TercihHaber
Telegram
SON DAKİKA
Siyaset

15 Temmuz'dan bugüne: Demokrasiotokrasi savaşları

✍️ TercihHaber 📖 2 dk okuma
15 Temmuz'dan bugüne: Demokrasiotokrasi savaşları

15 Temmuz 2016'da yaşanan darbe girişimi, Türkiye'nin siyasi tarihinde bir dönüm noktası oldu. O gece millet, tankların önüne yatarak demokrasiye sahip çıktı. Ancak aradan geçen yıllar, mağduriyetten mağruriyete uzanan bir dönüşümün de habercisiydi. Demokratik kurumların yeniden yapılandırılması, toplumsal travmanın siyasete yansıması ve güç dengelerindeki değişim, Türkiye'de demokrasiotokrasi kavramının tartışılmasına yol açtı.

Darbe girişiminin hemen ardından ilan edilen OHAL, muhalefet ve medya üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Binlerce kişi gözaltına alındı, kamu kurumlarından tasfiyeler yapıldı. Bu süreç, bir yandan darbecilerle mücadele adına meşru görülürken, diğer yandan demokratik hukuk devleti ilkeleriyle uyumu tartışma konusu oldu.

Mağdurdan mağrura geçişin en belirgin göstergesi, devletin yeniden yapılanma politikaları ve güç yoğunlaşması oldu. Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi, yürütme organının yetkilerini artırırken, yasama ve yargı denetimini zayıflattı. Bu durum, bazı çevrelerce demokrasinin otokrasiye evrildiği şeklinde yorumlandı.

Demokrasiotokrasi kavramı ne anlama geliyor?

Demokrasiotokrasi, demokratik araçlarla seçilen liderlerin, zamanla otoriter eğilimler sergilemesi ve siyasi sistemi kendine uyarlaması olarak tanımlanabilir. Türkiye'de 15 Temmuz sonrası dönem, bu kavramın sıkça kullanılmasına neden oldu. Bir yandan seçimler düzenli yapılırken, diğer yandan muhalefetin alanı daraldı, medya üzerindeki baskı arttı, yargı bağımsızlığı sorgulanır hale geldi.

Uluslararası kuruluşların raporları, Türkiye'de ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü alanlarında ciddi gerilemeler olduğunu gösteriyor. Öte yandan hükümet yetkilileri, bu eleştirileri darbe girişiminin yarattığı olağanüstü koşullarla açıklıyor ve demokrasinin güçlendirildiğini savunuyor.

Toplumsal hafızada 15 Temmuz

15 Temmuz, toplumda derin yaralar açtı ve bu travma uzun yıllar siyaseti etkiledi. Her yıl düzenlenen anma törenleri ve şehit yakınlarına verilen destekler, mağduriyetin siyasi bir sermayeye dönüştüğünü gösteriyor. Ancak mağruriyet duygusu, bazı kesimlerde darbecilere karşı öfkeyi artırırken, bu durum muhalefete karşı da hoşgörüsüzlüğü beraberinde getirdi.

Akademisyenler ve siyaset bilimciler, Türkiye'nin 15 Temmuz'dan sonra otoriterleşme eğilimine girdiğini, ancak bunun tam bir otokrasi olmadığını, melez bir rejim halini aldığını belirtiyor. Seçimlerin varlığı, sivil toplumun kısmi aktivizmi ve bazı medya organlarının muhalif duruşu, sistemin tamamen kapanmadığını gösteriyor.

Sonuç olarak, 15 Temmuz'dan bugüne Türkiye, demokrasi ile otokrasi arasındaki gri alanda ilerliyor. Mağdurdan mağrura geçiş, devletin yeniden yapılanması ve toplumsal kutuplaşma, önümüzdeki yıllarda da siyasetin temel dinamikleri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu sürecin nereye evrileceği, iç dinamikler kadar uluslararası konjonktüre de bağlı olacak.

Etiketler:
15 Temmuzdemokrasiotokrasisiyasetdarbe girişimi

İlgili Haberler

Kentsel dönüşümde 5 yıllık deprem riski hedefi büyüdü
Siyaset

Kentsel dönüşümde 5 yıllık deprem riski hedefi büyüdü

9 dk önce

15 Temmuz: Yerimize Kimin Geldiğini O Gece Gördük
Siyaset

15 Temmuz: Yerimize Kimin Geldiğini O Gece Gördük

10 dk önce

Ahbap kazığı: İş adamını 60 milyon dolar dolandırdılar
Siyaset

Ahbap kazığı: İş adamını 60 milyon dolar dolandırdılar

20 dk önce

TCG İstanbul Suriye'nin Lazkiye Limanı'nda: Türkiye'nin Deniz Gücü Bölgede
Siyaset

TCG İstanbul Suriye'nin Lazkiye Limanı'nda: Türkiye'nin Deniz Gücü Bölgede

24 dk önce