Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk askeri müdahalesi olan 27 Mayıs 1960 darbesi, 66 yıl önce bugün gerçekleşti. 27 Mayıs sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri içinden bir grup subay yönetime el koyarak, dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve bazı hükümet üyelerini gözaltına aldı. Darbe, Demokrat Parti iktidarının sonunu getirirken, Türkiye'yi yeni bir anayasa ve kurumsal düzenlemeler sürecine soktu. Bu müdahale, sadece siyasi dengeleri değil, toplumsal yapıyı da derinden etkiledi.
Darbenin Arka Planı ve Gelişmeler
1950'lerin ortalarından itibaren Demokrat Parti iktidarı ile muhalefet arasındaki gerilim tırmanmış, basın özgürlükleri kısıtlanmış, ekonomik sıkıntılar ve toplumsal huzursuzluk artmıştı. 1960 yılının Nisan ayında, hükümet muhalefetin faaliyetlerini soruşturmak üzere bir komisyon kurdurdu. Bu durum, üniversite öğrencilerinin ve öğretim üyelerinin kitlesel protestolarına yol açtı. 28 Nisan'da İstanbul ve Ankara'da başlayan öğrenci olayları, kanlı çatışmalara dönüştü. 21 Mayıs'ta Ankara'da Harp Okulu öğrencileri sokağa döküldü. Bu olayların ardından, 27 Mayıs sabahı saat 03.00 sıralarında radyodan okunan bildiriyle darbenin gerçekleştiği duyuruldu.
Darbenin Sonuçları ve Uzun Vadeli Etkileri
Darbe sonrası 38 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi (MBK) yönetimi devraldı. Anayasa feshedildi, siyasi partiler kapatıldı, birçok gazeteci ve siyasetçi tutuklandı. Yargılamalar sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi. MBK, yeni bir anayasa hazırlamak üzere bir Kurucu Meclis oluşturdu. 1961 yılında kabul edilen yeni anayasa, geniş özgürlükler, Anayasa Mahkemesi ve çift meclisli sistemi getirdi. Ayrıca, sendikal haklar ve üniversite özerkliği gibi ilkeler anayasal güvence altına alındı. Ancak darbe, Türk siyasetinde askeri müdahale geleneğini başlatarak, 1971, 1980 ve 1997'deki müdahalelerin zeminini hazırladı.
27 Mayıs, bugün hâlâ Türkiye'de tartışmalı bir konudur. Kimileri için demokrasiye vurulmuş bir darbe, kimileri için ise otoriterleşen bir yönetime karşı bir kurtuluş hareketidir. Her ne kadar 2010 yılında yapılan anayasa değişikliği ile darbecilerin yargılanmasının önü açıldıysa da, 27 Mayıs'ın siyasi ve toplumsal mirası hâlâ güncelliğini korumaktadır. Bu olay, Türk demokrasisinin kırılganlığını ve sivil-asker ilişkilerinin karmaşıklığını gözler önüne sermiştir.