Türkiye genelinde 27 ili kapsayan yeni bir kararla, belirlenen bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılması onaylandı. Resmi Gazete'de yayımlanan karar, İstanbul ve Ankara'nın da aralarında bulunduğu illerdeki belirli bölgeleri etkiliyor. Karar kapsamında, orman vasfını yitirmiş veya çeşitli kamu yatırımları için ihtiyaç duyulan alanların orman sınırları dışına çıkarılması öngörülüyor. Düzenleme, ilgili bakanlıkların teklifi ve Cumhurbaşkanı onayıyla yürürlüğe girdi.
Kararın Kapsamı ve Etkilediği İller
Karar, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Konya, Gaziantep, Şanlıurfa, Mersin, Diyarbakır, Kayseri, Eskişehir, Samsun, Trabzon, Erzurum, Van, Malatya, Kahramanmaraş, Aydın, Muğla, Tekirdağ, Sakarya, Balıkesir, Manisa, Hatay ve Zonguldak olmak üzere 27 ili kapsıyor. Bu illerdeki toplam alan büyüklüğü henüz açıklanmadı, ancak karar metninde her il için ayrı ayrı parseller belirtildi. Orman sınırları dışına çıkarılan alanların bir kısmı hazine arazisi, bir kısmı ise özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte.
Orman Genel Müdürlüğü'nden edinilen bilgilere göre, söz konusu alanların çoğu daha önce orman vasfını yitirmiş, tarım veya yerleşim amacıyla kullanılan bölgelerden oluşuyor. Karar, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca alındı. Bu tür kararlar, genellikle enerji projeleri, madencilik faaliyetleri, turizm tesisleri, ulaşım yatırımları ve kentsel dönüşüm projeleri için ihtiyaç duyulan arazilerin orman sınırları dışına çıkarılmasını sağlıyor.
Yasal Dayanak ve Süreç
Orman sınırları dışına çıkarma işlemleri, Anayasa'nın 169. maddesi ve Orman Kanunu'nun 17. maddesi çerçevesinde gerçekleştiriliyor. Buna göre, orman sınırları içinde kalan ancak bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen alanlar, tarım alanına çevrilmek üzere orman sınırı dışına çıkarılabiliyor. Ayrıca, kamu yararına olan yatırımlar için de benzer bir süreç işletilebiliyor. Karar öncesinde ilgili kurumlardan görüş alındığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ortak çalışmasıyla hazırlandığı belirtiliyor.
Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından, ilgili illerdeki valiliklere ve kadastro müdürlüklerine gerekli talimatlar gönderildi. Yerel yönetimler, söz konusu alanlarla ilgili imar planı değişikliklerini bu karar doğrultusunda güncelleyecek. Orman sınırı dışına çıkarılan alanlar, artık orman rejimi dışında kabul edilecek ve üzerinde mülkiyet, imar ve yatırım işlemleri yapılabilecek.
Kamuoyu ve Uzman Tepkileri
Karar, çevre örgütleri ve bazı uzmanlar tarafından eleştirildi. Türkiye Ormancılar Derneği, yaptığı yazılı açıklamada, orman alanlarının azalmasının ekosistem üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını, biyolojik çeşitliliğin zarar görebileceğini savundu. Dernek, kararın bilimsel verilere dayanmadığını ve kamu yararı ilkesinin göz ardı edildiğini öne sürdü. Öte yandan, hükümet yetkilileri, kararın orman varlığını koruma amacı taşıdığını, sadece vasfını yitirmiş alanların düzenlendiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Ormanlarımızı korumak önceliğimizdir. Ancak ekonomik ve sosyal ihtiyaçlar doğrultusunda bazı düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır." dedi. Muhalefet partileri ise kararın şeffaf olmadığını ve hangi alanların çıkarıldığının net olarak paylaşılmadığını dile getirdi.
Çevre mühendisleri, orman sınırı dışına çıkarma işlemlerinin sık sık yapılmasının uzun vadede orman kadastrosu üzerinde belirsizlik yaratabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, iklim kriziyle mücadelede ormanların karbon yutak alanı olarak önemine vurgu yapılıyor. Uzmanlar, bu tür kararların ekosistem hizmetleri üzerindeki etkilerinin bağımsız bilimsel çalışmalarla izlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Geçmişteki Benzer Kararlar ve Olası Sonuçlar
Türkiye'de son yıllarda orman sınırı dışına çıkarma kararları sıkça gündeme geliyor. Özellikle 2019 yılında yapılan düzenlemelerle birçok ilde orman alanları farklı amaçlarla kullanıma açılmıştı. 2021'de çıkarılan bir kararla da 30'dan fazla ilde benzer işlemler gerçekleştirilmişti. Bu kararlar, genellikle maden ruhsat sahaları, hidroelektrik santraller, rüzgar enerji santralleri ve turizm tesisleri için alınıyor. Ancak her seferinde çevre örgütlerinin itirazları ve hukuki süreçler yaşanıyor.
Önümüzdeki günlerde karara karşı dava açılması bekleniyor. Çevre dernekleri, kararın iptali için Danıştay'a başvurabileceklerini açıkladı. Ayrıca, yerel halkın da bazı bölgelerde tepki gösterdiği ve imar planı değişikliklerine itiraz edeceği öğrenildi. Kararın uygulanmasıyla birlikte, ilgili alanlarda yatırım ve inşaat faaliyetlerinin hız kazanması bekleniyor. Ancak bu durum, orman ekosistemi ve yerel halkın yaşamı üzerinde kalıcı etkiler bırakabilir. Kamuoyunun karara ilişkin bilgilendirilmesi ve sürecin şeffaf yürütülmesi, tartışmaların seyrini belirleyecek.
Sonuç olarak, 27 ili kapsayan bu karar, Türkiye'nin çevre ve şehircilik politikaları açısından önemli bir dönüm noktası olma potansiyeli taşıyor. Orman alanlarının korunması ile ekonomik kalkınma arasındaki denge, önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak gibi görünüyor.