17 Ağustos 1999'da meydana gelen ve Türkiye'nin en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe geçen Marmara Depremi'nin üzerinden 27 yıl geçti. TBMM Deprem Araştırma Komisyonu'nun raporuna göre, 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği felaketin ardından açılan davalarda kamu görevlilerinin hiçbiri ceza almadı. Bu durum, deprem sonrası hesap verebilirlik ve ders çıkarma konusundaki eksiklikleri bir kez daha gündeme getirdi.
Yıkımın Boyutları ve Dava Süreçleri
17 Ağustos 1999'da saat 03:02'de meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, Kocaeli, Sakarya, Yalova ve İstanbul başta olmak üzere geniş bir bölgeyi etkiledi. Resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi yaralandı. Yüz binlerce bina yıkıldı veya ağır hasar gördü. Depremin ardından, yapı denetimindeki ihmaller ve imar affı uygulamaları kamuoyunda büyük tartışma yarattı. Soruşturmalar kapsamında bazı kamu görevlileri hakkında dava açıldı, ancak TBMM raporuna göre bu davalarda kamu görevlilerinin hiçbiri ceza almadı. Bu durum, hukuk önünde eşitlik ve adalet duygusunu derinden yaraladı.
Uzmanlar Uyarıyor: Aynı Hatalar Tekrarlanıyor
Deprem uzmanları, 27 yıl geçmesine rağmen aynı hataların tekrarlandığını vurguluyor. Özellikle kentsel dönüşüm projelerinin yavaş ilerlemesi, kaçak yapılaşmanın devam etmesi ve imar aflarının çıkarılması, gelecekteki depremlerde can kayıplarının artacağı endişesini güçlendiriyor. İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi'nde beklenen büyük deprem öncesinde hazırlıkların yetersiz olduğu sık sık dile getiriliyor. Uzmanlar, deprem riskinin azaltılması için yapı stokunun hızla yenilenmesi, denetimlerin artırılması ve toplumsal farkındalığın geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.
TBMM Raporu ve Önerileri
TBMM Deprem Araştırma Komisyonu, 2022 yılında hazırladığı kapsamlı bir raporda depremlerde yaşanan can kayıplarının önlenmesi için 125 öneride bulundu. Raporda, yapı denetim sisteminin güçlendirilmesi, imar barışı gibi uygulamalardan vazgeçilmesi ve kamu görevlilerinin deprem sonrası cezai sorumluluklarının netleştirilmesi gibi başlıklar öne çıktı. Ancak raporun üzerinden geçen iki yılı aşkın sürede bu önerilerin çoğunun hayata geçirilmediği belirtiliyor. Sivil toplum kuruluşları, deprem davalarının sonuçsuz kalmasını 'toplumsal hafıza kaybı' olarak nitelendiriyor.
Ders Alınmadığı Sürece Felaket Büyüyor
Depremler, Türkiye'nin gerçeği olmaya devam ediyor. 1999 depreminde yaşanan acılar, 2023 Kahramanmaraş depremlerinde de benzer şekilde tekrarlandı. On binlerce insanımızı kaybettik, şehirlerimiz yerle bir oldu. Bilim insanları, bu depremlerin aslında uyarı olduğunu ve gelecekte daha büyük felaketlerin yaşanmaması için köklü değişiklikler yapılması gerektiğini vurguluyor. Ancak görünen o ki, siyasi irade ve kamu yönetimi bu konuda gereken adımları atmakta isteksiz. 17 Ağustos'un acıları, bir kez daha gösteriyor ki; ders alınmadığı sürece, felaketler katlanarak büyüyor.