Fon krizi soruşturması kapsamında 20 milyar TL'yi yurt dışına transfer ettiği iddia edilen eski bürokrat Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar hakkında yeni bir ayrıntı gün yüzüne çıktı. Sağlık ve Çalışma bakanlıklarında üst düzey görevlerde bulunan Nacar'ın, 2023 yılından bu yana sigorta kayıtlarında 'makam şoförü' olarak göründüğü belirlendi. Bu bilgi, Nacar'ın kamu görevinden ayrıldıktan sonraki statüsüne dair soru işaretlerini artırdı.
Sigorta Kayıtlarında Şoför Olarak Görünüyor
Elde edilen bilgilere göre, Nacar'ın 2023 yılı sonrasına ait sosyal güvenlik kayıtlarında meslek kodu 'makam şoförü' olarak yer alıyor. Oysa Nacar, daha önce Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı gibi kritik pozisyonlarda bulunmuş bir isim. Kamu görevinden ayrıldıktan sonra neden şoför olarak kayıt edildiği sorusu, soruşturmanın seyrini değiştirebilir. Uzmanlar, bu durumun usulsüz sigorta girişi veya hayali istihdam gibi farklı suçlamaları gündeme getirebileceğini belirtiyor.
Nacar'ın 20 milyar TL'yi nasıl yurt dışına çıkardığı ise hâlâ netleşmiş değil. Bankacılık kayıtları incelendiğinde, fonun kriz döneminde çeşitli off-shore hesaplara aktarıldığı öne sürülüyor. Soruşturmayı yürüten savcılık, Nacar'ın yurt dışındaki mal varlıklarının tespiti için uluslararası birimlerle temasa geçti. Interpol nezdinde kırmızı bültenle arandığı iddia edilen Nacar'ın halen yurt dışında olduğu düşünülüyor.
Fon Krizi Soruşturmasının Arka Planı
Fon krizi, geçtiğimiz yıl kamu kaynaklarının usulsüz kullanımı iddialarıyla patlak vermişti. Soruşturma kapsamında birçok bürokrat ve iş insanı ifadeye çağrılırken, Nacar'ın ismi özellikle 20 milyar TL'lik transferle öne çıkmıştı. Nacar, görevde olduğu dönemde sağlık ve çalışma alanında önemli projelere imza atmış, ancak bu projelerin bazılarında yolsuzluk yapıldığı iddiaları ortaya atılmıştı. Nacar'ın makam şoförü olarak sigortalı gösterilmesi, soruşturmanın yeni bir boyutu olarak değerlendiriliyor.
Emekli Sandığı ve SGK kayıtları arasındaki tutarsızlıklar, Nacar'ın kamu görevinden ayrıldıktan sonra da maaş alıp almadığı sorusunu akıllara getiriyor. Konuyla ilgili olarak Çalışma Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak bakanlık içindeki bazı yetkililer, Nacar'ın dosyasının incelendiğini doğruladı.
Nacar Kimdir?
Doç. Dr. Osman Arıkan Nacar, uzun yıllar kamu bürokrasisinde görev yapmış bir isim. Sağlık Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda müsteşarlık gibi üst düzey görevlerde bulundu. Akademik kariyeri de olan Nacar, çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 2023 yılında görevinden ayrıldıktan sonra yurt dışına çıktığı ve bir daha Türkiye'ye dönmediği belirtiliyor. Hakkındaki iddiaların ardından mal varlığı dondurulmuş, ancak Nacar'ın yurt dışındaki hesaplarına ulaşılamamıştı.
Nacar'ın makam şoförü olarak sigortalı gösterilmesi, kamu kaynaklarının nasıl şeffaf olmayan yollarla kullanılabileceğine dair çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Bu durum, denetim mekanizmalarının ne kadar etkisiz kaldığını da gözler önüne seriyor.
Kamu İhale ve Denetim Açıkları
Nacar'ın görevde olduğu dönemde yapılan ihaleler ve transferler, denetim raporlarına da yansımıştı. Sayıştay raporlarında, bazı harcamaların belgelerinin eksik olduğu ve usulsüzlükler bulunduğu tespit edilmişti. Ancak o dönemde herhangi bir yaptırım uygulanmamıştı. Şimdi ise bu raporlar, soruşturma kapsamında yeniden inceleniyor. Nacar'ın kaçışı, Türkiye'deki yargı süreçlerine olan güveni de sarsmış durumda. Birçok kişi, bu tür olayların tekrarlanmaması için daha sıkı denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarının kurulması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, Nacar'ın yurt dışına kaçmadan önce tüm mal varlığını tasfiye ettiği ve ailesini de yanına aldığı öğrenildi. Bu durum, kaçışın planlı olduğunu gösteriyor. Soruşturmayı yürüten ekip, Nacar'ın yakalanması için çeşitli ülkelerle iş birliği yapıyor. Ancak uluslararası hukuk ve iade süreçlerinin uzunluğu, Nacar'ın cezasız kalma ihtimalini artırıyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Nacar'ın makam şoförü olarak sigortalı gösterilmesi, olayın ne kadar karmaşık ve çok boyutlu olduğunu ortaya koyuyor. Kamu görevlilerinin görevden ayrıldıktan sonraki statüleri, hangi işlerde çalıştıkları ve sosyal güvenlik kayıtları düzenli olarak denetlenmeli. Aksi halde, benzer usulsüzlüklerin yaşanması kaçınılmaz. Türkiye'nin yargı ve denetim sisteminin güçlendirilmesi, sadece bu olay özelinde değil, genel olarak kamu yönetiminin şeffaflığı açısından da kritik önem taşıyor.
Nacar dosyası, bir yandan yargıya olan güveni sarsarken, diğer yandan da reform ihtiyacını gözler önüne seriyor. Kamu kaynaklarının korunması ve hesap verebilirlik ilkesinin hayata geçirilmesi için acilen adımlar atılmalı. Aksi takdirde, 20 milyar TL gibi büyük meblağların buharlaşması ve sorumluların kaçması, toplumda derin bir hayal kırıklığı yaratmaya devam edecek.