Son on yılda dünya genelinde silahlanma harcamaları yüzde 41 oranında artarak 2025 yılı sonu itibarıyla 2 trilyon 887 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, küresel gayri safi yurt içi hasılanın (GSYİH) yaklaşık yüzde 2,5'ine denk geliyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, savunma bütçelerindeki bu patlama, başta ABD, Çin ve Rusya olmak üzere büyük güçlerin silahlanma yarışını hızlandırmasından kaynaklanıyor. Ancak uzmanlar, bu harcamaların güvenlik bahanesiyle meşrulaştırıldığını, oysa derin yoksullaşma ve eşitsizliği körüklediğini vurguluyor.
Silahlanma Yarışının Küresel Boyutları
SIPRI'nin son raporuna göre, 2025 yılı silahlanma harcamaları 2015 yılına kıyasla reel olarak yüzde 41 arttı. En büyük artış yüzde 72 ile Asya-Pasifik bölgesinde yaşanırken, onu yüzde 49 ile Orta Doğu ve yüzde 31 ile Avrupa izledi. ABD, 987 milyar dolarlık bütçesiyle ilk sırada yer alırken, Çin 312 milyar dolar, Rusya ise 187 milyar dolar harcadı. Türkiye ise 25 milyar dolarlık savunma bütçesiyle ilk 20 ülke arasında. Bu artışın temel nedeni olarak jeopolitik gerilimler, savaşlar ve uluslararası güvenlik endişeleri gösteriliyor. Ancak eleştirmenler, askeri harcamaların eğitim, sağlık ve altyapı gibi sosyal alanlara aktarılması gerektiğini savunuyor.
Güvenlik-Gelişme Dengesi ve Toplumsal Maliyet
Silahlanma harcamalarının artışı, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ciddi toplumsal maliyetlere yol açıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 10'u (yaklaşık 800 milyon kişi) aşırı yoksulluk içinde yaşarken, küresel silah harcamalarının sadece yüzde 10'u bu sorunu çözmeye yetiyor. Örneğin, 2025'te silahlanma için harcanan her 100 doların yalnızca 2 doları insani yardıma ayrıldı. Tüm dünyadaki askeri harcamaların yüzde 1'i bile, Birleşmiş Milletler'in 2030 yılına kadar yoksulluğu bitirme hedefi için gereken finansmanın önemli bir bölümünü karşılayabilir. Silah şirketlerinin hisseleri rekor kırarken, kamusal hizmetler bütçe kesintileriyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, güvenlik adına yapılan harcamaların aslında yeni güvensizlikler yarattığı eleştirisine yol açıyor.
Alternatif Yaklaşımlar ve Sürdürülebilir Güvenlik
Uzmanlar, silahsızlanma ve barışçıl çözümlerin teşvik edilmesi gerektiğini belirtiyor. SIPRI Direktörü Dan Smith, “Silahlanma yarışı kısır döngüye dönüştü; ülkeler 'güvende olmak için' daha fazla harcıyor, oysa bu harcamalar başkalarını tehdit ederek güvensizliği artırıyor” diyor. Alternatif olarak, insani güvenlik yaklaşımı öne çıkıyor: eğitime, sağlığa ve iklim değişikliğiyle mücadeleye yatırım, silahlanmadan daha kalıcı barış ve istikrar sağlayabilir. Sivil toplum örgütleri, “silahlanmaya değil, okullara ve hastanelere” sloganıyla kampanyalar yürütüyor. Ancak jeopolitik çatışmaların derinleştiği bir dönemde, silahlanma eğiliminin yakın gelecekte devam edeceği öngörülüyor. Yine de bu harcamaların toplumsal fırsat maliyetine dikkat çekmek, siyasetçileri daha sorumlu bir bütçe politikası izlemeye zorlayabilir.