Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 10 Temmuz 2026 Cuma günü camilerde okutacağı hutbede, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü vesilesiyle FETÖ'nün din istismarına vurgu yapılacak. Hutbede toplumun rehavete kapılmaması gerektiği belirtilirken, ailelere çocuklarını güvenilir dini bilgi kaynaklarıyla buluşturmaları yönünde önemli uyarılar yer alacak. Diyanet'in her yıl olduğu gibi bu yıl da 15 Temmuz ruhunu canlı tutmayı hedeflediği hutbe, milli birlik ve beraberlik vurgusu taşıyor.
Hutbede öne çıkan başlıklar
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan hutbe metninde, FETÖ'nün dini bir kisve altında devlete ve millete ihanet ettiği, din istismarının en acı örneklerinden birini sergilediği ifade edilecek. Hutbede, 15 Temmuz gecesi milletin gösterdiği kahramanlık ve direnişin unutulmaması gerektiği vurgulanacak. Ayrıca, hain darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen FETÖ'nün halen çeşitli alanlarda faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekilerek, vatandaşların bu yapıya karşı uyanık olması istenecek. Hutbede, özellikle genç nesillerin doğru dini bilgiyle donatılmasının önemine değinilerek, ailelere çocuklarını Diyanet'in yayınları, cami dersleri ve güvenilir din alimlerinin rehberliği ile buluşturma çağrısı yapılacak.
Toplumsal bağlam ve değerlendirme
15 Temmuz 2016 gecesi, FETÖ mensubu askerler tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi, Türkiye'de demokrasi tarihinin en kanlı sayfalarından birini oluşturuyor. O gece 251 kişi hayatını kaybederken, binlerce kişi yaralandı. Devletin tüm kurumlarıyla bu yapıya karşı mücadeleyi sürdürdüğü bugünlerde, Diyanet'in hutbeler aracılığıyla toplumu bilinçlendirme çabası dikkat çekiyor. Hutbede yapılan aile uyarısı, din eğitiminin önemini bir kez daha gündeme taşıyor. Uzmanlar, çocukların dini bilgiye erişiminde kontrolsüz internet kaynaklarından ziyade resmi ve güvenilir kurumların önerdiği materyallerin kullanılması gerektiğini belirtiyor. Bu hutbe, hem geçmişten ders çıkarma hem de geleceğe yönelik tedbirler alma çağrısı olarak yorumlanabilir. Toplumun her kesimine rehavete kapılmamaları ve milli güvenlik hassasiyetini canlı tutmaları yönünde bir mesaj niteliği taşıyor.