Samsun'un Bafra ilçesinde 20 yıl önce kaybolan ve uzun süre faili meçhul olarak kalan Gülcan Yazıcı cinayetinde, yapılan DNA analizi ve bir tanığın çarpıcı ifadeleriyle iki şüpheli tutuklandı. Tanık Melek Uyar, babasının olayı anlattığı sözleri aktararak cinayetin perde arkasını ortaya serdi.
DNA eşleşmesi ve 20 yıllık sır
Gülcan Yazıcı, 2004 yılında evinden ayrıldıktan sonra bir daha haber alınamamıştı. Ailesinin ihbarı üzerine başlatılan soruşturmada uzun yıllar bir gelişme olmadı. Ancak jandarma ekiplerinin 2024 yılında bir ihbar üzerine yaptığı kazı çalışmasında, iskelet halindeki bir kadın cesedi bulundu. Yapılan DNA testleri, cesedin Gülcan Yazıcı'ya ait olduğunu kesinleştirdi.
Cesedin bulunduğu bölgede genişletilen incelemelerde, cinayete ilişkin yeni deliller elde edildi. Soruşturmayı derinleştiren savcılık, o dönem olayla ilgisi olduğu düşünülen kişileri yeniden ifadeye çağırdı.
Tanık ifadesi: 'Osman cezasını verdi, biz de onu gömdük'
Soruşturmanın kırılma noktası, tanık Melek Uyar'ın verdiği ifade oldu. Uyar, babasının kendisine anlattıklarını aktardı: "Babam, 'Gülcan, Osman'a yanlış yaptı. Osman da onun cezasını verdi. Biz de onu gömdük' dedi." Bu ifade üzerine harekete geçen ekipler, Osman A. isimli şahsı gözaltına aldı. Osman A.'nın yanı sıra, cesedin gömülmesine yardım ettiği iddia edilen bir kişi daha tutuklandı.
Tanık Melek Uyar'ın ifadesiyle ilgili güvenlik birimleri, babanın olayı detaylı şekilde anlattığını ancak kendisinin ifade vermekten çekindiğini belirtti. Uyar, kamu vicdanını rahatlatmak için duyduklarını anlattığını söyledi.
Adli süreç ve toplumsal yankı
Adliyeye sevk edilen iki şüpheli, 'kasten öldürme' ve 'suç delillerini yok etme' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Savcılık, olayla bağlantısı olduğu değerlendirilen diğer kişilerin de sorgulanacağını duyurdu.
Gülcan Yazıcı'nın ailesi, 20 yıl sonra gelen bu gelişmeyle derin bir üzüntü yaşarken, adaletin tecelli etmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını ifade etti. Aile avukatı, "Artık katillerin yargı önünde hesap vermesini istiyoruz" dedi.
20 yıllık bu faili meçhul dosyanın aydınlanması, Türkiye'de kayıp kadın vakalarına yönelik adli süreçlerde DNA teknolojisinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, soğumuş dosyalarda düzenli DNA taraması yapılmasının benzer olayların çözümüne katkı sağlayacağını vurguluyor.