Eski bakanlar, emekli yargı mensupları, emekli askerler, akademisyenler, gazeteciler ve avukatların aralarında bulunduğu 112 kişi, PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan için düzenlenmesi planlanan mitinglere karşı ortak bir bildiri yayımladı. Bildiride, söz konusu mitinglerin yasaklanması çağrısında bulunuldu ve bu tür etkinliklerin toplumsal barışa zarar vereceği vurgulandı.
Bildirinin detayları
Ortak bildiride, terör örgütü liderine özgürlük talebiyle yapılacak mitinglerin, terör propagandası niteliği taşıdığı ve hukuka aykırı olduğu belirtildi. İmzacılar, yetkililere çağrıda bulunarak, bu tür etkinliklere izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, "Terör örgütü elebaşısına özgürlük talep eden mitingler, şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetlerini hiçe saymaktadır. Bu tür eylemler, devletin bölünmez bütünlüğüne ve milletin birliğine yönelik bir tehdittir" denildi.
İmzacılar arasında kimler var?
Bildiride imzası bulunanlar arasında eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, eski İçişleri Bakanı Efkan Ala, emekli Yargıtay üyeleri, eski askeri hakimler, Ankara Barosu'na kayıtlı avukatlar ve çeşitli üniversitelerden akademisyenler yer alıyor. Ayrıca, emekli albaylar ve gazeteciler de bildiriye destek verdi. İmzacıların ortak özelliği, terörle mücadelede kararlı duruşlarıyla bilinmeleri.
Mitinglerin arka planı
Abdullah Öcalan, 1999 yılında yakalanarak İmralı Cezaevi'ne konulmuş ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştır. Son dönemde bazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları, Öcalan'ın serbest bırakılması veya ev hapsi talebiyle çeşitli illerde mitingler düzenlemeyi planlamıştır. Ancak bu girişimler, kamuoyunda büyük tepki çekmiş ve hükümet yetkilileri tarafından da eleştirilmiştir. İçişleri Bakanlığı, bu tür etkinliklerin terör propagandası kapsamında değerlendirileceğini ve yasal işlem yapılacağını açıklamıştı.
Bildiri, Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığını ve toplumsal hassasiyetleri bir kez daha gözler önüne seriyor. Terör örgütü liderine özgürlük talep etmek, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamakta ve şehit ailelerinin acılarını tazelemektedir. Bu tür girişimlerin demokratik hak arayışı olarak değerlendirilmesi mümkün değildir; aksine, terörün meşrulaştırılmasına hizmet etmektedir.