Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) tarafından yayımlanan 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi raporuna göre, bu süre zarfında AB ülkelerine yapılan iltica başvurularının sayısı 332 bin olarak kaydedildi. Türkiye vatandaşları, 12 bin başvuru ile ilk altı ayda en fazla başvuru yapan ülke vatandaşları arasında yer aldı.
Başvuru sayıları ve ülke dağılımı
Raporda, 2026'nın ilk yarısında AB genelinde toplam 332 bin iltica başvurusu yapıldığı belirtildi. Bu başvuruların 12 bini Türkiye vatandaşları tarafından gerçekleştirildi. Türkiye, böylece ilk yarıyılda en çok iltica başvurusu yapan ülkeler arasında ilk sıralarda yer aldı. Diğer öne çıkan ülkeler arasında Suriye, Afganistan ve Venezuela vatandaşları bulunuyor.
Başvuruların dağılımına bakıldığında, Almanya, Fransa ve İspanya'nın en fazla başvuru alan ülkeler olduğu görülüyor. Türk vatandaşlarının en çok tercih ettiği ülkeler arasında ise Almanya ilk sırada yer alırken, onu Fransa ve Hollanda takip ediyor.
Önceki yıllarla karşılaştırma
AB İltica Ajansı'nın verilerine göre, 2025 yılının tamamında Türkiye'den yapılan iltica başvurularının toplamı 28 bin civarındaydı. 2026'nın ilk altı ayındaki 12 bin başvuru, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15'lik bir artışa işaret ediyor. Bu artışta, Türkiye'deki ekonomik koşullar, siyasi gelişmeler ve bölgesel istikrarsızlıkların etkili olduğu değerlendiriliyor.
Uzmanlar, iltica başvurularındaki dalgalanmaların sadece itici faktörlerle değil, aynı zamanda AB ülkelerinin kabul politikaları ve iltica prosedürlerindeki değişikliklerle de bağlantılı olduğunu belirtiyor. Özellikle bazı ülkelerin son yıllarda iltica başvurularını daha sıkı incelemeye başlaması, başvuru sayılarını doğrudan etkiliyor.
AB'nin genel iltica tablosu
2026'nın ilk yarısında AB'ye yapılan toplam 332 bin iltica başvurusu, geçen yılın aynı dönemine göre hafif bir düşüş gösterdi. 2025'in ilk altı ayında bu sayı 350 binin üzerindeydi. Düşüşte, AB'nin göç ve iltica politikalarında yaptığı düzenlemelerin ve bazı menşe ülkelerdeki durumun iyileşmesinin rol oynadığı ifade ediliyor.
Buna karşın, Türkiye'den yapılan başvurulardaki artış, AB'nin genel eğiliminden ayrışıyor. Bu durum, Türkiye'ye özgü koşulların iltica kararlarında belirleyici olduğunu gösteriyor. Ekonomik zorluklar, genç nüfusun gelecek kaygısı ve siyasi belirsizlikler, Türk vatandaşlarının iltica başvurularını tetikleyen başlıca nedenler arasında sayılıyor.
İltica süreçleri ve beklentiler
AB ülkelerine yapılan iltica başvurularının sonuçlanma süreci ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Ortalama olarak bir başvurunun sonuçlanması 6 ay ile 2 yıl arasında sürebiliyor. Türk vatandaşlarının başvurularının kabul oranları ise ülkelere göre farklılık gösteriyor. 2025 verilerine göre, Türkiye'den gelen başvurularda ilk derece kabul oranı ortalama yüzde 35 civarında. Bu oran, Suriye ve Afganistan gibi ülkelerden gelen başvurulara kıyasla daha düşük.
İltica başvurularının artması, AB ülkelerindeki göç ve iltica politikalarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı ülkeler, başvuru süreçlerini hızlandırarak ve kabul kriterlerini sıkılaştırarak yanıt verirken, insan hakları örgütleri bu politikaların mültecilerin haklarını kısıtlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye-AB ilişkileri ve göç yönetimi
Türkiye ile AB arasındaki göç yönetimi işbirliği, 2016 yılında imzalanan ve 2020'de güncellenen Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde yürütülüyor. Anlaşma kapsamında Türkiye, AB'ye düzensiz göçü engellemekle yükümlü. Ancak son yıllarda Türkiye'den AB'ye yönelen iltica başvuruları, bu işbirliğinin sınırlarını ve etkinliğini sorgulatıyor.
AB İltica Ajansı raporu, önümüzdeki dönemde Türkiye'den yapılan başvuruların seyrine ilişkin tahminlerde bulunmuyor. Ancak mevcut eğilimler, ekonomik ve siyasi koşulların değişmemesi halinde başvuru sayılarının benzer seviyelerde devam edebileceğine işaret ediyor. AB ülkelerinin iltica politikalarındaki olası değişiklikler ise başvuru sayılarını doğrudan etkileyebilecek bir diğer faktör olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, 2026'nın ilk yarısında 12 bin Türk vatandaşının AB ülkelerine iltica başvurusu yapması, hem Türkiye'deki iç dinamiklerin hem de AB'nin göç politikalarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak veriler, bu eğilimin kalıcı olup olmadığını gösterecek.