri sürecine hiçbir atıfta bulunulmaması dikkat çekiyor. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, belgenin 'Avrupalı müttefiklerimizle ittifak ruhunu ve uluslararası hukuku zedelediğini' vurguladı. Keçeli, 'AB, belgede Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'a ilişkin tek taraflı tezleri benimseyerek taraf olduğunu göstermiştir. Bu, AB'nin arabuluculuk rolünü sorgulatmaktadır' ifadelerini kullandı. Ankara, belgenin Türkiye'nin egemenlik haklarını ve Kıbrıs'taki meşru çıkarlarını hiçe saydığını belirtirken, belgeye karşı diğer Avrupalı müttefiklerle koordinasyon içinde olunacağını duyurdu.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Boyutu
Belgede, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve Kıbrıs sorununun çözümüne dair Ankara'nın yaklaşımını eleştiren ifadeler yer alıyor. AB'nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın tezlerini destekleyen bir dil kullanması, Türkiye'nin 'Mavi Vatan' doktrini ve Kıbrıs'ta iki devletli çözüm modeli ile çelişiyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge haklarının Libya ile yapılan deniz yetki anlaşmasına dayandığını savunurken, AB belgede bu anlaşmayı uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Kıbrıs konusunda ise belge, adada federasyon temelli çözümü desteklerken, Türkiye'nin 2021'de Kapalı Maraş'ı (Varosha) kısmen ziyarete açması ve 2022'de iki devletli çözüm önerisi AB tarafından eleştiriliyor. Bu ifadeler, 1974'ten bu yana süren Kıbrıs sorununun tarafları arasındaki görüş ayrılıklarını derinleştiriyor.
Türkiye-AB İlişkilerinde Kırılma Noktası
Türkiye, 1963'te imzalanan Ankara Anlaşması ile AB ile ortaklık ilişkisi kurmuş, 1999'da aday ülke statüsü kazanmış ve 2005'te katılım müzakerelerine başlamıştı. Ancak son yıllarda yaşanan gerilimler, müzakerelerin fiilen durma noktasına gelmesine yol açtı. AB'nin yeni belgesi, Türkiye'nin adaylık statüsünü resmen olmasa da pratikte rafa kaldırdığı yorumlarına neden oluyor. Uzmanlar, belgenin Türkiye'deki seçimler öncesinde AB'nin pozisyonunu netleştirme çabası olarak değerlendiriyor. Öte yandan, NATO müttefiki olan Türkiye'nin AB'ye karşı duyduğu güvenin azaldığı bir dönemde bu belge, iki taraf arasındaki diyalog zeminini daha da daraltabilir. Ankara, belgenin Türkiye'yi AB'den uzaklaştıracağı uyarısında bulunurken, Brüksel'den gelen ilk tepkiler ise belgenin 'yol haritası' olduğu ve Türkiye'nin demokratik standartları iyileştirmesi halinde yeniden çerçevelendirilebileceği yönünde.