Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus, 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıldönümünde yaptığı açıklamada, bu zaferin yalnızca Türkiye'nin değil, başta Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya ve Ortadoğu olmak üzere tüm gönül coğrafyasının ortak başarısı olduğunu ifade etti. Turus, milletin iradesine sahip çıkarak demokrasiye ve milli birlik ve beraberliğe vurulmak istenen darbenin, Türkiye ve dost ülkelerin kararlı duruşuyla püskürtüldüğünü belirtti.
Gönül coğrafyasının ortak refleksi
Abdulhadi Turus, 15 Temmuz gecesi Türkiye'de yaşananların aslında tüm gönül coğrafyasını ilgilendiren bir sınav olduğunu vurguladı. "Türkiye'nin istikrarı, bölgedeki tüm kardeş ülkelerin istikrarı demektir. O gece sadece Türk milleti değil, gönül coğrafyamızdaki milyonlar da dua ve destekleriyle meydanlardaydı" diyen Turus, darbe girişiminin başarısız olmasında yurt dışındaki vatandaşların ve soydaş toplulukların da önemli rol oynadığını kaydetti. Başkan, 15 Temmuz'un bir millet olma bilincinin en yüksek seviyede tezahür ettiği tarihi bir an olduğunu sözlerine ekledi.
FETÖ ile mücadele kararlılıkla sürmeli
Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) sadece Türkiye'de değil, uluslararası alanda da faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekti. Turus, "Bu örgütün başta eğitim kurumları olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde olduğu biliniyor. Türkiye, dost ülkelerle iş birliği içinde bu terör yapılanmasıyla mücadeleye devam etmelidir" değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, yurt dışındaki vatandaşların ve akraba topluluklarının bu mücadelede bilinçli ve kararlı durması gerektiğini ifade eden Turus, 15 Temmuz'un unutulmaması ve yeni nesillere anlatılması için çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.
Bağımsız değerlendirme
15 Temmuz, Türkiye'nin demokrasi tarihinde bir milat olmanın ötesinde, bölgesel güvenlik ve istikrar açısından da kritik bir eşiktir. Abdulhadi Turus'un vurguladığı "gönül coğrafyası" kavramı, Türkiye'nin kültürel ve tarihi bağlarla bağlı olduğu toplumlarla ortak bir kaderi paylaştığı gerçeğini hatırlatmaktadır. Bu zaferin sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda bir irade ve duruş savaşı olduğu unutulmamalıdır. FETÖ ile mücadelede ulusal ve uluslararası düzeyde alınacak tedbirler, gelecekte benzer tehditlerin önlenmesi adına hayati önem taşımaktadır.