Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ'nün kumpas davalarının mimarları arasında gösterilen firari savcılar Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç hakkında yürütülen yargılamalarda 8 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davaların düşürülmesini talep etti. Talebin, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve mağduriyetlere yol açan davalarla ilgili olması nedeniyle hukuki ve siyasi tartışmaları da beraberinde getirdiği belirtiliyor. Karara ilk tepki, söz konusu kumpas davalarında hedef alınan emekli askerlerden geldi.
Zamanaşımı Talebinin Gerekçesi ve Hukuki Boyut
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebine göre, Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç'in yargılandığı dosyalarda suç tarihlerinin üzerinden 8 yıllık zamanaşımı süresi geçmiş durumda. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, bazı suçlar için öngörülen zamanaşımı süreleri, sanıkların firari olması durumunda dahi işlemeye devam ediyor. Başsavcılık, bu nedenle söz konusu davaların düşürülmesi gerektiği görüşünü mahkemeye iletti. Hukukçular, zamanaşımı kurumunun hukuk devletinde öngörülebilirlik ve adil yargılanma hakkı açısından önemli olduğunu, ancak kamu vicdanını yaralayan ağır ihlallerde tartışmalara yol açabileceğini ifade ediyor.
Emekli Askerlerden Sert Tepki: "Adalet Yerine Getirilmedi"
Kumpas davalarında mağdur edilen emekli askerler, zamanaşımı talebine sert tepki gösterdi. Yıllarca tutuklu kalan, rütbeleri ellerinden alınan ve toplum önünde itibarsızlaştırılan askerler, bu talebin adaletsizlik olduğunu savunuyor. Emekli askerler, "FETÖ'cülere af mı?" sorusunu yönelterek, zamanaşımı gerekçesiyle davaların düşmesinin, işlenen suçların cezasız kalması anlamına geleceğini vurguluyor. Mağdur aileler, yıllardır verdikleri hukuk mücadelesinin karşılıksız bırakılmaması gerektiğini dile getiriyor.
Kumpas Davalarının Arka Planı
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında, örgütün kumpas davalarıyla ordu içinde tasfiye hareketi yürüttüğü ortaya çıkarılmıştı. Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve Mehmet Yüzgeç, bu kumpas davalarının savcıları olarak firari durumda bulunuyor. Öz ve beraberindekilerin yurt dışına kaçtığı, haklarında yakalama kararı bulunduğu biliniyor. Türkiye, bu isimlerin iadesi için çeşitli ülkelerle temaslarda bulunmuş ancak somut bir sonuç alınamamıştı. Zamanaşımı talebi, firari sanıkların yargılanmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak değerlendiriliyor.
Hukuki ve Siyasi Yansımalar
Zamanaşımı talebi, sadece hukuki bir süreç olmanın ötesinde siyasi sonuçlar da doğurabilir. Muhalefet partileri, iktidarın FETÖ ile mücadelede samimi olmadığını öne sürerken, iktidar kanadı yargı sürecinin bağımsız yürütüldüğünü savunuyor. Kamuoyunda ise "FETÖ'cülere af" tartışması yeniden alevlenmiş durumda. Uzmanlar, zamanaşımı süresinin dolmasının, sanıkların yargılanmasını fiilen imkânsız hale getirebileceğini, bunun da mağdurların adalet duygusunu zedeleyeceğini belirtiyor.
Sonraki Adımlar ve Beklentiler
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi, ilgili mahkeme tarafından değerlendirilecek. Mahkemenin, zamanaşımı süresinin dolup dolmadığını ve dosyalardaki delil durumunu inceleyerek bir karar vermesi bekleniyor. Kararın, benzer dosyalar için de emsal teşkil edebileceği belirtiliyor. Emekli askerler ve mağdur yakınları, kararın adaletten yana olması gerektiğini ifade ediyor. Hukukçular ise zamanaşımı kurumunun uygulanmasında takdir yetkisinin önemine dikkat çekiyor.
Zamanaşımı talebi, Türkiye'de yargı bağımsızlığı ve FETÖ ile mücadelenin seyri açısından kritik bir eşik olarak görülüyor. Kararın, kamu vicdanında derin yaralar açan kumpas davalarının geleceğini belirleyeceği ifade ediliyor. Mağdurlar, yıllarca çektikleri acıların karşılığının bu şekilde silinmemesi gerektiğini savunuyor.