TBMM Okul Şiddet Olaylarını Araştırma Komisyonu, dijital çağın getirdiği yeni riskleri masaya yatırırken dinlenen dernek temsilcileri, 60 yaş üzeri bireylere yapay zeka kullanım ehliyeti verilmesi gibi sıra dışı önerileriyle gündeme damga vurdu. Komisyon, özellikle sosyal medya algoritmalarının şiddeti körükleme potansiyelini ve dijital okuryazarlık eksikliğini ele aldı.
Yapay zeka ehliyeti neden gündeme geldi?
Dernek temsilcileri, son yıllarda artan yaşlı nüfusun dijital platformlarda dolandırıcılık ve manipülasyona açık hale geldiğini vurguladı. 60 yaş üstü bireylerin yapay zeka destekli araçları (deepfake içerikler, otomatik mesajlaşma sistemleri) güvenli kullanabilmesi için bir sertifika sistemi önerildi. Temsilciler, "Trafik ehliyeti nasıl belirli bir yaş ve yeterlilik gerektiriyorsa, yapay zeka kullanımı da benzer bir regülasyonla denetlenmeli" dedi. Öneri, komisyon üyeleri arasında tartışma yarattı.
Komisyonun dijital tespitleri
Komisyon raporu için sunulan tespitler arasında, okul şiddetinde dijital oyunların ve sosyal medya algoritmalarının rolü öne çıktı. Dernek temsilcileri, şiddet içerikli oyunların çocuklarda agresif davranışları tetiklediğini, ancak asıl sorunun bu oyunları üreten sistemler olduğunu dile getirdi. Ayrıca, ebeveynlerin dijital denetim eksikliği ve okullardaki psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği raporda yer aldı.
Dijital okuryazarlık seferberliği çağrısı
Temsilciler, milli eğitim müfredatına kritik medya okuryazarlığı derslerinin eklenmesini ve öğretmenlerin dijital araçlar konusunda eğitilmesini istedi. Özellikle yapay zeka tabanlı içeriklerin doğruluğunu test etmeyi öğreten modüllerin zorunlu hale getirilmesi vurgulandı. Bir temsilci, "Çocuklar deepfake videolarla kandırılıyor, bunu fark edemiyor" diyerek durumu özetledi.
Önerilerin olası etkileri
Yaşlılara yapay zeka ehliyeti fikri, bazı uzmanlarca ayrımcılık olarak eleştirilirken, bazıları tarafından da koruyucu bir adım olarak değerlendiriliyor. Komisyonun henüz bir karara varmadığı, ancak dijital güvenlik konusunda yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceği belirtiliyor. Bu öneriler, Türkiye'nin dijital dönüşüm hızı göz önüne alındığında, toplumun tüm kesimlerini kuşatıcı bir yaklaşım ihtiyacını ortaya koyuyor.