Türkiye demokrasi tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan 12 Eylül 1980 darbesi, üzerinden 44 yıl geçmesine rağmen toplumsal hafızadaki yerini koruyor. 12 Eylül 1980'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koymasıyla başlayan süreçte, 650 bin kişi gözaltına alındı, 230 kişi hayatını kaybetti ve binlerce kişi işkence gördü. Darbe, sadece siyasi partileri kapatmakla kalmadı, anayasa ve yasal sistemin temelini de değiştirdi. Bugün hâlâ darbenin yaraları sarılmaya çalışılıyor ve demokrasi mücadelesi devam ediyor.
Darbe öncesi ortam ve darbe günü
1980'li yılların başında Türkiye, sağ-sol çatışmalarının giderek arttığı, ekonomik krizin derinleştiği bir dönemden geçiyordu. 1978-1979 yıllarında yaşanan çatışmalarda binlerce kişi hayatını kaybetti. 12 Eylül sabahı, saat 04.00'te radyolardan okunan bildiriyle darbe tüm ülkeye duyuruldu. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki Milli Güvenlik Konseyi, ülke yönetimine el koydu. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi, siyasi partiler ve sendikalar kapatıldı. Liderler gözaltına alındı.
Darbenin sonuçları ve insan hakları ihlalleri
Darbe sonrası kurulan sıkıyönetim mahkemelerinde 7 bin kişi idam cezasına çarptırıldı, 50 kişi idam edildi. 1.5 milyon kişi fişlendi. İşkence, faili meçhul cinayetler ve kayıplar yaygındı. Özellikle cezaevlerinde yaşanan işkenceler, uluslararası raporlara konu oldu. Darbe anayasası, 1982'de halk oylamasına sunuldu ve %91.37 oranında kabul edildi. Ancak bu anayasa, askeri vesayeti kurumsallaştırdığı gerekçesiyle sık sık eleştirildi.
Darbenin uzun vadeli etkileri
12 Eylül darbesi, Türkiye'nin siyasi, hukuki ve toplumsal yapısını derinden etkiledi. Sivil toplum örgütleri ve sendikalar baskı altına alındı. Üniversitelerden öğretim üyeleri tasfiye edildi. 1983'te sivil siyasete geçişle birlikte Turgut Özal'ın liderliğindeki ANAP iktidara geldi. Ancak darbe mirası, 2010 yılındaki anayasa değişikliğine kadar birçok alanda hissedildi. Darbeyle mücadele amacıyla çıkarılan 15 Temmuz darbe girişimi sonrası OHAL dönemi de yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
12 Eylül darbesinin mağdurları, yıllarca adalet arayışını sürdürdü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, birçok davada Türkiye'yi mahkum etti. Ancak darbecilerin yargılanması, 2012 yılında başlatılan soruşturma sonucu 2014'te görülen davada, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'nın ömür boyu hapse mahkum edilmesiyle sembolik bir sonuca ulaştı. O dönemde yaşanan insan hakları ihlallerinin tam olarak aydınlatılamamış olması, demokrasi yolculuğunda atılması gereken adımlar olduğunu gösteriyor.