İstanbul'da yaşayan F.F. ile B.A., 31 yıllık evliliklerini 2025 yılında anlaşmalı olarak sonlandırdı. Ancak boşanmanın ardından F.F., eski eşi B.A.'ya karşı 'virüs bulaştırdığı' iddiasıyla 2.5 milyon lira değerinde tazminat davası açtı. Dava, evlilik birliğinin sona ermesinin ardından ortaya çıkan ve taraflar arasında ciddi bir hukuki ihtilafa dönüşen alışılmadık bir iddiayı gündeme taşıyor.
İddianın Ayrıntıları ve Hukuki Süreç
Edinilen bilgilere göre, F.F. ile B.A. 1994 yılında dünya evine girdi. Çift, yıllar içinde artan anlaşmazlıklar sonucu 2025'te karşılıklı anlaşarak boşanma kararı aldı. Boşanma sürecinin tamamlanmasının ardından F.F., eski eşinin kendisine cinsel yolla bulaşan bir virüs (HPV veya HIV gibi) bulaştırdığını öne sürerek İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat talebinde bulundu. F.F., virüs nedeniyle hem fiziksel hem de psikolojik zarara uğradığını iddia ederek 2.5 milyon lira maddi ve manevi tazminat istedi.
Davacı F.F.'nin avukatı, müvekkilinin evlilik süresince sadakatsizlik iddiasıyla karşılaştığını ve virüsün bu dönemde bulaştığını öne sürdü. Ancak B.A.'nın avukatı ise suçlamaları reddederek, virüsün evlilikten önce veya başka yollarla bulaşmış olabileceğini savundu. Mahkeme, tarafların tıbbi raporlarını ve uzman görüşlerini dikkate alarak bilirkişi incelemesi başlattı. Dava dosyası halen derdest.
Virüs Bulaştırma Davalarının Hukuki Çerçevesi
Türk hukukunda, cinsel yolla bulaşan bir hastalığın kasıtlı veya ihmal sonucu bulaştırılması, Türk Ceza Kanunu'nun 86. maddesi kapsamında 'kasten yaralama' suçunu oluşturabilir. Ayrıca, aile hukuku kapsamında boşanma sonrası tazminat davaları da açılabilmektedir. Yargıtay içtihatlarına göre, eşlerden birinin diğerine cinsel yolla bulaşan hastalık bulaştırması, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan bir kusur olarak değerlendirilmekte ve tazminat sorumluluğu doğurabilmektedir.
Ancak bu tür davalarda ispat yükü oldukça ağırdır. Hastalığın ne zaman ve nasıl bulaştığının tıbbi delillerle ortaya konması gerekir. Ayrıca, tarafların evlilik öncesi ve sonrası cinsel geçmişleri, test sonuçları ve tanık beyanları kritik önem taşır. İstanbul'da görülen bu dava, son yıllarda artan 'virüs bulaştırma' temalı tazminat taleplerine bir örnek teşkil ediyor.
Toplumsal ve Hukuki Yansımalar
Uzmanlar, bu tür davaların hem hukuki hem de toplumsal açıdan hassas olduğunu vurguluyor. Bir yandan kişilerin beden bütünlüğünün korunması ve zararın tazmini hakkı bulunurken, diğer yandan asılsız suçlamalarla kişilerin itibarının zedelenmemesi gerekiyor. Mahkemenin vereceği karar, benzer davalar için emsal teşkil edebilir. Dava süresince tarafların avukatları, müvekkillerinin haklarını korumak adına delil toplama ve bilirkişi raporlarına itiraz gibi hukuki yollara başvuruyor.
Öte yandan, 31 yıllık bir evliliğin ardından ortaya çıkan bu tür bir iddia, evlilik kurumunun dinamiklerini ve boşanma sonrası yaşanan çatışmaları da gözler önüne seriyor. F.F. ve B.A.'nın kamuoyuna yansımayan özel hayatları, davanın seyri açısından belirleyici olacak. Mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını da gözeterek nihai kararını verecek.
Sonuç olarak, 2.5 milyon liralık tazminat talebiyle açılan bu dava, hem hukukçular hem de toplum tarafından yakından takip ediliyor. Dava, cinsel yolla bulaşan hastalıkların hukuki sonuçları ve evlilik içi sadakat yükümlülüğünün sınırları konusunda önemli tartışmaları beraberinde getiriyor.