Avrupa Birliği'nin 'Made in Europe' adıyla hayata geçirmeyi planladığı yeni düzenleme, otomotiv sektöründe dengeleri değiştirebilir. Teşviklerin ve kamu ihalelerinin yalnızca AB ülkelerinde montajı yapılan araçlara verilmesini öngören kural, başta Türkiye, ABD, Japonya ve Fas olmak üzere birçok üretici ülkeyi zor durumda bırakacak. Uzmanlar, bu adımın kısa vadede Avrupa otomotiv endüstrisini korumayı hedeflese de uzun vadede tedarik zincirinde ciddi aksamalara ve maliyet artışlarına yol açabileceğini belirtiyor.
Kuralın Detayları ve Kapsamı
AB Komisyonu tarafından hazırlanan taslak, 'Made in Europe' etiketi için araçların yalnızca AB sınırları içerisinde montajlanmasını şart koşuyor. Bu durum, Türkiye gibi AB ile Gümrük Birliği anlaşması bulunan ülkelerde üretilen araçların teşvik ve kamu alımlarından yararlanamaması anlamına geliyor. Özellikle Türkiye, Avrupa'ya yönelik ihracatının büyük kısmını otomotiv sektöründen sağlıyor ve 2023 yılında 15 milyar doların üzerinde araç ve parça ihraç etti. AB pazarındaki bu olası daralma, Türk otomotiv üreticileri için büyük bir risk oluşturuyor.
ABD, Japonya ve Fas da benzer bir durumla karşı karşıya. ABD merkezli Tesla ve Ford gibi üreticilerin Avrupa'daki montaj tesisleri olmasına rağmen, bazı modeller AB dışında üretiliyor. Japonya ise Toyota ve Honda gibi markalarla Avrupa pazarında önemli bir oyuncu; ancak Japonya'da üretilen modeller kural dışı kalacak. Fas, düşük maliyet avantajıyla Avrupalı üreticiler için önemli bir üretim merkezi haline gelmiş durumda.
Olası Etkiler ve Uzman Görüşleri
Ekonomistler, kuralın kısa vadede Avrupa'da istihdamı koruyabileceğini ancak orta vadede tüketici fiyatlarına yansıyacağını savunuyor. Otomotiv sektörü uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kaya, "AB, kendi pazarını korumak isterken aslında kendine çelme takıyor. Çünkü küresel tedarik zincirinin bu kadar entegre olduğu bir dönemde, montaj için sadece AB'yi zorunlu kılmak maliyetleri artıracak ve rekabet gücünü düşürecek" diyor. Ayrıca, AB'nin bu adımı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına aykırı olabileceği için ticari davalara yol açabilir.
Türkiye Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye, AB ile Gümrük Birliği çerçevesinde üretim yapıyor ve birçok Avrupalı markanın üretim üssü konumunda. Bu kural, karşılıklı ticareti olumsuz etkiler" ifadelerini kullandı.
Bağlam ve Gelecek Senaryoları
AB'nin bu hamlesi, yerli üretimi artırma ve stratejik bağımsızlığı güçlendirme amacı taşıyan 'Avrupa Yeşil Mutabakatı' ve 'Dijital Avrupa' gibi daha geniş politikaların bir parçası. Ancak otomotiv sektöründe çip krizi ve ham madde fiyatlarındaki artış gibi zaten var olan sorunlar, bu kuralın etkisini daha da derinleştirebilir. Önümüzdeki dönemde AB'nin, itirazlar ve olası ticari yaptırımlar karşısında kuralı yumuşatması veya geçiş süreci tanıması beklenebilir. Aksi takdirde, Türkiye gibi ülkelerin alternatif pazarlara yönelmesi veya AB'ye karşı DTÖ'de dava açması gündeme gelebilir.
Sonuç olarak, 'Made in Europe' kuralı kısa vadede Avrupa otomotiv sektörüne koruma sağlasa da uzun vadede küresel tedarik zincirindeki kırılganlığı artıracak ve tüketiciye maliyeti yüksek bir dönüşümü beraberinde getirecek. Türkiye başta olmak üzere etkilenen ülkelerin bu sürece hazırlıklı olması gerekiyor.