Kayseri'de Yamula Barajı'nın yapılmasıyla bir kısmı su altında kaldığı için 23 yıl önce terk edilen kırsal Taşhan Mahallesi'nin az sayıdaki sakininden biri olan 73 yaşındaki Abdullah Özdemir, mahalle camisinin temizliğini ve bakımını gönüllü olarak yapıyor. Özdemir, yıllardır kimsenin uğramadığı camiye adeta gözü gibi bakıyor.
Yamula Barajı'nın Gölgesinde Bir Hayat
Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı Taşhan Mahallesi, bir zamanlar hareketli bir yerleşim yeriydi. Ancak 1990'lı yılların sonunda Yamula Barajı'nın inşasıyla birlikte mahallenin büyük bir kısmı su altında kaldı. Baraj gölü, evleri ve arazileri yuttu; geriye sadece birkaç yapı ve anılar kaldı. Resmi kayıtlara göre 23 yıl önce mahalle tamamen boşaltıldı. O günden bu yana Taşhan, hayalet bir yerleşim haline geldi.
Ancak Abdullah Özdemir için burası hâlâ vatanı. 73 yaşındaki Özdemir, eşiyle birlikte mahallede kalan son birkaç kişiden biri. Diğer sakinler şehir merkezine veya başka illere taşınırken, o, doğduğu topraklardan kopamadı. "Burada doğdum, burada büyüdüm. Cami bizim manevi evimizdi. Onu terk edemezdim" diyor.
Gönüllü Cami Bekçiliği
Özdemir'in en büyük görevi, mahalle camisini ayakta tutmak. Cami, baraj sularından etkilenmemiş ve hâlâ sağlam duruyor. Ancak yıllar içinde bakımsızlıktan harabeye dönmemesi için Özdemir her gün düzenli olarak camiye gidiyor. Sabah erken saatlerde kalkıp caminin etrafını süpürüyor, toz alıyor, halıları temizliyor ve gerektiğinde ufak tefek tamirat işlerini yapıyor. Kış aylarında soğuğa rağmen bu rutini aksatmıyor.
"Camiye gözüm gibi bakıyorum" diyen Özdemir, "Burada kimse yok ama burası Allah'ın evi. Temiz tutmazsam içim rahat etmez. Belki bir gün yeniden cemaat olur" diye konuşuyor. Mahallede artık sadece Özdemir ve birkaç yaşlı çift kaldı. Onlar da zaman zaman camiye gelip namaz kılıyor. Ancak cemaat çoğu zaman tek kişi: Abdullah Özdemir.
Terk Edilmiş Mahallenin Son Tanığı
Taşhan Mahallesi'nin hikâyesi, Türkiye'de baraj yapımı nedeniyle yerinden edilen köylerin sembolü gibi. Yamula Barajı, Kayseri'nin enerji ve sulama ihtiyacını karşılamak amacıyla inşa edildi. Baraj, 2000'li yılların başında tam kapasiteyle çalışmaya başladı. Ancak beraberinde büyük bir sosyal dönüşümü getirdi: yüzlerce insan yüzyıllardır yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kaldı.
Özdemir, o günleri şöyle anlatıyor: "Herkes giderken ben kaldım. Eşim de benimle kaldı. Çocuklarım şehirde yaşıyor, bizi ziyarete geliyorlar. Ama ben bu topraklardan ayrılamam. Cami benim sığınağım." Mahallede elektrik, su gibi temel altyapı hizmetleri hâlâ mevcut. Yol ise zaman zaman bakımsız kalıyor. Kışın kar yağdığında günlerce dışarıyla bağlantı kesilebiliyor.
Abdullah Özdemir, 23 yıldır camide gönüllü olarak görev yapıyor. Maddi bir beklentisi yok. "Bu benim ibadetim" diyor. Camideki bir eksiklik olduğunda kendi imkânlarıyla gideriyor. Bazen köydeki diğer sakinler de ona yardım ediyor. Ancak çoğu zaman yalnız başına.
Uzmanlar, baraj nedeniyle yerinden edilen toplulukların yaşadığı travmaya dikkat çekiyor. Sosyologlar, bu tür yer değiştirmelerin sadece fiziksel değil, kültürel ve manevi kayıplara da yol açtığını belirtiyor. Taşhan Mahallesi özelinde, cami gibi ortak mekânların ayakta tutulması, bir kişinin bile olsa hafızayı canlı tutma çabası olarak değerlendiriliyor.
Gelecek Nesillere Bir Miras
Abdullah Özdemir, camiyi sadece temizlemiyor, aynı zamanda geleceğe taşıyor. Onun bu gayreti, köyün tamamen unutulmamasını sağlıyor. Zaman zaman eski mahalle sakinleri, bayramlarda veya özel günlerde topluca camiye gelip namaz kılıyor. O anlar, Özdemir için en büyük mutluluk kaynağı. "O günlerde içim içime sığmıyor" diyor.
Taşhan Mahallesi artık resmi olarak bir mahalle olsa da nüfusu yok denecek kadar az. Ancak Abdullah Özdemir'in varlığı, burada bir hayat olduğunun kanıtı. O, sadece bir cami bekçisi değil, aynı zamanda bir kültürün, bir hatıranın bekçisi. 23 yıldır süren bu sadakat, modern hayatın hızlı akışında unutulan değerleri hatırlatıyor.
Özdemir, "Ben öldükten sonra ne olur bilmiyorum. Ama şu anda buradayım ve camiye bakmaya devam edeceğim" diyor. Onun bu sözleri, terk edilmiş bir köyde bile inancın ve bağlılığın nasıl bir direnişe dönüşebileceğini gösteriyor.