Türkiye'de 2026 yılında hâlâ elektrik şebekesine bağlanmayan bir köy, yüzyıl öncesinin yaşam koşullarını sürdürüyor. Yan komşu köyde ampuller yanarken, bu köyde akşamları gaz lambası ve mum ışığı kullanılıyor. Köylülerin defalarca yaptığı başvuruya rağmen elektrik verilmemesi, bölgede büyük bir mağduriyet yaratıyor. Yetkililerden henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Yüzyıllık Fark: 1926'dan 2026'ya Uzanan Karanlık
Köyde yaşayanlar, Cumhuriyet'in ilk yıllarından bu yana elektrik bekliyor. 1926'da Türkiye'nin elektrik üretimi henüz emekleme aşamasındayken, bu köyün sakinleri aydınlanma umudunu hiç yitirmedi. Ancak aradan geçen 100 yıla rağmen, elektrik direkleri köye ulaşmadı. Köylüler, "Yan köyde ışıklar yanıyor, biz hâlâ karanlıktayız" diyerek tepkilerini dile getiriyor. Elektrik olmadığı için tarımsal sulama, soğutma ve modern iletişim araçlarından yoksunlar. Çocuklar akşamları ders çalışamıyor, hastalar için tıbbi cihazlar çalıştırılamıyor.
Başvurular Sonuçsuz: Bürokrasi Duvarları
Köy muhtarı, elektrik bağlanması için yıllardır dilekçe veriyor. İlk başvuru 1990'lı yıllarda yapılmış, ancak her seferinde "bütçe yok", "program dışı" gibi gerekçelerle reddedilmiş. Son olarak 2024'te yapılan başvuru da sonuçsuz kaldı. Elektrik dağıtım şirketi yetkilileri, köyün "yatırım programında olmadığını" belirtiyor. Oysa köy, elektrik şebekesinin ulaştığı bir başka köye sadece 3 kilometre uzaklıkta. Köylüler, bu mesafenin kapatılması için gerekli direk ve kablo masrafının karşılanmasını talep ediyor.
Siyasi İrade Eksikliği mi, Kaynak Yetersizliği mi?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de elektrik erişim oranı %100'e yakın. Ancak dağlık ve uzak bölgelerde hâlâ elektriksiz yerleşimler bulunuyor. Uzmanlar, bu tür köylerin genellikle siyasi önceliklendirme dışında kaldığını belirtiyor. Seçim dönemlerinde vaat edilen elektrik, sonrasında unutuluyor. Köyün bağlı olduğu ilçenin kaymakamlığı, konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı, ancak somut bir adım atılmadı. Muhalefet partileri, iktidarın kırsal kalkınmayı ihmal ettiğini savunuyor. İktidar kanadı ise "kadük kalan projelerin yeniden değerlendirileceğini" söylüyor.
Elektriksiz Yaşamın Günlük Maliyeti
Köyde yaşayan 85 hane, elektrik olmadığı için jeneratör veya güneş paneli gibi bireysel çözümlere yönelmiş durumda. Ancak bu çözümler pahalı ve sürdürülebilir değil. Bir hane, aylık ortalama 500 TL akaryakıt masrafı yapıyor. Ayrıca, elektrikli ev aletleri kullanılamadığı için gıda bozulması ve hijyen sorunları yaşanıyor. Çocukların eğitiminde gerileme var; liseli öğrenciler, akşamları ders çalışamadıkları için okul başarısı düşük. Sağlık ocağında aşıların soğuk zinciri, jeneratörle sağlanmaya çalışılıyor, ancak sık sık elektrik kesintisi yaşanıyor.
Çözüm Arayışları ve Beklentiler
Köylüler, elektrik kooperatifi kurmak için harekete geçti. Ancak kooperatifin kurulması için gereken yasal izinler ve altyapı maliyeti, köyün bütçesini aşıyor. Sivil toplum kuruluşları, bölgeye güneş enerjisi panelleri bağışlamayı teklif etti, fakat dağıtım şirketi, "şebeke dışı üretimin yasal olmadığını" öne sürerek engelledi. Köylüler, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi'ne (CİMER) başvurdu, henüz yanıt alamadı. Elektrik Mühendisleri Odası, konunun "enerji adaletsizliği" olduğunu vurgulayarak, hükümeti acil eylem planı hazırlamaya çağırdı.
Bağlam: Türkiye'de Elektrik Erişimi ve Kırsal Kalkınma
Türkiye, 2000'li yıllarda büyük bir elektrik seferberliği başlatarak köylere elektrik götürdü. Ancak dağınık yerleşimler, orman köyleri ve özel mülkiyet sorunları nedeniyle bazı bölgeler kapsam dışı kaldı. 2023 verilerine göre, ülke genelinde elektrik erişim oranı %99,5. Ancak bu oran, 81 ilde eşit dağılmıyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun ücra köşelerinde hâlâ elektriksiz haneler mevcut. Kalkınma ajansları, bu köyler için güneş enerjisi gibi yenilenebilir çözümler öneriyor, fakat bürokratik engeller aşılamıyor. Uzmanlar, elektrik erişiminin temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatıyor.
Sonuç olarak, 2026 Türkiye'sinde elektriksiz bir köyün varlığı, kalkınmanın sadece büyükşehirlerde değil, en ücra köşelerde de sağlanması gerektiğini gösteriyor. Yan komşuda ampuller yanarken, bu köyde karanlık hüküm sürüyor. Yetkililerin bir an önce harekete geçmesi, hem insan hakları hem de sosyal adalet açısından zorunlu.