15 Temmuz hain darbe girişiminin en genç şehitlerinden 15 yaşındaki Halil İbrahim Yıldırım'ın babası Mehmet Yıldırım, o gece yaşadıklarını anlattı. Babasıyla birlikte demokrasiye sahip çıkmak için sokağa çıkan Yıldırım, Bayrampaşa'da darbecilerin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti. Ailesinin organ bağışında bulunmasıyla başka insanlara umut oldu.
O geceyi unutamıyor
Baba Mehmet Yıldırım, oğlu Halil İbrahim ile birlikte sokağa çıktıklarını belirterek, "Gece 22.30 sıralarında evden çıktık. Oğlum yanıma geldi, 'Baba ben de seninle geliyorum' dedi. Birlikte Bayrampaşa'ya gittik. Orada darbeciler tarafından açılan ateş sonucu oğlum vuruldu. Olay anında yanı başımdaydı, elimi tutuyordu. Kurşun başından girip çıktı, anında yere yığıldı" dedi.
Halil İbrahim'in vurulduktan sonra hastaneye kaldırıldığını ancak kurtarılamadığını anlatan baba Yıldırım, "Doktorlar müdahale etti ama başarılı olamadılar. Şehit olduğunda sadece 15 yaşındaydı. Organlarını bağışlama kararı aldık, böylece başka insanlara can oldu" ifadelerini kullandı.
Organları başka hayatlara umut oldu
Aile, Halil İbrahim'in organlarını bağışlayarak 4 kişiye hayat verdi. Kalbi, böbrekleri, karaciğeri ve korneaları nakledilen hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Baba Yıldırım, "Oğlumun bir parçası başka bedenlerde yaşamaya devam ediyor. Onunla gurur duyuyorum. Devletimiz, milletimiz sağ olsun" dedi.
15 Temmuz gecesi İstanbul'da birçok noktada darbecilere karşı direniş gösteren vatandaşlardan 241 kişi şehit olurken, binlerce kişi yaralandı. Halil İbrahim Yıldırım, o gece şehit düşen en genç isimlerden biri olarak kayıtlara geçti.
Bağlam: 15 Temmuz'un bedeli
15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde demokrasiye yönelik en kanlı saldırı olarak yerini aldı. Binlerce vatansever, tankların önüne yatarak, kurşunlara göğüs gererek darbecilere karşı koydu. Halil İbrahim Yıldırım da bu mücadelenin sembol isimlerinden biri haline geldi. Onun hikâyesi, demokrasiye sahip çıkmanın bedelini göstermesi açısından önem taşıyor. Bugün hâlâ her 15 Temmuz'da anılan şehitler, Türk milletinin bağımsızlık ve egemenlik kararlılığının bir nişanesi olarak hafızalarda yaşıyor.