Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 16 baro, Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç’un bir etkinlikte anlattığı "Kürt kadın" fıkrası ve bu sözlere gülerek tepki veren eski Başbakan Binali Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu. Barolar, söz konusu ifadelerin nefret söylemi ve ayrımcılık içerdiğini belirterek, iki ismin Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etti.
Baroların ortak açıklaması
Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa, Mardin, Van, Hakkari, Siirt, Bitlis, Bingöl, Muş, Ağrı, Iğdır, Kars, Ardahan, Tunceli ve Elazığ barolarının ortak imzasıyla yapılan açıklamada, Rahmi Koç'un sözlerinin Kürt kadınlarına yönelik aşağılayıcı ve küçük düşürücü olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Bir toplumun en hassas kesimlerinden biri olan kadınları, üstelik etnik bir kimlikle hedef almak, toplumsal barışı zedelemektedir" denildi. Ayrıca, Binali Yıldırım'ın bu sözlere kahkahalarla karşılık vermesinin, söylemi meşrulaştırdığı ve sorumluluğu artırdığı ifade edildi.
Hukuki süreç
Barolar, suç duyurusunda TCK'nın 216. maddesinde düzenlenen "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" ile 122. maddede yer alan "ayrımcılık" suçlarına atıfta bulundu. Başvuruda, Rahmi Koç'un fıkrasının Kürt kökenli vatandaşları hedef aldığı, Binali Yıldırım'ın ise söz konusu eyleme destek verdiği iddia edildi. Savcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, iki ismin ifadesine başvurulması ve gerekirse adli kontrol tedbirleri uygulanması talep edildi.
Toplumsal tepkiler
Olay, sosyal medyada geniş yankı uyandırırken, siyasi partilerden de farklı açıklamalar geldi. CHP ve HDP'li yetkililer, söz konusu ifadeleri kınarken, AK Parti cephesinden henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Sivil toplum kuruluşları da benzer söylemlerin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği uyarısında bulundu. Kadın örgütleri ise özellikle Kürt kadınlarına yönelik bu tür ifadelerin kabul edilemez olduğunu belirtti.
Geçmişteki benzer olaylar
Türkiye'de kamuya mal olmuş isimlerin etnik veya cinsiyet temelli söylemleri zaman zaman hukuki süreçlere konu oluyor. Daha önce de bazı iş insanları ve siyasetçiler, benzer söylemler nedeniyle yargı önüne çıkmıştı. Ancak bu dava, çok sayıda baronun bir araya gelerek toplu suç duyurusunda bulunması açısından dikkat çekiyor.
Uzmanlar, nefret söylemiyle mücadelede hukuki sürecin yanı sıra toplumsal farkındalığın da önemli olduğuna vurgu yapıyor. Baroların bu girişimi, benzer durumlarda emsal teşkil edebilir ve ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırı daha net çizebilir.