Yerel seçimlerin ardından AKP'nin kazandığı belediye sayısı, başkan transferleri ve belediye meclislerindeki oylamalarla 537'den 645'e yükseldi. Bu değişim, 3 milyon 24 bin 486 seçmenin oyunun çalındığı iddialarını gündeme getirdi. Muhalefet partileri, seçmen iradesinin yok sayıldığını öne sürerken, AKP cephesi transferlerin yasal çerçevede gerçekleştiğini savunuyor.
Belediye Sayısındaki Artışın Perde Arkası
31 Mart yerel seçimlerinde AKP, 537 belediye başkanlığı kazanmıştı. Ancak seçim sonrası süreçte çeşitli partilerden AKP'ye geçen belediye başkanları ve belediye meclislerinde yapılan oylamalarla bu sayı 645'e ulaştı. Toplamda 108 belediyede değişim yaşandı. Bu değişimlerin büyük bölümü, başkanların partilerinden istifa ederek AKP'ye katılmasıyla gerçekleşti. Bazı belediyelerde ise meclis üyelerinin oy değişikliği sonucu başkanlık AKP'ye geçti.
CHP ve diğer muhalefet partileri, bu transferlerin seçmen iradesini yansıtmadığını belirtiyor. Özellikle dar gelirli bölgelerde ve muhalefetin güçlü olduğu ilçelerde yaşanan değişimler, “oy çalınması” olarak nitelendiriliyor. 3 milyon 24 bin 486 seçmenin oyunun çalındığı iddiası, bu değişimlerin etkilediği nüfus üzerinden hesaplanıyor. Muhalefet, seçim sonuçlarının ardından yapılan bu tür geçişlerin demokratik meşruiyeti zedelediğini vurguluyor.
Siyasi Partilerin Tepkileri ve Hukuki Süreç
CHP Sözcüsü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Seçmenin sandıkta verdiği karar, seçim sonrası transferlerle yok sayılıyor. Bu durum, yerel demokrasiye gölge düşürüyor” dedi. Parti, transferlerin iptali için yargı yoluna başvuracaklarını duyurdu. Diğer muhalefet partileri de benzer şekilde tepki göstererek, seçim kanununda değişiklik yapılması çağrısında bulundu.
AKP yetkilileri ise iddiaları reddediyor. Parti sözcüsü, “Belediye başkanlarının partilerini değiştirmesi yasal bir haktır. Seçmenler, seçim döneminde partilere değil, adaylara oy veriyor. Dolayısıyla bu tür geçişler demokratik sürecin doğal bir parçasıdır” ifadelerini kullandı. AKP, transferlerin yerel yönetimlerin daha etkin çalışması için yapıldığını savunuyor.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), seçim sonrası part değiştirmelerle ilgili herhangi bir yaptırımın olmadığını, mevcut yasalar çerçevesinde bu tür değişikliklerin mümkün olduğunu belirtiyor. Ancak muhalefet, seçim kanununun bu tür durumları engelleyecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini dile getiriyor.
Seçmen Üzerindeki Etkiler ve Gelecek Perspektifi
Uzmanlar, seçim sonrası bu tür transferlerin seçmen davranışları üzerinde uzun vadeli etkileri olabileceğine işaret ediyor. Siyaset bilimci Prof. Dr. Ali Yılmaz, “Seçmenler, oy verdikleri adayın partisini değiştirmesi durumunda kendilerini aldatılmış hissedebilir. Bu da sandığa olan güveni sarsar” değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, demokratik sistemlerde seçim sonrası part değiştirmelerin sık görüldüğünü ancak bunun geniş çaplı olması durumunda meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirdiğini ekledi.
Öte yandan, 3 milyon 24 bin 486 seçmenin oyunun çalındığı iddiası, sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, seçim sonuçlarının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Konuyla ilgili olarak muhalefet partileri, Meclis'te araştırma önergesi vereceklerini açıkladı.
Yerel seçimlerin üzerinden aylar geçmesine rağmen tartışmaların dinmemesi, Türkiye'de seçim sistemi ve demokrasi algısına dair derin sorunları gözler önüne seriyor. Önümüzdeki dönemde, seçim kanunu reformu ve siyasi etik düzenlemeleri gündeme gelebilir. Ancak şu an için AKP'nin belediye sayısındaki artış, muhalefetin “oy çalındı” söylemini güçlendirmiş durumda. Seçmenin iradesinin korunması adına atılacak adımlar, Türkiye'nin demokratik geleceği açısından kritik önem taşıyor.