Avrupa Birliği (AB), Çin ile olan ticaret açığını azaltmak ve olası bir ticaret savaşını önlemek amacıyla Pekin ile yapacağı görüşmelere daha sert bir tutumla hazırlanıyor. Brüksel, son yıllarda hızla artan ticaret dengesizliğini düzeltmek için yeni araçlar devreye almayı planlıyor. AB yetkilileri, Çin'in piyasa açıklığı konusundaki taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda ek önlemler alınabileceği sinyalini veriyor.
Ticaret Açığı Rekor Seviyede
AB istatistik ofisi Eurostat'ın verilerine göre, 2022 yılında AB'nin Çin ile olan ticaret açığı 396 milyar euroya ulaşarak rekor kırdı. Bu açık, 2021'deki 249 milyar euro seviyesinden ciddi bir artışı işaret ediyor. Pandemi sonrası toparlanma sürecinde Avrupa'nın Çin'den yaptığı ithalat, özellikle elektronik, makine ve yeşil teknoloji ürünlerinde hızla arttı. Buna karşın AB'nin Çin'e ihracatı aynı oranda artmadı. Bu dengesizlik, Avrupa'daki üreticiler ve siyasetçiler arasında endişe yaratıyor.
AB Ticaret Komiseri Valdis Dombrovskis, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, "Çin ile ticari ilişkilerimizde daha fazla karşılıklılık ve adil rekabet görmek istiyoruz. Mevcut durum sürdürülebilir değil" dedi. Dombrovskis, Pekin'in devlet destekli sanayi politikalarının Avrupalı şirketler için eşitsiz bir ortam yarattığını vurguladı.
AB'nin Yeni Araçları: Anti-Sübvansiyon ve Yabancı Yatırım Taraması
Brüksel, ticaret ilişkilerinde daha sert bir duruş sergilemek için bir dizi yeni mekanizmayı devreye almaya hazırlanıyor. Bunların başında, yabancı devlet sübvansiyonlarını dengelemek için tasarlanan Anti-Sübvansiyon Tüzüğü geliyor. Bu tüzük, AB pazarına giren ve devlet desteğiyle haksız avantaj sağlayan ürünlere karşı ek vergi uygulanmasına olanak tanıyacak. Ayrıca, yabancı yatırımların stratejik sektörlerde taranması için mevcut mekanizmanın güçlendirilmesi planlanıyor.
AB ayrıca, Çin'e karşı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde açtığı davalarda ısrarcı olacak. Litvanya'nın Tayvan ile temsilcilik açması sonrası Çin'in Litvanya'ya uyguladığı ticari baskılar, AB'nin DTÖ'ye taşıdığı son örneklerden biri. Brüksel, bu tür baskıların kabul edilemez olduğunu ve tek pazarın bütünlüğünü koruyacağını belirtiyor.
Çin ile Diyalog Kapısı Açık
AB, tüm bu sertleşme sinyallerine rağmen Çin ile diyalog kanallarını açık tutmak istiyor. AB Konseyi Başkanı Charles Michel ve Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, önümüzdeki aylarda Pekin'e bir ziyaret gerçekleştirmeyi planlıyor. Ziyaretin ana gündem maddeleri arasında ticaret dengesizliği, iklim değişikliği işbirliği ve Rusya'nın Ukrayna işgali gibi konular yer alıyor. AB, Çin'i Rusya'ya destek vermemesi konusunda uyarırken, ekonomik ilişkilerde de somut adımlar bekliyor.
Çin tarafı ise AB'nin sertleşen tutumundan rahatsız. Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "AB'nin tek taraflı önlemler alması, karşılıklı güveni zedeler. Diyalog ve işbirliği tek doğru yoldur" ifadelerini kullandı. Çin, AB'nin kendisini bir tehdit olarak görmesini reddediyor ve ticaret açığının yapısal nedenlerine dikkat çekiyor.
Avrupa İş Dünyası Endişeli
AB'nin Çin'e karşı daha sert önlemler alması, Avrupalı iş dünyasında karışık tepkilere yol açıyor. Bazı sektörler, özellikle otomotiv ve makine imalatçıları, Çin pazarına olan bağımlılıkları nedeniyle olası bir ticaret savaşından endişe duyuyor. Almanya Başbakanı Olaf Scholz, geçtiğimiz yıl Çin'e yaptığı ziyarette, "Çin ile ticaret yapmaya devam etmeliyiz, ancak riskleri de yönetmeliyiz" demişti. Alman sanayi kuruluşu BDI ise, AB'nin tek taraflı adımlar yerine Çin ile yapıcı diyalog kurması gerektiğini savunuyor.
Öte yandan, yeşil teknoloji ve ileri imalat sektörlerindeki bazı Avrupalı üreticiler, Çin'in devlet destekli rekabetinden şikayetçi. Özellikle güneş paneli ve elektrikli araç bataryası üreticileri, Çinli rakiplerinin fiyat kırarak Avrupa pazarını ele geçirdiğini belirtiyor. Bu durum, AB'nin anti-sübvansiyon soruşturmaları başlatmasına yol açtı.
Jeopolitik Arka Plan
AB'nin Çin'e karşı tutumunu sertleştirmesi, küresel jeopolitik dengelerin değişmesiyle yakından ilgili. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası AB, ekonomik bağımlılıkların ne kadar riskli olabileceğini gördü. Enerjide Rusya'ya olan bağımlılığın yarattığı kriz, benzer bir senaryonun Çin ile ticarette yaşanmasını önlemek için Brüksel'i harekete geçirdi. AB, kritik hammaddeler, ilaç etken maddeleri ve yeşil teknoloji gibi stratejik alanlarda Çin'e bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Ayrıca, ABD'nin Çin'e karşı uyguladığı çip ihracat kısıtlamaları ve diğer teknoloji yaptırımları, Avrupa'nın da pozisyon alması yönünde baskı oluşturuyor. Ancak AB, ABD'den farklı olarak daha çok ticaret kuralları ve çok taraflı mekanizmalar üzerinden hareket etmeyi tercih ediyor.
Sonuç: Zorlu Bir Denge
AB'nin Çin ile ticarette daha sert önlemler alma hazırlığı, bir yandan ekonomik çıkarları koruma, diğer yandan ticaret savaşını önleme arasındaki ince bir dengeyi gerektiriyor. Brüksel, Pekin'e karşı baskıyı artırırken, diyalog kapısını da açık tutmaya çalışıyor. Önümüzdeki aylarda yapılacak üst düzey görüşmeler, ilişkilerin seyrini belirleyecek. Avrupa'nın attığı adımlar, yalnızca AB-Çin ilişkilerini değil, küresel ticaret düzenini de etkileyecek. Ekonomistler, tarafların karşılıklı bağımlılıklarının tam bir kopuşu engelleyeceğini, ancak gerginliğin uzun süre devam edeceğini öngörüyor.