7 Ekim saldırılarının üzerinden üç yıl geçti. İsrail, Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarıyla bölgede büyük yıkıma yol açarken, ABD'deki en güçlü İsrail yanlısı lobi kuruluşu AIPAC (Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi) da benzeri görülmemiş bir itibar kaybı yaşıyor. Bir zamanlar ABD Kongresi'nde neredeyse dokunulmaz kabul edilen AIPAC, şimdi hem Demokrat Parti içinde hem de genel kamuoyunda artan bir tepkiyle karşı karşıya. Bu durum, İsrail'in sadece askeri değil, diplomatik ve siyasi cephede de ciddi kayıplar verdiğini gösteriyor.
AIPAC'ın Gücünün Sarsılması
Uzun yıllar boyunca AIPAC, ABD seçimlerinde milyonlarca dolar harcayarak İsrail karşıtı gördüğü adayları hedef aldı ve İsrail yanlısı politikacıları destekledi. Ancak 7 Ekim sonrası İsrail'in Gazze'deki askeri harekâtı, özellikle genç seçmenler ve ilerici Demokratlar arasında derin bir rahatsızlık yarattı. AIPAC'ın bu süreçte İsrail'e koşulsuz destek vermesi, kuruluşun imajını zedeledi. 2024 seçim döneminde AIPAC destekli bazı adaylar, özellikle Filistin yanlısı seçmenin yoğun olduğu bölgelerde beklenmedik yenilgiler aldı. Bu, lobinin seçimleri manipüle etme gücünün artık eskisi kadar etkili olmadığını gösteriyor.
Ayrıca, AIPAC'ın Kongre üyeleri üzerindeki baskısı da azaldı. Bazı Demokrat kongre üyeleri, İsrail'e yapılan silah satışlarına karşı çıkmaya başladı. Bu, AIPAC'ın "ya bizimlesin ya da karşımızda" stratejisinin işlevsiz kaldığını ortaya koyuyor. Lobinin yıllardır sürdürdüğü iki partili desteği aşındı; Cumhuriyetçiler arasında desteğini konsolide ederken, Demokratlar nezdinde kaybediyor.
İsrail'in Uluslararası İtibar Kaybı
İsrail, Gazze'de üç yıldır süren operasyonlarla sadece bölgeyi değil, kendi uluslararası meşruiyetini de yıktı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütlerinin raporları, Gazze'deki yıkımın boyutlarını gözler önüne seriyor. İsrail'in en yakın müttefiki ABD'de bile kamuoyu desteği erimeye başladı. Son anketler, Amerikalıların önemli bir kısmının İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım olarak nitelendirdiğini gösteriyor. Bu algı, AIPAC gibi lobilerin işini zorlaştırıyor; çünkü artık İsrail'i savunmak, seçmen nezdinde siyasi bir maliyet haline geldi.
Buna ek olarak, İsrail karşıtı lobiler de güç kazanıyor. Özellikle genç aktivistler ve dijital kampanyalar, Filistin yanlısı söylemi ana akıma taşıdı. AIPAC'ın karşısında artık daha örgütlü bir muhalefet var. Bu durum, İsrail'in ABD'deki siyasi nüfuzunun azalmasına yol açıyor.
Lobinin Geleceği ve İsrail'in Kayıpları
AIPAC, hâlâ büyük bir bütçeye ve etkili isimlere sahip olsa da, eski mutlak gücünü yitirmiş durumda. 7 Ekim sonrası dönemde lobinin karşılaştığı zorluklar, İsrail'in genel olarak kaybettiği itibarın bir yansıması. İsrail, Gazze'yi yıkarken kendi üzerine kurulu "demokratik, güvenilir müttefik" imajını da yıktı. AIPAC ise bu imajın ABD'deki savunucusu olarak aynı akıbete uğradı.
Önümüzdeki yıllarda AIPAC'ın toparlanması zor görünüyor. ABD'de her seçim döneminde Filistin yanlısı adayların sayısı artıyor ve bu adaylar AIPAC'ın desteğini reddederek seçim kazanabiliyor. Bu, lobinin korku faktörünü kaybettiiğini gösteriyor. İsrail için ise asıl soru, bu siyasi kaybı askeri kazanımlarla telafi edip edemeyeceği. Ancak görünen o ki, 7 Ekim sonrası dünya, İsrail ve onun lobileri için eskisi gibi olmayacak.